Karar
Haber akışına dön

Tepkisiz Demokrasi

Tepkisiz Demokrasi

Hangi ülkede, rejimde yaşarsa yaşasın, insan en çok keyfilikten korkar.

Kuralları bilmek ister.

Adalet ve piyasa düzenine güvenmek ister.

Özgür olmak ve haklarına sahip çıkmak ister.

Bunlarda bozulmanın bedelini, bunu bozan iktidar, oy, seçim, itibar kaybederek ödüyorsa, orada demokratik dokunun, demokrasinin derinliğinden söz edebiliriz. Devlet/siyaset ve toplum arasındaki alan ortak, geniş, özerk ve belirleyici demektir. Farklı kesimleri kuşatan, bu yüzden ortak ilkeler orada filizlenir.

Aksi hâlde bir keskin inançlılar, aidiyetler, cemaatlerden oluşan bir yapıya sahipsiniz demektir. O yapının dinamikleri farklıdır. Orada devlet-siyaset ve toplum arasındaki saha dardır. Parçalıdır. Parçalar topluluk çıkarlarına ve siyasetine tabidir. Dolayısıyla ortak alan ise çok dardır.

Velhasıl fayda esastır. Öylesine esastır ki krizin, hatanın farkında olursunuz, ya oradan istifade edersiniz, edebileceğinizi düşünürsünüz ya da farkındalığa rağmen galebe çalan garip bir aidiyet duygusudur.

Fon krizi dolayısıyla Erdoğan’ın açıklamalarını hep birlikte okuyoruz.

Krize gösterilen muhafazakâr kesim tepkisine, “Ne mutlu ki yanlışa yanlış, doğruya doğru diyen bir seçmenimiz var” diyebiliyor cumhurbaşkanı.

İnanılır gibi değil.

Sanki iktidarın bu krizde hiç dahli yokmuş gibi.

Çünkü şunu biliyor: Tepki gösterirler ama bizden kopmazlar, bizi tepkiyle uyarırlar. Nitekim, “Bu camianın başını öne eğdirmedik, bundan sonra da asla eğdirmeyeceğiz” derken ülkedeki fayda-temsil-aidiyet sistemini pek güzel tanımlıyor ve kendisini muhtemelen pek rahat hissediyor.

Eylül 2021’i hatırlayalım.

Erdoğan ve etrafı, damadı, danışmanları serbest piyasayla kavga etmeye başladı. Erdoğan, “Faiz sebeptir, enflasyon neticedir. Enflasyon sebep değildir” diye tutturdu. Enflasyon yüksekken politika faizi yüzde 19’dan yüzde 14’e indirildi. TL varlıkların çekiciliği azaldı, dövize yöneliş ve enflasyon beklentileri güçlendi. 20 Aralık’ta dolar patladı. Sonra düzen infilak etti. Enflasyon yüzde yüzü aştı. İnanılmaz bir fakirleşme yaşanmaya başladı.

Ama Erdoğan ısrarcıydı. İslam’ın faizi haram saymasına gönderme yaparak “Bu görevde olduğum sürece faizle mücadelemi sonuna kadar sürdüreceğim ve enflasyonla mücadelemi de sürdüreceğim. Bu konuda nas (Kur’an ayetleri ve hadislerde yer alan açık dinî hükümler) ortada. Nas ortada olduğuna göre sana, bana ne oluyor?” diyordu.

“Neymiş efendim? Faizleri düşürüyormuşuz. Benden başka bir şey beklemeyin. Bir Müslüman olarak naslar neyi gerektiriyorsa onu yapmaya devam edeceğim. Hüküm bu” diyordu.

Bunları defalarca tekrarlıyordu.

Siyasi güç milletin parasını, ekonomik gücünü eritti bu yolla.

Ülke iktidar eliyle batağa düştü, hâlâ oradan çıkamadı.

Tepki?

İşte o yok.

14-28 Mayıs 2023 seçimlerinde AK Parti yüzde 35,5 ile ilk parti olmayı sürdürdü. Erdoğan yüzde 52 ile cumhurbaşkanı olmayı sürdürdü.

2024 yerel yönetim seçimlerinin ardından İmamoğlu ve CHP operasyonları, her yere kayyum atanmaya başladı. Yargının siyasallaşması ayyuka çıktı. Yüksek mahkeme kararlarını iktidar tanımadı. Alt mahkemeler bu kararlara kulak asmadı. AİHM hükümleri ise emperyalist müdahaleler diye eleştirildi. Ülke içinde Erdoğan’ı eleştirenler adli takibe uğramaya başladı.

Ciddi kamu araştırmalarında yine Erdoğan ve AK Parti ön sırada yer almaya devam ediyor.

Fon krizi sonrası araştırmalar birkaç güne yayımlanır.

Oranlarda büyük değişiklik olacağını sanmıyoruz.

Okumaya devam et

Pusholder

Senin gündemin

Okuma seçenekleri

Push AIÖzet

PusholderKaynakta oku
karar.com