Azerbaycan ile Türkiye arasında bir süredir yaşanan kriz kılık kıyafet düzenlemesi üzerinden patlak verse de iki ülke arasındaki gerilimin nedenleri birkaç trolün, siyasetçinin, danışmanın üzerine atılarak geçiştirilmeyecek kadar derinlerde.
Tek Millet, İki Devlet Arasında Ne Oluyor? İstikamet Farklı

Azeri lider İlham Aliyev’in bugün gerçekleştirilecek Ankara’daki Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi’ne gelmekten vazgeçmesi krizin boyutunu gösteriyor. Azeri medyasına göre Aliyev’in gelmeme gerekçesi yoğun mesaisi.
Kontrol altına alınmaya çalışılsa da, kriz “tek millet, iki devlet” tezinde ilk ciddi çatlağı oluşturması açısından bir dönemeç. Aliyev yönetiminin bastırmasıyla Saray’ın görülmemiş biçimde kendi başdanışmanını feda etmesi, meselenin ciddiyeti açısından bir gösterge.
Karşılıklı suçlamalar, ithamlar ve restleşmeler sonrasında Aliyev yönetimi rahatsızlığını “yasaklar listesi” yayınlamak ve AKP’den kelle almaya kadar vardırdı. Azeri lider bununla da yetinmedi, bizzat Erdoğan aramasına rağmen Ankara’ya gelmekten de caydı. Şayet bir son dakika sürprizi olmazsa. MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin devreye girmesi de gerilimi dindiremedi. AKP’li Kürşad Zorlu birkaç gün önce Aliyev’in geleceğini açıklamıştı.
BUZDAĞININ GÖRÜNEN KISMI
Günlerdir yazıldığı üzere görünen neden, buzdağının görünen yüzü, Bakü’nün okullarda kılık kıyafet düzenlemesini yürürlüğe sokması. Ortaokuldaki kız çocuklarının “başörtüsü” takmasını yasaklayan düzenleme, Türkiye’deki dinci, gerici, muhafazakâr kimi kesimleri rahatsız etti.
Azeri gazeteci Nigar İbrahimova krizin “başörtüsü” krizi olmadığını, uzun zamandır birikmiş bir gerginliğin patlak verdiğini vurguluyor.
Biriken gerilimin bir gün bir yerde çeşitli vesilelerle patlamasını herkesin beklediğine dikkat çeken İbrahimova’a göre düzenlemeye itiraz bardağı taşıran son damla oldu.
AzNews sitesinin Yayın Yönetmeni Taleh Şahsuvarlı da ciddi bir gerginliğin yaşandığını inkâr etmenin mümkün olmadığını belirterek son krizin ortaya çıkmasında Türkiye'de “siyasal İslamcılar”ın, şeriatçı kesimlerin okullarda başörtüsü meselesini ve İsrail'le ilişkileri bahane ederek Azerbaycan'a saldırması etkili oldu. Ancak Şahsuvarlı’ya göre bütün bunlar buzdağının yalnızca görünen yüzü. Yaşanan olayların arka planında çok daha başka faktörler var.
Erdoğan’ın eski metin yazarı Yeni Şafak’tan Aydın Ünal da gerilimin yalnızca başörtüsü tartışmasıyla açıklanamayacağını savundu.
AzNews Yayın Yönetmeni Taleh Şahsuvarlı, Araştırmacı Hayel Müezzin, Gazeteci Nigar İbrahimova
İSTİKAMETLER FARKLI
Mesele ne sadece kılık kifayet düzenlemesi ne de iddia edildiği üzere İsrail ile ilişkiler.
Türkçü, milliyetçi, sağ-muhafazakâr kesimler “bir devlet iki millet” edebiyatı yapsa da uzunca bir süredir iki rejim farklı istikametlerde yol alıyor.
Türkiye Ortadoğu’ya direksiyon kırarken Azerbaycan Batı’ya entegrasyon peşinde. Seküler bir yönetime sahip olan Azerbaycan Türkiye’den çeşitli tarikat ve cemaatlerin ülkeye sızma girişimlerine karşı rahatsız. Bu girişimler çeşitli dönemlerde püskürtülse de tarikatların, cemaatlerin, siyasal İslamcıların Kafkasya’nın petrol zengini bu ülkesine sirayet etme planları durmuş değil.
Azerbaycan’ın laik-seküler hatta konumlandırılması ABD’ ve Batı’nın da yönelimlerine uyumlu. Kafkaslar’da bir güvence olarak bu petrol zengini on milyonluk ülke ile tüm küresel aktörler yakın işbirlikleri kuruldu.
Türkiye’deki siyasal İslamcı rejim tüm bağımlı ilişkilerine rağmen küresel güçler nezdinde bir güvence teşkil etmiyor. Konjonktürel “kullanım” stratejik işbirliğinin yerini almıyor.
AKP Genel Başkan Yardımcısı Kürşad Zorlu geçen hafta, "Devletlerimizin ilerleyiş tarzında farklılıklar olabilir" açıklaması yapmış, "Sorunlarımızı da aile meclisimizin içerisinde konuşmayı biliriz, bize yakışan şekilde" demişti.
LAİKLİK VE SİYASAL İSLAM
BBC Azərbaycan Servisi’nden Könül Xəlilova’dan aktaracak olursak, “Aliyev (ülkede) gerektiğinde Ankara'ya sınır çizebilen, laiklik ve egemenlik vurgusu yapan bir lider olarak sunuluyor. Aliyev'in laiklik konusundaki tutumuyla Mustafa Kemal Atatürk'ün devlet modeli arasında paralellik kuruluyor. Bir tarafta Erdoğan’ın muhafazakâr Türkiye'si, diğer tarafta laik seküler bir Azerbaycan. Bu çerçevede Aliyev, Atatürk'ün kurduğu laik devlet geleneğine daha yakın bir lider olarak sunuluyor.”
Böyle bir benzetmenin tam da Türkiye ile laiklik eksenli bir tartışma yaşanırken ortaya çıkmış olması tesadüf gibi görünmüyor. Aynı yazıda “Siyasi analist Alya Yakublu şunları söylüyor: Dünya Aliyev'in seküler bir lider olduğunu biliyor. Batı da onu kısmen bu nedenle destekledi; çünkü Azerbaycan'daki radikal dini gruplara karşı durabilecek bir siyasetçi olarak görülüyor."
Saray çevresi ve AKP’liler Bakü'yü “başörtüsü” üzerinden hedef tahtasına oturturken Azerbaycan'da Aliyev'i laik devlet anlayışıyla ilişkilendiren yeni bir söylem ortaya çıkıyor.
Ancak sorunlar aile meclisi içinde konuşulup üstü kapatılacak boyutta değil. Sorunlar her taraftan taşıyor.
MESELE BAŞÖRTÜSÜ DEĞİL, LAİKLİK
Gazeteci Hayel Müezzin de gerilimi başörtüsü meselesiyle açıklamanın doğru olmadığını düşünenlerden. Başörtüsü tartışmasının bu gerilimi sadece daha görünür hale getirdiğini kaydeden Müezzin, “İki ülke arasında görüş ayrılıkları bu tartışmadan önce de ortaya çıkmaya başlamıştı. BM’de yaşananları, İsrail meselesini ve diplomatik öncelikler bu açıdan değerlendirmek gerekiyor. Halklar arasındaki kardeşlik duygusuyla devletler arasındaki ilişkileri birbirinden ayırmak gerekiyor” diyor.
Müezzin’e göre özellikle İsrail konusunda Ankara ile Bakü’nün aynı noktada olmadığını biliyoruz. Türkiye meseleye daha çok Filistin ve bölgesel siyaset açısından yaklaşırken Azerbaycan kendi güvenlik ve savunma ilişkilerini ön planda tutuyor. Bu ulusal öncelikler birbiriyle çakışıyor. Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkilerin gerçek gücü yalnızca kardeşlik söyleminden kaynaklanmıyor. Enerji projeleri, ticaret, ulaştırma koridorları, savunma sanayii ve bölgesel güvenlik alanlarında oluşan ortak çıkarlar çok daha somut bir temel oluşturuyor.
Şahsuvarlı, Türkiye'den Azerbaycan'a “saldıranların”, Azerbaycan'dan önce Türkiye Cumhuriyeti'nin temel değerlerine karşı çıkanlar olduğunu kaydediyor: “Mustafa Kemal Atatürk ve laiklik karşıtı yazılar yazan, konuşmalar yapan, Türkiye'nin yeniden bir hilafete dönüşmesini arzulayan çevreler, bağımsız Azerbaycan devletini hedef alıyorlar. Türkiye'deki siyasallaşmış dinî gruplar, 21 yüzyılda hilafet ve saltanat nostaljisi yaşayanlar, uzun yıllardır Azerbaycan'da da ağlar kurmuşlardır.”
İbrahimova da Azerbaycan’da dini konularda bir hassasiyetin olduğunu, bunun da arka planının bulunduğunu, dış çevrelerin bu meseleyi kaşımaya çalıştığını ifade ediyor.
ALİYEV-ERDOĞAN BENZERLİKLER, FARKLAR
Aliyev ve Erdoğan pek çok konuda benzer. Her ikisi de yaklaşık çeyrek asırdır ülkelerini tek başına yönetiyor. Muhalefet baskı altına alınırken basın özgürlüğü, temel hak ve özgürlükler yerlerde.
Yakın döneme kadar aralarında su sızmadığı iddia edilen iki liderin geçmişten bu yana birbirlerinden pek de haz etmedikleri, iki ülke arasındaki “kardeşlik” hukuku nedeniyle bugüne kadar birlikte hareket ederken köprünün altından çok sular aktı.
23 yıldır oturduğu koltuğu petrol gelirleri ve Karabağ savaşlarıyla pekiştiren Aliyev ile siyasal İslamcı bir tasavvura sahip Erdoğan’ın yolları pek çok konuda ayrışmaya başladı.
Son krizi de bir nevi İlham Aliyev'in Recep Tayyip Erdoğan ile ilişkilerde yeni sınırlar çizme girişimi olarak okuyanlar azınlıkta değil.
Erdoğan’ın bölgesel liderlik tahayyülleri kapsamında Kafkasya’dan Ortadoğu’ya tüm bir bölgede söz söyleme girişimleri belli ki Aliyev’i rahatsız eden unsurlardan.
ZENGEZUR KORİDORU FAKTÖRÜ
AzNews.az haber sitesinin Yayın Yönetmeni Taleh Şahsuvarlı, Aliyev’in Ankara’ya gelmeme nedenlerine ilişkin yoğun programının gerekçe gösterildiğine işaret ederek, “Genel gerilimin altında yatan temel faktör Türkiye’nin, Zengezur Koridoru henüz açılmadan Ermenistan ile sınırlarını açma niyetinde olması ihtimali giderek daha muhtemel görünüyor” diyor.
Dağlık Karabağ savaşlarını Türkiye'nin de büyük desteğiyle kazanan Aliyev, artan petrol gelirleri, Ankara’nın yaşadığı iç-dış sorunların da etkisiyle Ankara’nın etki alanından çıkmaya başladı. İbrahimova’a göre kıyafet düzenlemesinin öncesinde de “Karabağ’a biz girdik, savaşını biz kazandık” söylemlerinin yarattığı bir gerilim vardı.
Türkiye ile Azerbaycan arasında “tek millet iki devlet” söyleminde şimdilik köklü bir kopuş yaşanmayacak olsa da siyasal İslamcıların Kafkasya’da, Azerbaycan’da etkin olma istediği iki ülke arasında oluşmaya başlayan yarığı daha da derinleştirebilir.






