BirGün
Haber akışına dön

Tradwife İçerikleri Kadınların Öfkesini Feminizme Yöneltiyor: Gerçek Suçlu Kapitalizm

Tradwife İçerikleri Kadınların Öfkesini Feminizme Yöneltiyor: Gerçek Suçlu Kapitalizm

Sosyal medyada ekşi mayalı ekmek yapan, bahçesinde sebze yetiştiren, çocuklarını evde büyüten ve gününü ev işleriyle geçiren kadınların videoları milyonlarca kişiye ulaşıyor.

“Tradwife” adı verilen bu akım, kendisini çoğunlukla 1950’lerin evlilik ve aile düzenine gönderme yapan bir estetikle sunuyor: Kadının evin ve çocukların sorumluluğunu üstlendiği, erkeğin aileyi geçindirdiği, eşler arasındaki geleneksel rollerin yeniden benimsendiği bir hayat. Bu içeriklerde kariyer ve finansal bağımsızlık gibi feminist kazanımlar zaman zaman kadınları mutsuz eden tercihler olarak gösteriliyor; ev merkezli yaşam ise huzurlu, doğal ve özgürleştirici bir alternatif gibi anlatılıyor.

Chicago Üniversitesi’nde araştırmacı olan Kate Gorodovich ile tradwife anlatısının ötesindeki ev hanımlığı kültürünü, bu içeriklerin sınıfsal boyutunu ve modern teknolojiyi eleştirirken sosyal medyadan gelir elde etme çelişkisini konuştuk. "Geleneksel eşler" (tradwife) ile "ev hanımları" (homemakers) arasındaki temel fark nedir ve sizce neden daha geniş ev hanımlığı topluluğuna daha fazla dikkat etmeliyiz? "Tradwife"lar ile "ev hanımları" arasındaki temel farkın birden fazla boyutu var. Tradwife'lar 1950'ler estetiğine gönderme yapmaya, heteroseksüel evlilik içinde kadının itaatini savunmaya ve kariyer ile finansal bağımsızlık gibi feminist idealleri reddetmeye odaklanıyor. Ev hanımları ise kamusal alanda kendilerini ev hayatıyla, evde çocuk büyüten annelikle, çocuklara evde eğitim vermeyle tanımlayan ve evliliklerindeki geleneksel rolleri benimseyen kadınlar. Ayrıca her ev hanımı kendini "tradwife" etiketiyle tanımlamaz; içerik analizlerimde ev hanımlarının bu etiketi ve onun getirdiği olumsuz çağrışımları açıkça reddettiğini sık sık gördüm. İkinci olarak, tradwife akımı 2020 civarında muazzam bir medya ilgisi gördü. Kurgusal tradwife'lar hakkında son dönemde yayımlanan pek çok roman da oldu, ancak ABD'de Instagram ve TikTok'ta bu akımın oldukça hızlı bir şekilde söndü.

Buna karşılık ev hanımlığı, Emily Matchar'ın 2013 tarihli Homeward Bound adlı kitabında internetteki anne bloglarında belgelediği gibi, 2010'ların başından bu yana tradwife kavramından çok daha eskiye dayanıyor. Aslında odağım başlangıçta ev hanımları değildi; tradwife içeriklerini analiz etmeye odaklanmıştım fakat ön araştırmam sırasında Instagram'da bu tür içeriklere neredeyse hiç rastlamadım. #homemaker etiketi, Mart 2026'da 938 bin gönderiye sahipken #tradwife etiketinin Instagram'da yalnızca 122 bin gönderide kaldığını gördüğümde dikkatimi çekti. Eylül 2026'da tekrar kontrol ettiğimde #homemaker 958 bin, #tradwife ise 137 bin gönderiye sahipti. Ev hanımlığı kültürüne dikkat etmeliyiz çünkü bu kültür çok daha büyük, daha kalıcı ve ideolojik açıdan daha incelikli bir yapı. Tradwife'lar, ev hanımlığı topluluğu ormanındaki tek bir ağaçtan ibaret. Medya ve akademi yanılarak bu tek ağaca saplanıp kaldı ve ormanın tamamını gözden kaçırdı. Son yıllarda evde kalmanın, çocuk büyütmenin, yemek pişirmenin ve "daha yavaş" bir yaşam tarzını benimsemenin özellikle genç kadınlar arasında giderek daha çekici hale geldiğini görüyoruz. Sizce genç kadınları bu yaşam tarzına çeken nedir? Bir tarafta, bu kadınların ve genel olarak kadınların çoğunluğunun her gün karşı karşıya kaldığı ve göz ardı edilmemesi gereken gerçek bir tükenmişlik hissi var. Kadın olarak tam zamanlı bir işte çalışırken aynı zamanda ev içi emeğin ve bakım sorumluluğunun yükünü taşımak, medyada, siyasette ve bizzat evde karşılıksız kalan bir tükenmişlik yaratıyor. Arlie Hochschild'ın 1989'da kavramsallaştırdığı o "ikinci vardiya"yı sürdürmek ne özgürleştirici ne de eşit ve adil bir toplumun parçası olmalı. Veri toplama sürecimde, farklı kuşaklardan içerik üreticilerinin "her şeye aynı anda sahip olma" vaadinin asılsızlığı yüzünden modern feminizm ve neoliberal kapitalizm tarafından aldatılmış hissetme anlatısını benzer şekilde dile getirdi.

Diğer tarafta ise "sade yaşam"ın estetik boyutu bu fenomenlerin takipçi kitlesi üzerinde muazzam bir güce sahip. Çiftlik estetiği, bahçeden toplanan mahsuller, huzurlu sabahlar ve toksinlerden arındırılmış mutfaklar, tükenmiş çalışan kadınlar için son derece güzel ve imrenilesi görünüyor. Veri toplarken ve içerikleri pasif şekilde izlerken bu çekimi ben de bizzat hissettim. Derslere giren, kampüste çalışan ve kendi araştırmasını yürüten bir kadın olarak bir kütüphanede uykusuz kalmışken başka bir kadının bahçesinde dans ettiğini görmenin yarattığı çekim kafa karıştırıcıydı. Bu yaşam tarzlarının yavaşlığı, kontrol duygusu ve pastoral doğası algoritmalar tarafından büyütülüyor ve her gün binlerce genç izleyiciye ulaşıyor. Elde ettiğim çarpıcı bulgulardan biri, TikTok'taki 18 yaşındaki kullanıcıların (örneğin @thatcrunchygirlannika gibi) ev hanımlığı ideolojilerini tekrarlamasıydı; bu da kültürümüzün teknolojiye ve sosyal medyaya olan bağımlılığı göz önüne alındığında, ev hanımlığı kültürüne algoritmik katılımın giderek daha erken yaşlarda başladığını gösteriyor. Ev hanımlığı kültürü özünde, genç kadınların kendilerini ekonomik olarak güvencesiz, politik olarak çaresiz ve kurumsal olarak terk edilmiş hissettiği bir dünyada sahici bir kontrol hissi sunuyor. Kendi yaşam tarzınız, eviniz ve mutfağınız üzerinde bir kontrol duygusuna sahip olmak son derece güçlü bir vaat ve bunu salt bir "yanlış bilinç" olarak bir kenara atmak yerine, Amerika'nın yapısal başarısızlıklarını ciddiyetle ele almamız gerekiyor.

Kate Gorodovich

Tezinizdeki en çarpıcı kavramlardan biri "yanlış yönlendirilmiş antikapitalizm" (misplaced anti-capitalism). Ev hanımı içerikleri çoğunlukla çok gerçek hayal kırıklıklarını dile getiriyor. Kadınların tükenmişliği, çift maaşla bile geçinmenin zorluğu, çocuk bakımının yükü ve annelikle bağdaşmıyormuş hissi veren çalışma ortamları... Peki o halde bu hayal kırıklıklarının hedefi neden kapitalizm yerine feminizm oluyor? Bu soruya bayıldım! Bu kavram, "yanlış yönlendirilmiş antikapitalizm" izleğimin tam merkezindeydi. Ev hanımları gerçek yapısal sorunları doğru tespit ediyor; modern çalışma kültürü, hayat pahalılığı ve iki gelirle dahi yetersiz hissettiren çocuk yetiştirme zorluğu hakkında dile getirilen hayal kırıklıklarının hepsi haklı. Ancak eleştirilerinin hedefi, bu sıkıntıları bizzat üreten ekonomik koşullar yerine ısrarla feminizm oluyor.

Verilerde gördüğüm kadarıyla faturanın feminizme kesilmesi, ev hanımlığı dünya görüşü içinde oldukça spesifik ve neredeyse mantıklı bir sebebe dayanıyor: Kapitalizmi eleştirmek, kendi yaşam tarzlarını mümkün kılan ekonomik sistemin ta kendisini eleştirmek anlamına gelir. Tek maaşlı beyaz hanehalkı, evde kalıp çocuklara evde eğitim verebilme imkânı, organik gıdalar ve sağlıklı yaşam ürünleri... Bunların hepsi kalabalık bir aileyi geçindirebilecek düzeyde geliri olan bir eş gerektirir; bu da günümüz kapitalizmiyle bir ilişki içinde olmayı zorunlu kılar. Üstelik bu kadınlar satış ortaklığı linklerinden, etkileşimden ve estetik içeriklerinden kayda değer paralar kazanıyor. İnsan kendisini besleyen eli ısıramaz. Bu yüzden öfke, ev hanımlığı kültürü için duygusal olarak hazmı daha kolay bir hedef olan feminizme yönlendiriliyor.

Bu kavramı benim için somutlaştıran paylaşım, Instagram'daki @a.homemakers.manifesto hesabından geldi; geleneksel değerlere dönüşün ezici bir çoğunlukla modern sanayileşmenin ve sosyalist devletlerin reddi olduğunu yazmıştı. Kapitalizmi gerçek bir memnuniyetsizlik kaynağı olarak adlandırıyordu ki bu gelişmiş bir materyalist eleştiri. Fakat hemen ardından, feminist teorisyenlerin kadının ekonomik bağımlılığının mekanizması olarak tanımladığı ev içi yapıya geri dönmeyi reçete olarak sunuyordu. Ev hanımları teşhisi doğru koyuyor, ancak binlerce kadına yanlış tedaviyi uyguluyor. Başka bir çelişkiye daha dikkat çekiyorsunuz: Bu kadınlar modern teknolojiyi, tüketim kültürünü ve kurumsal hayatı reddediyor; ancak bu reddedişin propagandasını Instagram ve TikTok üzerinden yapıyor ve sıklıkla bu içeriklerden para kazanıyorlar. Bir başka deyişle, ev hanımlığını teşvik eden kadınların kendileri de çalışıyor. Bu çelişkiyi nasıl yorumluyorsunuz? Bu, veri toplama sürecim boyunca gözlemlediğim karmaşık ve büyüleyici bir çelişkiydi ve tezimde "modernlik karşıtı çelişki" başlığı haline geldi. Araştırmacılar Sykes ve Hopner bunu mükemmel şekilde "küreselleşme karşıtlığını küreselleştirmek" ve "modernlik karşıtlığını modernleştirmek" olarak tanımlıyor. Modernitenin reddi, bizzat reddedilen teknolojinin varlığını şart koşan küresel ve modern sosyal medya altyapısı aracılığıyla yayılıyor. Bunu benim için en canlı şekilde örnekleyen kişi Instagram'daki @motherhenshomestead oldu; biyografisinde kırmızı ışık terapisi ve kıyafet önerileri için satış ortaklığı linkleri bulundururken, aynı anda Instagram'daki 724 bin takipçisine teknoloji karşıtı söylemler paylaşıyordu. Bir yandan "lütfen artık her şeyi dijitalleştirmeyi bırakın" minvalinde içerikler üretirken, diğer yandan kitlesine ulaşmak ve gelir elde etmek için tamamen dijital altyapıya bağımlıydı. Benzer şekilde Instagram'daki @gubbahomestead, cep telefonu üzerinden koca bir içerik işletmesi inşa ederken televizyonunu "tell-a-vision" (vizyon aşılayan) ve bir propaganda aracı olarak nitelendiriyordu.

Bana en ilginç gelen şey, bu çelişkinin takipçi kitlesi nezdinde söz konusu ideolojiyi hiç de zedelemiyor gibi görünmesi. Hatta bence bu çelişki cazibeyi daha da güçlendiriyor. Moderniteyi reddederken ondan kâr elde eden ev hanımı, "ya o ya bu" yerine "hem o hem diğeri" modelini sergiliyor: Ev merkezli bir hayatı seçebilir, kurumsal sömürüyü reddedebilir, modernitenin araçlarını stratejik olarak kullanabilir ve yine de ailenizin yanında olup hayatınızın kontrolünü elinizde tutabilirsiniz. Bu durum, başarıyla uygulandığı izlendiğinde ev hanımlığı kültürünü ve influencer yaşam tarzını daha ulaşılabilir hissettiriyor. Bu noktada, ev içi emeğin kendisi bir içeriğe ve metaya mı dönüşüyor? Silvia Federici'nin ev içi emeğin "sevgi" kisvesi altında görünmez kılınmasına yönelik eleştirisinin sosyal medya çağına uyarlanmış bir versiyonunu mu görüyoruz? Kesinlikle! Bu yoruma tamamen katılıyorum. Federici 1975'te ev içi emeğin zorlu bir çalışma olarak tanınmak yerine sevgi olarak gizemlileştirildiğini (mystified), böylece ekonomik olarak görünmez kılındığını ve bu sayede sonsuz biçimde sömürülebilir hale geldiğini savunmuştu. Bu gizemlileştirme; ekşi mayalı ekmek yapımı, bahçecilik, doğal/düşük toksinli beslenme, evde eğitim ve ev işlerinin tüm sorumluluğunu üstlenme imgeleri üzerinden ev hanımlığı kültüründe birebir işliyor. Tüm bu görüntüler birer emek olarak değil; kadınlığın, sevginin ve annece adanmışlığın "doğal" ifadeleri olarak çerçeveleniyor. Aynı emek, çevrimiçi ortamda içerik ve para üretmek için teknolojik olarak sömürülüyor; ev içi emek eş zamanlı olarak sevgi olarak sunulup ardından algoritma tarafından tekrar dolaşıma sokulmak üzere izleyiciye geri satılıyor. Aynı zamanda, "sevgi emeği" olarak adlandırılan bu uğraşların sürekli kayda alınıp ifşa edilmesi sebebiyle bu kadınların görünmezlik fikrini tamamen reddedip reddetmediğini söylemek güç... Emeğin bu yolla gizli kalmayı reddediyor olması da bir ihtimal. Bu yaşam tarzının sınıfsal boyutu nedir? Tek bir gelirle yaşayabilmek, evde kalmak, kendi yiyeceğini yetiştirmek ve çocuklarına evde eğitim vermek zaten belirli bir ekonomik ayrıcalık gerektiriyor. Öyleyse bu yaşam tarzı, bunu maddi olarak karşılayamayacak kadınlar için neden hâlâ çekici olabiliyor? İnternette sergilenen yaşam tarzı; yeterli gelire sahip bir eş, organik gıdayı ve çok sayıda çocuğu karşılayabilecek ekonomik istikrar, içerik çekmek için ileri teknoloji cihazlar ve kimi zaman hayvanlar ile dönümlerce arazi gerektirir. Çiftlik estetiğinin ütopik bir masal gibi değil de ulaşılabilir bir arzu nesnesi gibi algılanmasını sağlayan ırksal ve kültürel konumlanma da bu sunumun anahtarıdır. Özünde bu durum, dışlayıcı yapısına rağmen kendini evrensel, doğallaştırılmış bir kadınlık çağrısı olarak sunan belirli bir sınıf ve ırka ait kontrol fantezisidir. Birden fazla işte çalışmak ve bu çalışmayı evde de sürdürmek zorunda olan, yani bu zahmetli yaşam tarzını karşılamaya gücü yetmeyenler için ev hanımlığı kültürüne ve onun sunduğu ideallere en çok yaklaşabildikleri alan, simbiyotik ve parasosyal bir ilişki üzerinden içeriğin kendisini tüketmektir. Takipçiler ve fenomenler içerik tüketmek, üretmek ve bunu yeniden dolaşıma sokmak için bir ilişkiye ihtiyaç duyarlar; ancak içerik üreticisinin sahip olduğu ayrıcalık tüketiciye geçmez.

Bunun yerine karşı tarafa geçen şey; arzu, özlem ve internette pazarlanan hayatın bir şekilde daha iyi ya da daha anlamlı olduğu hissidir. Bu durum ideolojik açıdan oldukça işlevseldir, çünkü ev hanımlığı yaşam tarzını ne kadar ulaşılamaz olursa olsun kadınlığın, anneliğin ve dişiliğin altın standardı olarak konumlandırır. Bu fantezinin çekici gelmeye başlaması için o yaşam tarzını fiilen yaşamak gerekmez; yalnızca çevrimiçi bir izleyici kitlesi olması yeterlidir. Dijital medya çalışmaları ve ev hanımlığı kültürünün antropolojik netnografisi açısından günümüzdeki en kritik noktalardan birinin bu olduğunu düşünüyorum. Bu durum, ev hanımlığı ideolojisinin etki alanının bizzat ev hanımlarının çok ötesine uzandığını ve her gün içerik tüketen binlerce izleyicide nasıl kök saldığını gözler önüne seriyor.

Okumaya devam et

Pusholder

Senin gündemin

Okuma seçenekleri

Push AIÖzet

PusholderKaynakta oku
birgun.net