ABD Başkanı Donald Trump, İran’a yönelik kapsamlı bir operasyon emri verdi ve bununla birlikte büyük bir stratejik kumar oynadığı değerlendiriliyor. Trump, bir yandan İran halkını ayaklanmaya çağırırken, diğer yandan Venezuela benzeri bir planı destekliyor. Geçen cumartesi, ABD ile İsrail’in ortak hava saldırısında İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in hayatını kaybettiği bildirildi ve bu durum Orta Doğu’da yeni bir savaşın patlak vermesine neden oldu. Beyaz Saray, Trump’a olası tehlikeler hakkında birçok uyarı göndermesine rağmen, “büyük risk, büyük kazanç” mantığıyla ilerlemeyi tercih etti.

Saldırılardan sonra ABD, çatışmalarda 3 askerini kaybetti. Trump, kayıpların artabileceğini belirtti. Pentagon, çatışmanın kontrolden çıkabileceğinden endişe ediyor. Ayrıca, İran’ın ABD üslerini hedef alması diplomatik bir krize yol açabilir ve Hürmüz Boğazı’ndaki krizin küresel enerji piyasalarına etkisi söz konusu. Kamuoyu yoklamaları, operasyonlara halk desteğinin düşük olduğunu gösteriyor.

Trump’ın çelişkili açıklamaları, Beyaz Saray’ın plansızlığını ortaya koyuyor. Savaşın süresi ve hedefleri hakkında net bir çerçeve sunmayan Trump, İran halkının sokağa çıkma ihtimalinin en büyük risk olduğunu ifade etti. Ancak uzmanlar, geniş çaplı bir ayaklanmanın otomatik olarak rejim değişikliğiyle sonuçlanmayacağını belirtiyor.

Trump, İran’a yönelik saldırılarda kara birliklerinin kullanılma olasılığını dışlamadığını belirtti. İlk aşamada hedeflerin beklenenden daha çabuk gerçekleştirildiğini ve sürecin kısaltılabileceğini ifade etti. Trump, saldırı kararının, İran’ın gizlice nükleer projeler üzerinde çalıştığı istihbaratıyla alındığını da vurguladı.