Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkmenistan ziyareti sonrası uçakta gazetecilerin gündeme dair sorularını yanıtladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklaması şu şekilde;
"Değerli basın mensubu arkadaşlarım; sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum. Kardeş ülkemiz Türkmenistan’ın daimi tarafsızlığının ilanının 30. yıldönümü etkinliklerine katıldığımız Aşkabat ziyaretimizi tamamlamış bulunuyoruz. Bu etkinliklerin aynı zamanda BM tarafından ilan edilen ve bizim de ortak sunucu olduğumuz “Uluslararası Barış ve Güven Yılı” münasebetiyle tertiplenmesi, kutlamalara ayrı bir mana kazandırdı. Öncelikle Türkmenistan’ın milli lideri Sayın Gurbangulu Berdimuhammedov ve Devlet Başkanı Serdar Berdimuhamedov’a bir kez daha teşekkür ediyorum.
Son olarak 3 yıl önce ziyaret ettiğimiz Türkmenistan’la ortak tarih, dil, din ve kültüre dayanan münasebetlerimizi her geçen gün pekiştirmenin gayretindeyiz. Bilhassa ekonomik ve ticari iş birliğimiz son derece güçlü durumda. İş insanlarımız, Türkmenistan’ın bağımsızlığından bu yana yaklaşık 55 milyar dolar tutarında projeyi tamamladılar. Halihazırda 10 milyar dolar tutarında 19 proje yürütülüyor. Türkmenistan bu anlamda Rusya Federasyonu’ndan sonra firmalarımızın en çok proje gerçekleştirdikleri ikinci ülke konumunda. 2024 yılında 2 milyar doları aşan ticaret hacmimizi 5 milyar dolara yükseltmenin gayreti içindeyiz.
İlişkilerimizin beşeri boyutuna da elbette son derece önem veriyoruz. Türkmen kardeşlerimizin üniversite eğitimi için Türkiye’yi ilk sırada tercih etmeleri bizim açımızdan memnuniyet verici. Bu gençlerimizin eğitimlerini tamamladıktan sonra Türkmenistan’a dönerek ülkelerinin kalkınmasına katkıda bulunmalarından memnuniyet duyuyoruz.
Değerli basın mensupları; bildiğiniz üzere Türkmenistan, BM Genel Kurulu’nun 12 Aralık 1995 tarihli oturumunda kabul edilen kararla daimi tarafsızlık statüsü elde etti. Bu statüyü 30 yıldır başarıyla sürdürüyor. Ayrıca tarafsızlık kavramını bir barış felsefesine dönüştürmek için de özel çaba sarf ediyor. Türkmenistan’ın bağımsızlığını ilk tanıyan ülke olarak, Türkmenistan’ın daimi tarafsızlık statüsünü destekleyen ülkelerin de başında yer aldık. Türkmenistan’ın tarafsızlık temelinde barış inşasına yönelik vizyonunu desteklemeyi sürdürüyoruz. Ben de bugün forumda yaptığım hitapta Türkmenistan’a desteğimizi tekrar vurguladım. Hitabımda bölgemizin bölgesel ve küresel barışa yönelik yaptığı katkılara ve Gazze’de yaşanan insanlık dramına dikkat çektim.
Ayrıca Türkmenistan Devlet Başkanı ve Milli Lider’in yanı sıra Rusya Devlet Başkanı Sayın Vladimir Putin ve Pakistan Başbakanı Sayın Şahbaz Şerif’le de ikili görüşmelerimiz oldu. Türkmen tarafıyla bilhassa enerji, ulaştırma, ticaret ve diğer alanlardaki iş birliğimizi gözden geçirdik. Sayın Putin ile de ikili ilişkilerimiz ile Ukrayna’daki savaş ve bölgesel meseleler hakkında görüş alışverişinde bulunduk. Sayın Trump’ın girişimleriyle başlatılan diyaloğu olumlu bulduğumuza işaretle, ülkemizin barış çabalarına yapabileceği katkıları kendisiyle değerlendirdik. Ziyaretimiz vesilesiyle Türkmenistan’ın ulaştığı kalkınmışlık düzeyine ve Türk insanının ve firmalarının bu düzeye ulaşılmasındaki katkısına bir kez daha gururla şahit olduk. Bu duygu ve düşüncelerle ziyaretimizin dost ve kardeş ülkeler için hayırlara vesile olmasını, uluslararası barışa katkı sunmasını temenni ediyorum.
Şimdi sıra sizde.
Sayın Putin’le oldukça verimli, kapsamlı, derinlikli bir görüşme gerçekleştirdik. Görüşmemizde özellikle kendisini her an beklediğimi ifade ettim. Bunun için de en kısa zamanda bir araya gelmemiz gerektiğini konuştuk. Kendisi de “sözümü yerine getireceğim” dedi. Ümit ederim ki en yakın zamanda bu ziyareti gerçekleştiririz. Bizim Rusya ile ilişkilerimiz günübirlik çıkar hesaplarıyla yürüyen ilişkiler değildir; köklü bir tarih, güçlü bir diplomatik zemin ve karşılıklı güven üzerine kuruludur. Ağırlıklı olarak savaşı ve barış çabalarını konuştuk. Türkiye’nin bu meselede nerede durduğunu bütün aktörler gibi Sayın Putin de çok yakından biliyor. Biz bu savaşın çoktan bitmesi gerektiğini düşünüyoruz; bunu da bütün muhataplarımıza açık bir şekilde söylüyoruz.
Suriye’de 10 Mart mutabakatının hayata geçirilmesi, bölgenin geleceğini yakından ilgilendiren bir süreçtir. Mutabakatın öngördüğü hedeflere ulaşılması, Suriye için en hayırlı netice olacaktır. Mutabakatın uygulanmasıyla Suriye’nin toprak bütünlüğü, birliği, beraberliği, istikrarı ve müreffeh geleceğe yürüyüşü tahkim edilecek. Ayrılıkların, çatışmaların Suriye’ye bir şey kazandırmadığı yakın geçmişte görülmüştür. Suriye yönetiminin, Suriye’yi oluşturan bütün unsurların bir araya gelmesi vizyonuyla hareket etmesi önemlidir.
Suriye hakkında birçok odağın planları olabilir, hayalleri olabilir. Ancak önemli olan Suriye halkının ortak gelecek tahayyülüdür. Gerçekçi hayalleri Suriye’nin cefakar halkı kurmaktadır. Tuzak kuranların oyunlarını bu mutabakatın hayata geçirilmesi bozacaktır. Biz; Türkmen, Arap, Kürt, Sünni ve Nusayri ayırt etmeden, kardeş Suriye halkının tamamının barışını, huzurunu, refahını istiyoruz.
Henüz bize gelmiş bir teklif yok, bir talep de yok. Böyle bir toplantının yapılacağı istikametinde dedikoduları duyuyoruz. Yeter ki barış için bu tür toplantılar yapılsın. Adım atalım, biz her an hazırız.
Şu anda hep bunun heyecanı içerisindeyiz. Ama Avrupa Birliği üyelik sürecinde biliyorsunuz 50 yılı devirdik. Bizi bu tür tekerlemelerle maalesef oyaladılar.
Futbolda illegal bahis skandalı diye tabir edilen bazı gelişmeler var. Siz de futbolu çok yakından takip ediyorsunuz.
Bu son gelişmeler bizi ciddi manada üzmüştür. İdarecisinden yöneticisine ve futbolcusuna kadar birçok ismin burada bulunması ve bu kişilerin adının böylesi skandallara karışması, ülkemde bunun olması, bir Cumhurbaşkanı olarak bizleri gerçekten üzmüştür.
Aile Yılı derken, ailenin kutsiyetini ifade etmek istiyorum. Aile bizde kutsaldır. Her yönüyle kutsaldır.
Bunu yapalım ki, milletimiz de “işte benim anayasam” desin. Kendi geleceği ile ilgili de herhangi bir endişeye kapılmasın. Yeni anayasa sözünü AK Parti olarak biz özellikle meydanlarda verdiğimiz gibi, bütün siyasi partiler de millete aynı taahhütte bulunmuştur.
Bu sıkıntıyı yaşıyor muyuz? Bana göre yaşıyoruz. Ama ümitsiz miyiz, asla… Çünkü bu milletin tohumunda var. Yani biz yeniden inşallah ayağa kalkacağız, yeniden küllerimizden doğacağız. Bu millet, o güçlü ailelerle inşa ve ihya hareketini de yürütecektir.
"





