Tek adam rejiminin 25 yıldır tarımda uyguladığı "bitirme projesi"ni tarımsal verileri yayımlamayarak gizlemeye çalışsa da tarım hafızası gizlenen projeyi gün yüzüne çıkardı. İktidar 25 yılın ardından ‘anket’ usulü gerçekleştirdiği tarım sayımını 2026’nın ikinci çeyreğinde açıklanacağını duyursa da dördüncü çeyreğe girmemize rağmen bir açıklama yayımlanmadı.
Tarımda “Sayacak” Bir Şey Bırakmadılar

1927’den 2001’e kadar yedi kez yapılan tarım sayımı, AKP’nin iktidara geldiği 2002’den bu yana bir kez bile yapılmadı. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, 2024’te “Türkiye Yüzyılı, tarımın yüzyılı olacak” diyerek genel tarım sayımının yapılacağını duyurmuştu.
Üretimde sürdürülebilirliğin ve kayıtlılığın artırılacağı savunulan sayımın sonuçlarının 2026’nın ikinci çeyreğinde açıklanacağı bildirmesine rağmen sonuçlar hâlâ açıklanmadı. Sayımın yapılmadığı dönemde yaşanan kayıplar ise farklı verilerde olanı açığa çıkardı.
FAİZ HARCAMALARI TARIMI 20'YE KATLADI
İktidarın açıklamadığı tarım sayımının ortaya koyması beklenen tabloyu son 25 yılda tarımda yaşanan kayıplar ortaya serdi.
2007’de çıkarılan Tarım Kanunu’nda yer alan, tarımsal desteklerin gayrisafi millî hasılanın en az yüzde 1’i olması hükmü yıllardır uygulanmazken çiftçinin destek alacakları 2 trilyon TL’ye dayandı.
Ekonomim'de yer alan habere göre, yalnızca 2026 Ocak-Eylül döneminde faize 2 trilyon 248 milyar lira harcanırken tarımsal desteklemelere yapılan harcama 114 milyar lira, yatırımlara yapılan harcama ise 583 milyar lirada kaldı.
Bütçedeki faiz harcamaları tarımsal destekleri 20'ye, yatırımları 4'e katladı. Üretici artan girdi maliyetleri, düşük alım fiyatları ve borç yükü altında üretimi sürdürmeye çalıştı.
"Türkiye yüzyılı, tarımının yüzyılı olacak” diyen Tarım Bakanı İbrahim Yumaklı, 2024’te yaptığı konuşmada 25 yıldır yapılmayan tarım sayımının yapılacağını söyledi.
Yumaklı’nın “Genel tarım sayımı yaparak üretimde sürdürebilirliği ve kayıtlılığı artırılacağına” ilişkin yaptığı konuşma sırasında gıda enflasyonu %72 idi.
Tarım yıl geçtikçe daha da sürdürülemez hale geldi. 2026’da açıklanan alım fiyatları, birçok üründe üretim maliyetlerini karşılamadı. “2024 Tarım Yüzyılı” olmanın yanına yaklaşamazken geçen 25 yıl “Tek adam rejiminin tarımı bitirme yüzyılı” oldu.
ANKETLİ SAYIM TARIMDA BİR ŞEY İFADE ETMİYOR
İktisatçı Prof. Bahadır Aydın, 2026’da anket usulü yapılan tarım sayımının içeriğinin 2001’deki içeriğin yakınından dahi geçmeyeceğini, anket usulü sayımın, tarımının röntgenini en doğru verilerle çıkaramayacağını söyledi.
“Önceki tarım sayımlarında Türkiye’deki tarımsal üretim işletmelerini tespit edebiliyordunuz. Kiracılık, yarıcılık, ortakçılık gibi üretim ilişkilerini görebiliyordunuz. İşletmelerin ölçek büyüklükleriyle birlikte, tarım alanlarında nasıl bir tasarruf ilişkisi bulunduğunu da inceleyebiliyordunuz. Bugün yapılan tarım sayımında ise bu ayrıntılar yer almayacak. Dolayısıyla Türkiye’deki tarımsal üretim işletmelerinin nasıl değiştiği, üretim ilişkilerinin ne yönde dönüştüğü gibi sorulara sayım sonuçlarından hareketle yanıt bulmamız mümkün olmayacak. Tarım sayımları telefonlarla, anketlerle, şunlarla bunlarla geçiştirilebilecek işler değil” diye konuşan Aydın, önceki sayımlarda tarımdaki üretim ve mülkiyet ilişkilerini ayrıntılı biçimde görülebildiğini, ilçe düzeyinde, hatta daha ayrıntılı ölçekte üretim ilişkilerini incelemeye imkân veren verilerin bulunduğunu söyledi.
Aydın “Bugünkü sayımda bu sonuçlara ulaşamayacağımız için aynı değerlendirmeleri yapma şansımız da olmayacak” diye ekledi.
KAYBOLAN ÇİFTÇİNİN YERİNİ ŞİRKETLER ALACAK
Tarımda 25 yıllık bir kayıp söz konusuyken iktidarın üretemeyen ve üretimden çekilmek zorunda kalan çiftçinin arsalarını alarak kiralama uygulamasını değerlendiren Aydın, “Bu arazileri üretici kendi kiralayamayacağına göre, sanayi kuruluşlarıyla bağlantılı şirketlere verilecek. Toprağını işleyemeyen çiftçiye destek vermek yerine, iktidar bu uygulamayla da tarımı şirketlerin eline bırakma projesini sürdürüyor” dedi.
Tarımdaki son 20 yılı değerlendiren Aydın, konuşmasına şu şekilde devam etti: “Son 20 yılda ülke tarımsal üretimde kullanılan girdiler açısından önemli değişimler yaşadı. Tohum, ilaç ve gübre sektörleri başta olmak üzere tarımsal üretimin temel unsurlarının piyasaya bırakılması, çiftçinin maliyetlerini ciddi ölçüde artırdı.
Tarımsal girdilerin önemli bir bölümü dövize bağlı olduğu için kur artışları maliyetleri daha da yukarı çekti. Bunun sonucunda Türkiye, gıda enflasyonunun dünya genelinde en yüksek olduğu ülkeler arasına girdi.
Üretim kapasitesini korumadan, çiftçinin maliyetlerini düşürmeden ve tarımsal destekleri yeterli düzeye çıkarmadan gıda fiyatları sorununu kalıcı olarak çözmek mümkün değil. Türkiye’nin tarım politikalarının merkezine üreticiyi ve yerli üretimin sürdürülebilirliğini koyması gerekiyor.”
TARIMI DA ÜRETİMİ DE ŞİRKETLER YÖNETİYOR
Doç. Dr. Tayfun Özkara, neoliberal tarım politikalarının devletin fiyatlara müdahalesini piyasa kurallarına aykırı gördüğünü, ancak tarımda üretici ile alıcılar arasında eşit koşullar bulunmadığını belirtti. “Tarımda gerçek bir serbest piyasa bulunmuyor. Güçlü şirketler, tüccarlar ve büyük perakendeciler hem çiftçilerin ürünlerini sattıkları fiyatları hem de tüketicilerin ödediği fiyatları belirlemede önemli bir güce sahiptir. Örgütsüz çiftçiler ise bu karşısında zayıf kalıyor.”
TARIMSAL İSTİHDAMDA %39'LUK GERİLEME
TÜİK tarafından yayımlanan 2025 yılı işgücü verilerine göre, 2002 yılında yaklaşık 7,5 milyon kişinin istihdam edildiği tarım sektöründe çalışan sayısı 4 milyon 560 bin kişiye geriledi. 2002'den 2025 yılına kadar geçen süreçte tarımda çalışan sayısının yaklaşık 2 milyon 940 bin kişi azaldığı ve oransal düşüşün yüzde 39'a ulaştığı hesaplandı.
2025 yılında tarım sektöründeki istihdam bir önceki yıla göre 267 bin kişi azalırken, tarımın toplam istihdam içindeki payı yüzde 14,0 olarak kayıtlara geçti. Düşüş eğilimi 2026 yılının ilk çeyreğinde de devam etti. TÜİK’in 2026 yılı birinci çeyrek işgücü istatistiklerine göre tarımın istihdamdaki ağırlığı yüzde 13,8’e gerilerken, sektördeki istihdam bir önceki çeyreğe göre 44 bin kişi daha azaldı.
ÇİFTÇİNİN BORCU 1,3 TRİLYON LİRAYI AŞTI
İstihdamdaki daralmaya paralel olarak tarım sektörünün finansal borç yükünde de büyüme kaydedildi. 2002 yılında çiftçilerin bankalara olan kredi borcu 2,5 milyar lira düzeyindeyken, BDDK verilerine dayanan TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası açıklaması güncel tabloyu ortaya koydu.
Açıklamaya göre, 2026 yılı Mart ayı itibarıyla tarım sektörünün bankalara olan toplam nakdi kredi borcu 1 trilyon 355 milyar 462 milyon TL seviyesine ulaştı. Tarım, avcılık ve ormancılık faaliyetleri birlikte değerlendirildiğinde toplam borç yükü 1 trilyon 371 milyar 425 milyon TL’ye çıkarken, aynı dönemde tarım sektöründe takibe düşen kredi miktarı 21 milyar 203 milyon TL olarak açıklandı.
2,6 MİLYON HEKTARLIK KAYIP
Tarım arazilerindeki uzun vadeli daralma da dikkat çeken bir diğer parametre oldu. TÜİK verilerine göre 2002'de toplam işlenen tarım alanı ve uzun ömürlü bitki alanı 26 milyon 579 bin hektar iken, 2024 yılında bu alan 24 milyon 2 bin hektara geriledi.
Ziraat Mühendisleri Odası’nın 2026 yılında yayımladığı değerlendirme raporunda ise Türkiye’nin toplam tarım arazisi varlığı 23 milyon 978 bin hektar olarak belirtildi. Bu veri esas alındığında, 2002 yılına kıyasla kaybedilen tarım alanı büyüklüğü yaklaşık 2 milyon 601 bin hektara ulaşıyor.
AVRUPA ÇİFTÇİSİNİ DESTEKLERKEN İKTİDAR ÜRETİCİYİ BORCA SÜRÜKLÜYOR
İSPANYA: 2025 yılında Ortak Tarım Politikası (CAP/PAC) kapsamında çiftçilere yaklaşık 7 milyar avro destek sağlandı. 2026'da ise 4,897 milyar avroluk doğrudan ödeme bütçesine ek olarak 1,304 milyar avroluk afet yardımı ve 1,107 milyar avroluk kriz paketi açıklandı.
ALMANYA: Tarımsal destekler için yıllık yaklaşık 6,2 milyar avroluk AB kaynağı ayrılıyor. 2026'da buna ek olarak tarımsal dizel vergi iadesinin yıllık maliyetinin yaklaşık 430 milyon avro, AB kaynaklı gübre ve enerji krizi desteğinin ise 60,3 milyon avro olması öngörülüyor.
FRANSA: 2025 yılında tarımsal sübvansiyonlar toplam 9,1 milyar avroya ulaştı. 2026'da kuraklık, sıcak hava dalgaları ve yangınlardan etkilenen çiftçiler için 1 milyar avroyu aşan olağanüstü destek planı açıklandı.
TÜRKİYE: Tarım ülkesi olan Türkiye’de ise 2007’de çıkarılan Tarım Kanunu’nda yer alan ve verilmesi gereken GSYH’nin %1’inin tarımsal destek olarak verilmemesi nedeniyle iktidarın çiftçilere cari fiyatlarla 1 trilyon 986 milyar TL borcu bulunuyor.
🔴2024’te %1 olarak verilmesi geren 445 milyon 872 bin liralık destek yerine %0,21 yani 91 milyon 554 bin TL,
🔴2025’te 630 milyon 209 bin liralık destek yerine %0,25 yani 471 milyon 959 bin TL,
🔴2026’da 772 milyon 570 bin liralık destek yerine %0,22 yani 167 milyon 635 bin TL tarımsal destek verildi.


