Independent Türkçe
Haber akışına dön

Tarihi Coğrafya Yazar

Tarihi Coğrafya Yazar

Coğrafya, siyasette canlı bir organizmadaki genler gibi işlev görür; davranışlarımızın ve karşı karşıya kaldığımız sınamaların büyük bölümünü belirler. Ancak biz bunu unuturuz. Bu unutkanlığın hem büyük bir avantajı hem de ciddi bir sakıncası vardır. Unutmak, işlerin yolunda gittiği, zihnimizi meşgul eden beklenmedik gelişmelerin yaşanmadığı ve kendimizi tarih yazmaya adayabildiğimiz anlamına gelir. Sakıncası ise coğrafi istikrarın sonsuza dek süreceğini varsayarak tarih içinde hareket etmemizdir.

Beklenmedik bir gelişme yaşansa bile kendi kendine çözüleceğini ve her şeyin eski hâline döneceğini düşünürüz. Komşuluk ilişkilerinin yeniden sakinleşeceğine, iyi komşuluk hukukunun gözetileceğine, nehrin akmaya, gemilerin boğazlardan geçmeye ve doğal kaynakların akışının sürmeye devam edeceğine inanırız.

Tarih ile coğrafya iç içe geçmiş, sürekli diyalektik ilişki içindedir. Coğrafyanın güvenliğini sağlamayı göz ardı etmeye kalkarsanız tarih sizi rahat bırakmaz. İşin ilginç yanı, istikrar genellikle bir bütün olarak gelir; istikrarsızlık da öyle. Bu bir tesadüf değildir. Coğrafyanın bir yönüne yoğunlaşmanız, başka yönlerden tehdit oluşturduğu düşünülmeyen güçleri harekete geçirebilir.

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Mısır’da bizim kuşağımız uzun bir istikrar dönemi yaşadı. Tehdidin tek bir yönden geldiği, başka yönlerde atılacak her adımın ise macera ve asıl tehditle mücadeleden sapma anlamına geldiği düşüncesi yaygınlaştırıldı. Ancak tarih, bu yaklaşımın doğru olmadığını gösterdi. 2011’den sonra batıdan gelen tehditlerle, güneyde yaşanan çalkantılarla karşı karşıya kaldık. Bunların bazıları, Mısır yönetimi tarafından Mısırlıların yaşamını tehdit eden varoluşsal tehlikeler olarak nitelendiriliyor.

Bütün bunlara rağmen Kızıldeniz’in güvenliğine yönelik umut korundu. Oysa bölgesel emellere ilişkin işaretler birbiri ardına ortaya çıkmış, hatta Husilerin Süveyş Kanalı’ndaki deniz trafiğini doğrudan tehdit etmesine kadar varmıştı.

Çıkarılacak ders basit: Coğrafya, tarihin yazıldığı sayfadır. Bazen belirli bir çatışmaya girmekten ne kadar kaçınmaya çalışırsanız çalışın, sabrınızın son damlasına kadar ne kadar direnirseniz direnin, çatışma gelip sizi bulur.

Husilerin Kızıldeniz’deki deniz trafiğine yönelik tehdidi, Mısır’ın çıkarlarına doğrudan yönelmiş bir tehdittir. Üstelik bu durum, başka bölgesel güçlerin de mevcut koşullardan yararlanmasının veya aynı yolu izlemesinin önünü açar. Ancak Suudi Arabistan’ın güvenliğinin tehlikeye girmesi de Mısır için bir tehdittir; bu tehdit, ülkenin Kızıldeniz’deki doğrudan çıkarlarına yönelik tehlikeden daha az önemli değildir. Suudi Arabistan, Mısır’ın yalnızca bir komşusu değil, Kızıldeniz kıyısındaki en büyük güç ve bölgesel istikrarın temel dayanaklarından biridir. Ayrıca Mısır’daki istikrarın korunmasına da önemli katkı sağlamaktadır.

Burada mesele siyasi nezaket ya da karşılıklı iltifat değildir; mesele coğrafyanın ve çıkarların hesabını doğru yapmaktır. Kızıldeniz yalnızca bir su yolu değil, ortak bir güvenlik alanıdır. Kıyılarının iki yakasındaki güç dengesinde meydana gelen herhangi bir bozulma, başladığı ülkenin sınırları içinde kalmaz.

Bu yaklaşım, Mısır’ın siyasi geleneğine de yabancı değildir. İran-Irak Savaşı sırasında Mısır, Irak’a askerî destek verdi. 1990’da Suudi Arabistan’a savunma birlikleri gönderdi ve 1991’de Kuveyt’in kurtarılmasına katıldı. Bu adımlar, Mısır’ın kendi çıkarlarından uzaklaşması ya da başka meselelerle gereksiz yere meşgul olması anlamına gelmiyordu. Aksine, bölgesel güvenliğe ilişkin daha geniş bir anlayışın ifadesiydi.

Bu nedenle değişken tarihte yaşanmış tek bir deneyimi mutlaklaştırıp değişmeyen coğrafi gerçekleri göz ardı edenlerin yaklaşımını anlayamıyorum. Elbette devletler geçmiş deneyimlerinden ders çıkarmalıdır. Ancak bu, yalnızca tek bir deneyimden ders almak anlamına gelmez. Tarihsel bir tecrübenin, genel tablonun diğer unsurlarını gölgede bırakacak ölçüde büyütülmesine de izin verilmemelidir.

Coğrafya, tarihin yalnızca bir sayfasına değil, kitabın tamamına kendi izini yazar. Mısırlı yasa yapıcılar ve siyasetçiler, ülkenin ulusal güvenliğini değerlendirirken aynı bütüncül bakış açısını benimsemek ve aynı geniş perspektifle hareket etmek zorundadır. Aksi takdirde karar, yüzeyde akılcı görünse bile özünde parçalı ve tutarsız kalır.

Mısır’ın ulusal güvenliği Refah’tan başlayıp güneydeki çağlayanlarda sona ermez. Mısır ile Suudi Arabistan’ın ulusal güvenlikleri birbirine bağlıdır. Çünkü coğrafya, devletlere karşılaşacakları tehditleri seçme lüksü tanımaz. Sınırlarının ötesinde yaşananları yalnızca başkalarını ilgilendiren meseleler olarak görmelerine de izin vermez.

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Şarku'l Avsat

Okumaya devam et

Pusholder

Senin gündemin

Okuma seçenekleri

Push AIÖzet

PusholderKaynakta oku
indyturk.com