Anadolu Ajansı
Haber akışına dön

Türk Savunma Sanayisinin Küresel Marka Gücü: ASELSAN Ve Euronaval 2026

Türk Savunma Sanayisinin Küresel Marka Gücü: ASELSAN Ve Euronaval 2026

Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi ve SETA araştırmacısı Prof. Dr. Erman Akıllı, ASELSAN’ın küresel marka değerini, Türkiye’nin savunma sanayisindeki teknolojik yetkinliğini ve Euronaval 2026’nın uluslararası işbirlikleri açısından önemini AA Analiz için kaleme aldı.


Savunma sanayisinde bir markanın uluslararası karşılığı, geliştirdiği teknolojiler kadar bu teknolojiler etrafında oluşturduğu güvenle şekillenir. Bir sistemin tercih edilmesi, mühendislik kabiliyetine, üretim kapasitesine ve yıllar boyunca sürdürülecek teknik desteğe duyulan güveni de yansıtır. Türkiye’nin savunma sanayisinde geliştirdiği birikimi bu çerçevede değerlendirmek gerekiyor. ASELSAN gibi şirketlerin küresel görünürlüğü, Türkiye’nin kendi ihtiyaçlarına çözüm üretebilen ve bu çözümleri uluslararası ortaklarının kullanımına sunabilen bir ülke olarak marka değerini güçlendiriyor.

ASELSAN, gelecekteki rekabet gücünü bugünden inşa ediyor

ASELSAN’ın 2026 yılının ilk 9 ayına ilişkin finansal sonuçları, Türkiye’nin savunma teknolojilerinde ulaştığı seviyenin ekonomik karşılığını ortaya koyuyor. Şirketin hasılatının geçen yılın aynı dönemine göre reel olarak yüzde 28 artarak 151,5 milyar liraya ulaşması, büyümenin üretim ve teslimat kapasitesindeki somut karşılığını gösteriyor. Bu büyümeye faaliyet karlılığındaki iyileşme de eşlik ediyor: Faiz, amortisman ve vergi öncesi kar marjının yüzde 24,9’dan yüzde 26,8’e yükselmesi, artan ölçeğin daha verimli bir operasyonel yapıyla desteklendiğine işaret ediyor. Bakiye siparişlerin şirket tarihinde ilk kez 30 milyar dolar eşiğini aşarak 30,7 milyar dolara ulaşması ise önümüzdeki yıllara yayılan güçlü bir talep tablosu sunuyor. Burada stratejik açıdan belirleyici olan, bu talebi karşılayacak kapasitenin de geliştirilmesi. İlk 9 ayda kapasite ve yüksek teknoloji yatırımlarının yüzde 228 artışla 684 milyon dolara, AR-GE harcamalarının ise yüzde 36 artışla 1,3 milyar dolara ulaşması, ASELSAN’ın gelecekteki rekabet gücünü bugünden inşa ettiğini gösteriyor.

Bu finansal ve teknolojik birikimin uluslararası rekabetteki karşılığı da giderek belirginleşiyor. ASELSAN’ın Defense News Top 100 listesinde üç basamak yükselerek 40’ıncı sıraya yerleşmesi ve Forbes Global 2000 listesine giren ilk Türk savunma sanayisi şirketi olması, küresel ölçekteki konumunun güçlendiğinin göstergeleri. Aynı dönemde imzalanan yeni ihracat sözleşmelerinin yüzde 34 artarak 1,9 milyar dolara ulaşması, bu yükselişin uluslararası pazarlarda büyüyen bir talebe dayandığını ortaya koyuyor. Köklü savunma şirketleriyle rekabette teknolojik yetkinlik kadar üretim ölçeği, teslimat kapasitesi ve finansal sürdürülebilirlik de önem taşıyor. ASELSAN’ın siparişlerini artırırken yatırımlarını hızlandırması ve faaliyet karlılığını geliştirmesi, bu alanlardaki konumunu pekiştiriyor. Türkiye açısından bu tablo, teknolojik bağımsızlığı destekleyen sanayi altyapısının uluslararası rekabet kabiliyetiyle birlikte gelişmesi anlamına geliyor.

İhracat sözleşmeleri de bu kapasiteye yönelik talebin somut göstergeleri arasında bulunuyor. ASELSAN, ekim ayında 442,5 milyon dolarlık radar, İHA karşı tedbir, komuta ve kontrol sistemleri, 488,5 milyon avroluk hava savunma sistemleri ile 125 milyon dolarlık silah ve elektronik harp sistemleri ihracat sözleşmelerini duyurdu. Deniz alanında ise ocak ayında Asya-Pasifik bölgesindeki müşterilerle imzalanan, haberleşme sistemleri ve insansız deniz araçlarına yönelik faydalı yükleri kapsayan toplam 171 milyon dolarlık sözleşme yapıldı. Bu anlaşmalar, uluslararası müşterilerin ASELSAN’la geleceğe uzanan tedarik ilişkileri kurduğunu gösteriyor.

Türk mühendisliği Euronaval 2026’da

Euronaval 2026, bu birikimin deniz savunması alanındaki karşılığını değerlendirmek için önemli bir zemin sunacak. Fransız deniz sanayisi için 1968’de kurulan Euronaval, bugün deniz savunmasının uluslararası buluşma noktalarından biri haline gelmiş durumda. 30. kez düzenlenecek fuar, 3-6 Kasım 2026 tarihlerinde Paris Nord Villepinte’de gerçekleştirilecek. Organizasyon tarafından yapılan açıklamaya göre sergileyici sayısı 2024’e kıyasla yüzde 40 artmış durumda. “Yüksek yoğunluğa doğru” teması altında otonom sistemler, yapay zeka, siber savunma, elektronik harp ve deniz tabanına yönelik teknolojiler öne çıkıyor. Bu gündem, denizlerdeki rekabetin giderek daha fazla teknolojik derinlik, üretim sürekliliği ve sistemler arası bütünleşme üzerinden şekillendiğine işaret ediyor.

Euronaval’ın önemi, savunma sanayisi şirketlerini kullanıcılarla ve karar vericilerle aynı zeminde buluşturmasından kaynaklanıyor. Organizatörün kapanış verilerine göre 2024 fuarında 480 sergileyici, 26 bin ziyaretçi ve 80 ülkeden 150 resmi heyet yer aldı. Böyle bir ortamda bir ürünün sergilenmesi, o ürünü geliştiren ülkenin teknolojik yetkinliğinin uluslararası ölçekte görünürlük kazanması anlamına geliyor. Görünürlük ilk teması sağlarken kalıcı marka değeri ise ihtiyaçlara cevap veren teknolojiler, güvenilir teslimat ve uzun vadeli teknik destekle oluşuyor.

ASELSAN’ın bu platformdaki varlığı, Türk savunma sanayisinin ulaştığı çeşitliliği göstermesi bakımından anlamlı. Şirket, Euronaval 2024’te GÖKSUR nokta savunma füze sisteminin 20 füze kapasiteli yeni konfigürasyonu GÖKSUR 100-N’yi ilk kez tanıtmıştı. Bu sistemler, Türkiye’nin deniz savunmasındaki gücünün, inşa ettiği gemiler kadar bu gemileri donattığı yerli savunma teknolojilerine de dayandığını gösteriyor. Bir savaş gemisinin uluslararası pazardaki değeri, taşıdığı sensörlerden haberleşme altyapısına ve savunma sistemlerine uzanan bütünlük içinde ortaya çıkıyor. ASELSAN’ın katkısı da bu bütünlüğün kritik unsurlarını geliştirebilmesinde yatıyor.

ASELSAN, dünya savunma sanayisinin temsilcilerini buluşturan Euronaval’da yeni deniz savunma çözümlerini ilk kez sergileyecek. Şirket, değişen deniz harekatı ihtiyaçlarına cevap veren bu teknolojilerle mühendislik birikimini ve sistemlerini birlikte çalıştırma kabiliyetini uluslararası kamuoyuna tanıtacak. ASELSAN, ayrıca deniz platformlarının elektronik harp (EH) kabiliyetlerini güçlendiren ileri teknolojiye sahip çözümlerini de uluslararası sektörle buluşturacak.

Deniz savunmasındaki ürün çeşitliliği genişliyor

Mayıs ayında SAHA 2026’da tanıtılan KILIÇ Kamikaze Otonom Su Altı Aracı ve TUFAN Kamikaze İnsansız Deniz Aracı, bu genişlemenin örnekleri arasında. Ağustos ayında Gölcük’te düzenlenen TEKNOFEST Mavi Vatan esnasında TUFAN’ın suya indirildiği de duyuruldu.

ASELSAN, tüm bunlarla birlikte geçtiğimiz günlerde Antalya’da gerçekleştirilen TURNAs-2026 İnsansız ve Otonom Sistemler Tatbikatı'nda kullanılan milli sistemlerinin başarısıyla da göz doldurdu. Tatbikat, ASELSAN’ın deniz harekatının geleceğine yön veren DERİNGÖZ Otonom Su Altı Aracı, ASELBUOY Pasif Yönlü Sonobuoy, ANTIDOT Elektronik Destek Podu ve GÖKDENİZ Yakın Hava Savunma Sistemi gibi farklı görev alanlarına yönelik çözümlerinin kabiliyetlerini ortaya koydu. Bu gelişmeler, Türkiye’nin insansız sistemler alanındaki çalışmalarının denizin üstünde ve altında farklı görev ihtiyaçlarına yöneldiğini gösteriyor. Euronaval’ın otonom sistemleri öne çıkaran gündemi düşünüldüğünde, bu ürün ailesinin uluslararası teknik işbirliği için önemli fırsatlar sunduğu görülüyor.

Türkiye’nin marka değerini güçlendiren bir diğer unsur, farklı şirketlerin kabiliyetlerini ortak bir platformda buluşturabilmesi. Haziran ayında İstanbul’da Romanya Deniz Kuvvetlerine teslim edilen Roman korveti, Türkiye’nin hem NATO hem de Avrupa Birliği (AB) üyesi bir ülkeye gerçekleştirdiği ilk savaş gemisi ihracatı oldu. Teslimat törenindeki açıklamalarda ASELSAN’ın da içinde bulunduğu Türk savunma sanayisi ekosisteminin kritik sistemlerdeki katkıları vurgulandı. Bu örnek, Türkiye’nin uluslararası ortaklarına sunduğu değerin birbiriyle çalışan kurumların, tersanelerin ve teknoloji şirketlerinin ortak üretim kapasitesinden beslendiğini ortaya koyuyor.

Böyle bir kapasitenin Avrupa güvenliği açısından da karşılığı bulunuyor. Türkiye’de geliştirilen ve bir Avrupa müttefikinin kullanımına sunulan sistemler, savunma işbirliğinin somut zeminini genişletiyor. Bu bakımdan ASELSAN’ın uluslararası marka gücü ile Türkiye’nin güvenilir bir savunma sanayisi ortağı olarak konumu birbirini besliyor. Şirketin teknik kabiliyetleri Türkiye’nin mühendislik birikimini görünür kılarken farklı projelerde oluşan kurumsal tecrübe de yeni işbirlikleri için güven zemini oluşturuyor.

Daha önceki yazılarımızda teknokutup dünya kavramıyla ifade ettiğimiz üzere, uluslararası güç dağılımında veriyi işleyen, sensörleri geliştiren ve sistemlerin çalışma koşullarını belirleyen aktörlerin ağırlığı artıyor. Deniz savunması da bu dönüşümün önemli alanlarından biri. Bir geminin çevresini nasıl algıladığı, elde ettiği bilgiyi nasıl değerlendirdiği ve diğer unsurlarla nasıl haberleştiği, harekat kabiliyetinin temel bileşenleri arasında yer alıyor. Bu nedenle Türkiye’nin savunma sanayisindeki ilerlemesini kritik teknolojiler üzerinde söz sahibi olma kapasitesiyle birlikte okumak gerekiyor.

ASELSAN’ın küresel marka değerinin stratejik boyutu da burada belirginleşiyor. Kendi sistemlerini geliştirebilen, güncelleyebilen ve farklı platformlara uyarlayabilen bir şirket, ülkesinin dijital özerkliğine katkıda bulunurken uluslararası ortakları için de sürdürülebilir çözümler üretme imkanı kazanıyor. Bu kapasite, Türkiye’nin işbirliği seçeneklerini genişletiyor ve teknolojik ilişkilerinde daha güçlü bir konum edinmesini destekliyor.

Yeni işbirlikleri için güven zemini

Euronaval gibi buluşmaların bilişsel diplomasi açısından taşıdığı değer de bu çerçevede anlaşılabilir. Türkiye’nin teknolojik kapasitesine ilişkin kanaatler, ürünlerin görülmesi, mühendislerle doğrudan temas kurulması ve kullanıcı deneyimlerinin paylaşılması yoluyla şekilleniyor. Mevcudiyet bu teması mümkün kılıyor, pratik, teknik diyalog ve ortak çalışmalarla gelişiyor, dayanıklılık ise ilişkinin yıllar boyunca sürdürülebilmesiyle oluşuyor. Dolayısıyla Türkiye adına uluslararası sistemde bir savunma sanayisi markası olmak, teknolojik yetkinlik ile kurumsal güvenilirliğin birlikte güç kazanması anlamına geliyor.

Türkiye’nin savunma sanayisindeki birikimi, teknolojik kapasitesini geliştirmek isteyen ülkeler için karşılıklı güvene ve ortak kazanıma dayalı bir işbirliği zemini sunuyor. Ortak üretim, eğitim ve uzun vadeli teknik destekle derinleşen bu ilişkiler, dost ve müttefik ülkelerin kendi yetkinliklerini geliştirmelerine ve savunma alanındaki bağımsızlıklarını güçlendirmelerine katkı sağlayabilir. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Daha adil bir dünya mümkün” çağrısının teknoloji alanındaki karşılığı da ülkelerin kendi güvenliklerini sağlayacak bilgiye, altyapıya ve üretim kapasitesine erişebilmeleridir. Türkiye, yerli ve milli mühendislik birikimini ortaklarının kapasitesini güçlendiren işbirliklerine taşıyarak daha adil bir uluslararası teknoloji düzeninin inşasına öncülük edebilecek güçlü bir konumdadır.

Netice itibarıyla Euronaval 2026, Türkiye’nin savunma sanayisinde ulaştığı teknolojik yetkinliği ve küresel ölçekte güvenilir ortak olarak konumunu ortaya koyacağı önemli bir platformdur. ASELSAN’ın burada temsil ettiği değer, milli mühendislik birikiminin stratejik bağımsızlığa, caydırıcılığa ve uluslararası marka gücüne dönüşmesidir. Bu bakımdan Euronaval, Türkiye’nin deniz savunmasının geleceğinde söz sahibi olma iradesinin uluslararası yansımalarından biri olacaktır. Türkiye’nin savunma sanayisindeki marka gücünü ileriye taşıyacak temel, milli teknoloji üretme kararlılığı, mühendislik yetkinliği ve ortaklarına güven veren işbirliği anlayışıdır.

[Prof. Dr. Erman Akıllı, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesinde Öğretim Üyesi ve SETA'da Araştırmacıdır.]

*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.

Muhabir: Afra Betül Aydar

Okumaya devam et

Pusholder

Senin gündemin

Okuma seçenekleri

Push AIÖzet

PusholderKaynakta oku
aa.com.tr