Bağımsız Maden İşçileri Sendikası, Soma'da faaliyet gösteren İmbat Madencilik bünyesinde çalışan işçilerin ücretlerini eksik aldığı ve toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan alacaklarının iki yıldır ödenmediği gerekçesiyle eylem başlatma kararı aldığını açıkladı. Sendika Genel Başkanı Gökay Çakır, Türkiye Kömür İşletmeleri (TKİ) ile İmbat Madencilik'i sorunun çözümünden sorumlu tutarak, "Bu işçilerin parasını TKİ'nin ödemesi zorunlu. Ölmek var, dönmek yok!" ifadelerini kullandı.
Soma'da İmbat Madencilik İşçileri Eyleme Hazırlanıyor

Bağımsız Maden İşçileri Sendikası, Manisa'nın Soma ilçesinde faaliyetlerini sürdüren İmbat Madencilik'te işçilerin yaşadığı ücret ve toplu iş sözleşmesi kaynaklı sorunların hâlâ çözüme kavuşturulmadığını belirterek eylem kararı aldığını kamuoyuyla paylaştı.
Sendikanın sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, "İmbat Madencilik'te yaşanan sorunların çözümsüz bırakılması sebebiyle, Bağımsız Maden İşçileri Sendikası olarak, sorunların en büyük muhatabı olan TKİ ve İmbat Madencilik'e karşı başlatacağımız direnişin ilanıdır" ifadeleri kullanıldı.
"İŞÇİLER İKİ SENEDİR TOPLU SÖZLEŞME HAKLARINI ALAMIYOR"
Sendikanın yayımladığı videoda açıklamalarda bulunan Genel Başkan Gökay Çakır, İmbat Madencilik işçileriyle iki ayrı toplantı yaptıklarını belirterek çalışanların içinde bulunduğu ekonomik koşulların artık dayanılmaz bir noktaya geldiğini dile getirdi.
Çakır, şöyle konuştu:
"Soma İmbat Madeni işçileriyle beraberiz. Toplantı yaptık. Dün de bir toplantı yaptık. Dün istişare toplantısıydı ama işçi kardeşlerimizin bıçak kemiğe dayanmış. Kemiği de geçmiş şu anda. İşçi kardeşlerimizin evlerinde aç çocukları bekliyor. Parasızlar, maaşlarını tam alamıyorlar. Toplu sözleşmedeki haklarını iki seneden beri alamıyor bu arkadaşlarımız. Geldiğimiz noktada iş yeri diyor ki "Bizim paramız yok." Sendika da diyor ki "Eylem yapıyoruz." Çamda eylem yapıyorlar. İşçiyi kandırıyorlar. Birileriyle oturuyorlar masada. İşçinin hakkını çamın içinde arıyorlar. Bu da bir eylem değil. İşçi hakkı aramak değil. Kendi koltuklarını düşünerek hareket ediyorlar. Biz buradan, bugün Gökal Bey'le görüştüm. Ben bugün Enerji Bakanlığı ve Çalışma Bakanlığıyla da bir görüşme yaptım. Siyasi partilerle de görüşme yaptım, vekilleriyle. Geldiğimiz noktada gördüm ki paranın nereden alınacağını biz gördük, bulduk.
Biz perşembe günü, yani çarşamba günü saat 10.00'da giden vardiyası, gece vardiyası arkadaşlarımız İmbat AŞ'de eyleme başlayacaklar. Sabah 08.00'de de İmbat işçisi çalışmaya gider gibi TEK'in önüne gelecekler. TEK'te eylemimiz başlayacak. 24 saatlik eylemimizde işçi kardeşlerimiz her vardiyada işine gitmiş gibi eyleme gidip gelecek. Disiplinli ve kararlı, doğru ve dimdik. Bağımsız Maden Sendikası işçileriyle beraber Soma halkına, Soma çiftçisine, Soma esnafına, Torku denilen santrale, bütün Soma'daki yurttaşlarımıza sahip çıkmaya çalışıyoruz. Buradan Soma halkımıza sesleniyorum. Bu kardeşlerim şu anda evlerine bir lokma ekmek götürmek için gece gündüz yerin yedi kat altında mücadele ediyorlar ama haklarını alamıyorlar. Bu hakları niye alamadılar? Bu hakları sarı sendika yüzünden alamadılar. Bu hakları, siyasi partilerin bu işçilerle görüşmeleri derken işçilere verilmedi. Bazı yerlere verildi bu paralar.
Biz bunları da çok iyi biliyoruz. Biz bunları da çok iyi tanıdık bugün. Daha önceden tanıyorduk, bugün daha net tanıdık. Bu işçilerin parasını TEK'in ödemesi zorunlu. Ölmek var, dönmek yok! Biz yerin yedi kat altına zaten ölmüş gibi giriyoruz. Sağ olarak çıkıyoruz. Bizim beş tane yurttaşımız, beş tane kardeşimiz birilerinin hatası yüzünden iş yerinde, iş cinayetinde hayatını kaybetti. Burada işveren vekillerinin ne kadar suçu varsa o sendikanın da o kadar suçu vardır. 301'de nasıl olduysa, Amasra'da 42 arkadaşımıza nasıl olduysa, İliç'te dokuz arkadaşımız nasıl öldüyse, Zonguldak'taki üç arkadaşımız nasıl öldüyse bu sendikanın, sarı sendikanın, katil sendikanın, işçinin kanını vampir gibi emen sendikanın, işçiden aldığı gücü işçiye vermeyerek işverene vermesiyle bu duruma getirdiler işçiyi. Bundan sonra İmbat AŞ'de Bağımsız Maden Sendikası vardır. Bunu da tüm Türkiye, tüm kamuoyu, tüm siyasi partiler, tüm yurttaşlarımız, tüm sendikalar duysun."



