Küresel ısınmayla birlikte yayılımı hızlanan ve her yıl 400 milyon insanı tehdit eden deng humması hastalığına karşı kritik bir bilimsel eşik aşıldı.
Sivrisinek Tehlikesinde Ezber Bozan Keşif: Deng Humması Aşılı Kişilerin Tekrar Hastalanmasının Nedeni Belli Oldu

Güneydoğu Asya ve Latin Amerika'nın ardından Avrupa ile küresel ölçekte yayılım gösteren deng humması (kemik kıran humması) virüsüne karşı yürütülen aşı çalışmalarında uzun süredir devam eden bir bilmece çözüldü.
Aedes cinsi dişi sivrisinekler vasıtasıyla bulaşan ve her yıl ortalama 40 bin insanın yaşamını yitirmesine neden olan viral salgın, hastalığı atlatan veya aşılanan bireylerde ikinci kez ortaya çıktığında çok daha ağır seyrediyordu. ABD Ulusal Alerji ve Bulaşıcı Hastalıklar Enstitüsü (NIAID) uzmanları, bağışıklık sisteminin bu ters tepkisine yol açan immünolojik mekanizmayı deneysel insan araştırmasıyla tespit etti.
BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİN "TEHLİKELİ HAFIZASI" ORTAYA ÇIKARILDI
Bilim insanları, virüsün farklı bir suşu ile karşılaşan bağışıklık sisteminin, geçmişteki enfeksiyona karşı ürettiği eski antikorları hatalı şekilde tekrar devreye soktuğunu belirledi. Yeni suşa karşı etkisiz kalan bu antikorlar, hastalığın temizlenmesini engellediği gibi vücutta aşırı enflamasyon (iltihaplanma) tepkisini tetikleyerek semptomların daha ağır geçmesine yol açıyor.
Yürütülen klinik çalışmada, zayıflatılmış DENV-3 virüs suşuna maruz bırakılan 45 gönüllünün kan ve lenf bezi dokuları incelendi. Daha önce virüsü geçirmiş bireylerde viral yükün ve koruyucu olmayan antikor oranının çok daha yüksek olduğu görüldü. Bu durum, virüsü kontrol altına almada yetersiz kalan bağışıklık hafızasının hastayı korumak yerine virüsün yayılımına zemin hazırladığını kanıtladı.
AŞILAMA SÜREÇLERİNDEKİ GÜVENLİK RİSKİ AŞILIYOR
Söz konusu biyolojik mekanizma, geçmişte geliştirilen ilk nesil deng humması aşılarının neden beklenen başarıyı gösteremediğini de açıklıyor. 2016 yılında Filipinler'de uygulanan kitlesel aşılama kampanyaları sonrasında bazı çocukların ağır deng humması tablosuyla hastaneye kaldırılması, aşı geliştirme süreçlerinde büyük aksamalara neden olmuştu.
Araştırmacılar, bağışıklık sisteminin ölçülü ve doğru antikor üreten bireylerde "NS1" adlı proteine karşı gelişen molekülleri tespit etti. Bu moleküllerin varlığı, kişinin virüse karşı gerçek anlamda koruma altında olup olmadığını gösteren birer "biyobelirteç" (biomarker) olarak tanımlandı.
10 YILLIK KLİNİK DENEY ZORUNLULUĞU SONA EREBİLİR
Texas Üniversitesi Tıp Fakültesi virologlarından Nikos Vasilakis ve araştırma ekibi, tespit edilen yeni biyobelirteçlerin deng humması araştırmalarında devrim niteliğinde bir adım olduğunu ifade ediyor. Hayvan modellerinin yetersizliği nedeniyle daha önce bir aşının güvenli kabul edilebilmesi için 10 yılı bulan Evre-3 insan deneylerinin yapılması gerekiyordu.
Keşfedilen moleküler göstergeler sayesinde yeni nesil deng humması aşılarının koruyuculuk ve güvenlik oranları laboratuvar ortamında kısa sürede test edilebilecek. Çalışma, iklim değişikliğine bağlı olarak küresel bir tehdide dönüşen tropikal hastalıkların önlenmesinde zaman ve maliyet kaybını minimuma indirmeyi vaat ediyor.



