Meşin top adeta Arda Güler'in kölesi olmuş; bir dokunuşuyla, mesafe tanımaksızın gol oluyor, bir dokunuşuyla metrelerce ötedeki takım arkadaşının ayağına konuyor. Abartmıyorum, Arda isterse, sihirli kramponlarıyla o topu, yüz metre ötedeki bir evin bacasından içeri sokup, mutfaktaki tencereye kondurur vesselam... Güdümlü bu paslar adeta...

Milyonlarca sperm arasından, en akıllısı ve en güzelini denk getirmiş Yaradan, Arda Güler gibi bir şaheser gelmiş dünyaya. Şükürler olsun. Rakip kim olursa olsun çok kritik bir maçtı. Kaybedersen gidersin, yani telafisi yok. Üstelik yılların kurt hocası Lucescu'nun Romanyası var karşımızda. Rumenler ilk yarıda savunma setini hiç bozmadılar; çok iyi kapanıp geçiş oyunlarıyla kalemizi yoklamaya çalıştılar. Bazen de yüreğimizi ağzımıza getirdiler. Özellikle son anlarda... Öyle ki, gecenin bir karanlığında karşımda kazıklı Voyvoda Vlad'ı görmüş gibi hissettim..

"Bizim çocuklar", bizim kadar stresli değildiler aksine özgüvenliydiler. Solumuz fenaydı!.. Ferdi ve Kenan'la her fırsatta kroşe atan bir boksör gibiydik... Orta sahamız şahane, savunmamız bildiğin geçit vermez dağlar gibiydi. Herkes harikaydı ama asisti yapan Arda, dar alanda büyük işler yapıp iki dokunuşla golü atan Ferdi bir başka güzeldiler.

Harika bir takımımız var... Böyle bir jenerasyon bir daha kaç yılda bir denk gelir, milli takıma bilemiyorum. Evet bir engeli daha geçtik. Şimdi saatimiz, Kupa26'ya bir var... Haydi çocuklar, siz bizden daha çok inanmış durumdasınız. Başaracaksınız... Yoksa koca yaz bitmek bilmez bize... Sizleri izlemek varken ne diye el-alem arasından kendimize tutacak takım arayalım. Aratmayın olur mu!?

Türk futbolunu yakından bilen Lucescu, Romanya'yı gol yememeye odaklı futbol planını ile oynatıyor. Risk almıyor sabırla tüm hücumlarımızı 6-3-1 gibi kalabalık savunma ile karşılıyor.

Kanat forvetlerimiz Barış ve Kenan'ın ne kadar etkili olduklarını bildiği için onları durdurmak adına kanat hücumcuları Man ve Mihaila savunmaya yardıma geliyorlar. Ferdi içeriye santrafora koşu yaparak Kenan'ın önünü açmaya çalışsa da iki kişi ile önlem alınca etkili olamadık. Barış'ın kanadını ilk yarı hiç işletemedik.

Kalabalık rakip savunmayı açmamız için daha fazla topsuz koşulara ve öne ekstra oyuncu çıkarmamıza ihtiyacımız var dediğimiz anlarda Kerem boş koşu yaptı defansı şaşırttı Arda muhteşem pasıyla Ferdi'yi buluşturdu ve beklediğimiz golümüz geldi. Zayıf bir takım olan Romanya ile Türkiye arasında oyun ve oyuncu kalitelisinde çok büyük fark var. Bu fark ikinci yarı çok daha fazla ortaya çıktı. Romanya golden sonra öne çıkmaya başladı. Bizim istediğimiz oldu. İyi futbol olmayabilir ama önemli olan turu geçtik şimdi sıra finalde. Türkiye o Dünya Kupası'na gidecek.

Dolmabahçe'de harika bir atmosfer altında maça başladık. Her yer kırmızıbeyaz. Tüm Türkiye tek ses tek yürek olmuştu. Yıldızlar topluluğu Türk Milli Takımı'nın karşısında kurt hoca Lucescu'nun Romanya'sı vardı. Katı bir savunma anlayışı ile bizi kilitlemeye çalışacaklarını biliyorduk. Öyle de yaptılar zaten. O yüzden ilk yarıda Romanya duvarını aşmayı, delmeyi başaramadık. Hem oyunu soğutmaya çalıştılar, hem de yıldızlarımıza çok fazla alan bırakmadılar.

İkinci yarıya tahrip gücü yüksek bir futbolla başladık. Arda Güler'in uzun menzilli jeneriklik ortasına hareket eden Ferdi Kadıoğlu, şık bir golle başta Dolmabahçe olmak üzere tüm Türkiye'ye bayram havası yaşattı. Gooolll; gooooollll, goooooooollll! Ferdi'nin golünün hemen ardından Romanya kalemizi yokladı. Hagi'nin kötü vuruşu sonrasında derin bir oh çektik. Öne geçtikten sonra Romanya kalemize daha çok adamla gelmeye başlayınca biz de boş alanlar bulmaya başladık. Kenan Yıldız'ın muazzam şutunda top, üst direkte patladı. Ah be! Bu müthiş füze, ağları delmeliydi.

Bizim için büyük bir şans anıydı. Montella, Romanya'nın bu tehlikesinden sonra hemen oyuna Orkun'u alarak orta alanı yani merkezi sağlama aldı. Böylelikle Romanya'nın baskısını kırıp, tekrar rakip kalede gol aramaya başladık. Çok akıllı bir taktikle Romanya'yı yendik ve şimdi rakibimizi bekliyoruz. Slovakya veya Kosova ile finalde karşılaşacağız. (Not: Bu yazıyı yazdığım sırada Slovakya-Kosova maçı daha başlamamıştı.) Salı günü 24 yıllık rüyayı gerçekleştireceğiz. Biz bu yola baş koyduk. Başaracağız. Tebrikler Bizim Çocuklar! Çok az kaldı çok az! Dünyalar bizim olacak!

Milli maç öncesi tribünlerdeki koreografideki "Aynı Ruh Aynı Hava" başlığı altındaki görseller göz kamaştırıcıydı. Biri 2002 Dünya Kupası üçüncülüğünü kazanan futbolcuların resmini taşıyordu. Diğerinde de Amerika' gidecek Türkiye Takımı oyuncularının resimleri vardı. Milli Takım için kolay bir gece olmadı. Çünkü savunma ustası Lucescu, ilk 45'te Türk Milli Takımı'nı resmen kilitledi. Pozisyon üretemediğimiz için sürekli yana, geriye, kaleye oynamak zorunda kaldık. Top bizdeydi ama Rumen futbolcular gol yememek ve pozisyon vermemek için metrekare hesabıyla savunma yapıyorlardı.

İlk yarıda en önemli fırsat Arda Güler'in önüne düşen toptu ama Real'in yıldızı isabetli vuramadı. İkinci yarı tüm takım olarak resmen Romanya kalesine çöktük. Bir gol hem umutlarımızı yeşertecek hem de Romanya kilidini açacaktı. Arda Güler'in harika pasına mükemmel koşu yapan Ferdi Kadıoğlu'nun top kontrolü ve gol vuruşu stattaki herkesi sevinç yumağı haline getirdi. Artık moral olarak yükselmiştik ve oyunu doğru bir şekilde kontrol etmeye ve yönetmeye başladık.