Yeniçağ
Haber akışına dön

Son 50 Yılın Salgını: Alerjik Hastalıklar İkiye Katlandı

Son 50 Yılın Salgını: Alerjik Hastalıklar İkiye Katlandı

Günümüzde hapşırma nöbetleri, geçmeyen burun akıntıları, ciltte oluşan kaşıntı ve kızarıklıklar giderek daha sık görülüyor. Uzmanlar, son yıllarda hızla yaygınlaşan alerjik hastalıkların yalnızca basit bir rahatsızlık olarak değerlendirilmemesi gerektiği konusunda uyarıyor. Türk Dermatoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Özlem Su Küçük, ilerleyen alerjik hastalıkların nefes darlığı, şiddetli astım atakları ve hayati tehlike oluşturabilen alerjik şok gibi ciddi sonuçlara neden olabileceğini belirtti.

Türk Dermatoloji Derneğinin 34. yıllık toplantısında değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Küçük, alerjik hastalıklarda dikkat çeken değişimin artık yaş sınırlarının ortadan kalkması olduğunu vurguladı. Geçmişte daha çok bebeklik ve çocukluk döneminde görülen besin alerjisi ve egzama gibi rahatsızlıkların yetişkinlikte de aniden ortaya çıkabildiğini belirten Küçük, yetişkinlerle özdeşleşen kronik alerjik nezle ve çevresel alerjilerin ise küçük yaştaki çocuklarda görülmeye başladığını ifade etti.

AŞIRI HİJYEN ALERJİ RİSKİNİ ARTIRIYOR

Bağışıklık sisteminin normal şartlarda zararsız olan maddelere karşı aşırı tepki vermesinin arkasında modern yaşam alışkanlıklarının bulunduğunu belirten Prof. Dr. Küçük, bu noktada hijyen teorisine dikkat çekti.

Çocukların mikroplardan korunması amacıyla doğadan ve doğal ortamlardan uzak tutulmasının bağışıklık sisteminin gelişimini olumsuz etkileyebileceğini söyleyen Küçük, erken yaşlarda mikroorganizmalarla yeterince karşılaşmayan bağışıklık sisteminin polen ve besin proteinleri gibi zararsız maddeleri tehdit olarak algılayabildiğini kaydetti.

Bu durumun özellikle kentlerde yaşayan çocuklarda daha sık görüldüğünü ifade eden Küçük, kırsal bölgelerde büyüyen çocukların doğal ortamlardaki mikroorganizmalarla daha fazla karşılaşmasının bağışıklık sisteminin gelişiminde etkili olabildiğini dile getirdi.

MODERN HAYATIN ALERJİYİ TETİKLEYEN 5 ETKENİ

Türkiye gazetesinde yer alan haberde, Prof. Dr. Özlem Su Küçük, günlük yaşamda sıkça karşılaşılan ve alerjik hastalıkların artışında etkili olabilecek faktörleri de sıraladı.

Cilt bariyerini zayıflatan kimyasallar: Deterjanlar, parfümlü sabunlar ve ıslak mendiller gibi sık kullanılan ürünler cildin koruyucu tabakasına zarar verebiliyor. Cilt bariyerinin bozulmasıyla alerjen maddelerin vücuda girişi kolaylaşıyor.

Bağırsak florasının bozulması: Sezaryen doğumların yaygınlaşması, anne sütüyle beslenme süresinin kısalması ve çocukluk döneminde gereksiz antibiyotik kullanımı bağırsaktaki yararlı bakterileri olumsuz etkileyebiliyor. Bu değişimler alerji riskinin artmasıyla ilişkilendiriliyor. Paketli ve işlenmiş gıdalar: Taze sebze ve meyveler yerine koruyucu ve katkı maddeleri içeren hazır ürünlerin daha fazla tüketilmesi, vücudun doğal savunma mekanizmalarını olumsuz etkileyebiliyor.

Hava kirliliği ve sigara dumanı: Egzoz gazları, sanayi kaynaklı kirleticiler ve pasif içicilik solunum yollarını tahriş ediyor. Bu durum polen ve ev tozu akarları gibi alerjenlerin etkisini artırabiliyor.

İklim değişikliği: Küresel ısınmanın etkisiyle polen mevsimleri uzarken havadaki polen yoğunluğu da artabiliyor. Bu durum özellikle polen alerjisi bulunan kişiler için daha uzun süreli şikâyetlere neden olabiliyor.

"MODERN HAYAT ALERJİLERİ ARTIRDI"

Günlük yaşamda kullanılan temizlik ürünlerinden kozmetiklere, paketli gıdalardan hava kirliliğine kadar pek çok etkenin bağışıklık sistemi üzerinde olumsuz etkiler oluşturabildiğini belirten Prof. Dr. Küçük, modern yaşam alışkanlıklarının alerjik hastalıkların yaygınlaşmasında önemli rol oynadığını ifade ederek, "Deterjanlar, yumuşatıcılar, kremler, paketli gıdalarda kullanılan maddeler ve hava kirliliği bağışıklık sistemimizi bozdu. Modern hayat alerjileri artırdı" uyarısında bulundu.

Okumaya devam et

Pusholder

Senin gündemin

Okuma seçenekleri

Push AIÖzet

PusholderKaynakta oku
yenicaggazetesi.com