Anadolu Ajansının (AA) "Küçük yaş, büyük suç" başlıklı dosya haberinin bu bölümünde, Hazar Eğitim Kültür ve Dayanışma Derneği tarafından düzenlenen "Suça sürüklenen 'Çocuklar': Fail mi Kurban mı?" adlı çalıştayın sonuç raporunda yer alan, çocukların suça sürüklenme süreçlerini besleyen yapısal risk alanlarına, mevcut sistemde karşılaşılan uygulama sorunlarına, ulusal ve uluslararası örnekler ışığında geliştirilebilecek çözüm önerilerine, erken müdahale, diversiyon, onarıcı adalet ve ceza sonrası destek mekanizmalarına ilişkin politika başlıklarına yer verildi.
Raporda, mevcut çocuk adalet sisteminin, bilimsel gerçeklik ile toplumsal tepkisellik arasında tarihsel bir tıkanıklık yaşadığı ifade edilerek, "Fail mi, kurban mı?" ikileminin artık sadece hukuki bir tartışma değil, devletin koruma zincirindeki "koordinasyon felcinin" bir yansıması olduğu aktarıldı.
Raporda, 2021'de cezaevindeki çocuk sayısı 1941 iken, 2022'de bu rakamın 2 bin 510'a, 2024'te ise 3 bin 690'a yükselmesinin, cezalandırıcı paradigmanın suçu önlemek bir yana, suç kültürünü beslediğini gösterdiği kaydedilerek, "Çocuk suçluluğuna dair veriler, politika yapıcılar için sadece sayısal göstergeler değil, toplumsal bir kırılmanın ve acil müdahale gerektiren sistemik bir krizin habercisidir." değerlendirmesinde bulunuldu.
"Çocuk adalet sistemi, tamamen 'çocuğa özgü' bir yapıya kavuşturulmalıdır" Raporun "Çocuk adalet sistemindeki sistemik çıkmazlar" başlıklı bölümünde, "Yolunu kaybeden çocuklara 'köprü' olmak, onları sadece dört duvar arasına kapatmakla değil, onarıcı bir gelecek inşa etmekle mümkündür. Onarıcı adalet bir seçenek değil, çocuğun yüksek yararını merkeze alan, mağdurun zararını onaran ve toplumsal barışı tesis eden stratejik bir zorunluluktur." ifadelerine yer verildi.
Raporda, infaz sürecinin, toplumu çocuktan koruma değil, çocuğu topluma yeniden kazandırma süreci olarak kurgulanması gerektiğine işaret edilerek, "Bir mahkumun ifadesiyle 'Cezaevi bir okuldur, eğer bir suç öğrenmek istersen sana onu öğretirler.' Bu kısır döngü ancak onarıcı infaz ile kırılabilir." denildi.
Raporun, "Stratejik çözüm ve politika önerileri" başlıklı bölümünde, "Toplum vicdanını rahatlatırken çocuğun geleceğini feda etmeyen 'onarıcı adalet' modeli öncelenmelidir. 'Daha fazla ceza değil, daha fazla adalet ve şefkat' vizyonu, sistemin ana ekseni olmalıdır." değerlendirmelerine yer verildi.
Sonuç bölümünde, raporun koruyucu mekanizmaların dışında kalmış, devletin zamanında ulaşamadığı çocukların maruz kaldığı ihmal ve istismarın yol açtığı çok boyutlu sonuçlara dikkat çekmeyi amaçladığı, temel hedefin bu çocukların yaşam kalitesini artıracak önleyici ve onarıcı politikalara ışık tutmak, aynı zamanda toplumun geleceğini tehdit eden risk alanlarını erken aşamada bertaraf etmek olduğu kaydedildi.
Raporu AA muhabirine değerlendiren Hazar Eğitim Kültür ve Dayanışma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Ayla Kerimoğlu, çocukların yetişkinler için oluşturulmuş adalet sisteminde yargılandığını, ceza indirimleriyle bunların çocuklara entegre edildiğini, ancak birinci önceliğin çocuk adalet sisteminin bütünlüklü olarak oluşturulması olduğunu ifade etti.





