GZT
Haber akışına dön

Türkiye’de E-Ticaret Büyüyor, Mağazaların Rolü Değişiyor

Türkiye’de E-Ticaret Büyüyor, Mağazaların Rolü Değişiyor

Türkiye’de e-ticaret, tüketicilerin alışveriş tercihleri kadar işletmelerin satış ve hizmet modellerini de şekillendiriyor. Giyimden elektroniğe, yemekten günlük ihtiyaçlara kadar genişleyen dijital alışveriş, genel ticaretin yaklaşık beşte birini oluşturuyor. Bu büyüklük, fiziksel mağazaların geleceğine ilişkin tartışmayı da beraberinde getiriyor. Alışveriş internete taşındıkça mağazalar önemini mi kaybediyor, yoksa tüketiciyle kurulan ilişkinin farklı bir aşamasında yeniden mi konumlanıyor?

2025 yılı verileri, bu dönüşümün ulaştığı ölçeği ortaya koyuyor. Türkiye’nin e-ticaret hacmi bir önceki yıla göre yüzde 52,2 artarak 4,57 trilyon lirayı aşarken, işlem sayısı 5 milyar 940 milyona ulaştı. Perakende e-ticarette ise hacim yüzde 51,8 büyüyerek 2 trilyon 460 milyar liraya, işlem sayısı 1 milyar 940 milyona çıktı. Böylece perakende işlemler, toplam e-ticaret hacminin yarısından fazlasını oluşturdu.

Ticaretin beşte birine yaklaştı

E-ticaretin genel ticaret içindeki payı 2025’te yüzde 19,3’e ulaşırken, yurt içinde gerçekleşen e-ticaret hacminin gayrisafi yurt içi hasılaya oranı yüzde 6,9 oldu. Yıl içinde genel ticaretten aldığı pay dalgalı bir seyir izledi. İlk çeyrekte yüksek seyreden oran, ikinci çeyrekte geriledi, üçüncü çeyrekte durağanlaştı. Son çeyrekte kampanyalarla yeniden yükselirken yılın son ayında düşüş gösterdi.

Uzun dönemli veriler de dijital ticaretin ölçeğindeki değişimi ortaya koyuyor. 2019-2025 döneminde genel e-ticaret hacminin yıllık büyüme oranı yüzde 79,6, perakende e-ticaretin ise yüzde 83,7 olarak gerçekleşti. Dolar bazında 2019’da 23,94 milyar dolar olan hacim, 2024’te 89,58 milyar dolara, 2025’te ise yüzde 28,9 artışla 115,43 milyar dolara yükseldi. Altı yıllık dönemde dolar bazındaki toplam artış yüzde 382’ye ulaştı.

TL cinsinden hacim artışlarının fiyat değişimlerini de içerdiği dikkate alındığında, sektörün gelişimini işlem sayıları ve ticaretten aldığı payla birlikte okumak önem taşıyor. Büyüyen cironun ne ölçüde daha fazla alışverişe ve işletmeler açısından daha yüksek karlılığa dönüştüğü, dosyanın temel sorularından birini oluşturuyor.

Mağazanın yeni rolü

E-ticaretin büyümesi, fiziksel mağazaların perakendedeki rolünü yeniden şekillendiriyor. Tüketicinin dijital ve fiziksel kanalları birlikte kullandığı alışveriş yolculuğunda mağazalar; deneyim, danışmanlık, teslimat ve iade hizmetleriyle öne çıkıyor. Sektör temsilcileri, rekabetin bu kanalları bir arada yöneterek müşteriye kesintisiz hizmet sunabilme becerisi etrafında gelişeceğine dikkat çekiyor.

E-ticaretin büyümesini fiziksel alanların işlevini yeniden tanımlayan bir dönüşüm olarak değerlendiren Alışveriş Merkezleri ve Yatırımcıları Derneği (AYD) Başkanı Nuri Şapkacı, “Bugün mesele online mı offline mı değil; iki kanalın birbirini nasıl tamamladığı” dedi. AVM’lerin alışverişin yanında yeme-içme, eğlence ve sosyal yaşam alanları olarak öne çıktığını belirten Şapkacı, rekabetin müşteriye en iyi deneyimi sunan markalar arasında yaşanacağını vurguladı.

Fiziksel mağazaların deneyim, teslimat ve iade süreçlerini yöneten merkezlere dönüştüğüne dikkat çeken Birleşmiş Markalar Derneği (BMD) Başkanı Sinan Öncel, mağazaların teslimat ve iade noktası olarak kullanılmasının müşteri deneyimi ve operasyonel verimlilik açısından fırsat sunduğunu söyledi. Öncel, “Mağazanın bulunduğu lokasyonun, stok yapısının ve metrekare kullanımının da bu yeni role göre yeniden planlanması gerekiyor” dedi.

Özellikle ürünle fiziksel temasın önemli olduğu kategorilerde mağazaların güven ve müşteri bağlılığı oluşturmadaki rolünü koruyacağını ifade eden Elektronik Ticaret İşletmecileri Derneği (ETİD) Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Çevikoğlu ise kanallar arasındaki bütünleşmeye işaret etti. Çevikoğlu, “Kazanan markalar, müşteriye hangi kanaldan ulaştığından bağımsız olarak aynı fiyat, stok bilgisi, hizmet kalitesi ve marka deneyimini sunabilenler olacak” diye konuştu.

Kolay iadenin görünmeyen maliyeti

Tüketiciye bütün kanallarda aynı hizmet kalitesini sunma hedefi, satın alma sonrasındaki süreçleri de rekabetin merkezine taşıyor. Mağazaların da daha fazla rol üstlendiği iade hizmetleri, müşteri memnuniyeti ile operasyonel maliyetler arasındaki dengeyi öne çıkarıyor.

Türkiye’de 2025’te 428,7 milyar lirayla e-ticaret hacminde ilk sırada yer alan giyim, ayakkabı ve aksesuar sektörü, iptal ve iade oranında da başı çekti. Ticaret Bakanlığı’nın Türkiye’de E-Ticaretin Görünümü Raporu’na göre, sektörde bu oran yüzde 21,6’ya ulaştı. Elektronikte yüzde 12, spor ve outdoor ürünlerinde yüzde 11,4, beyaz eşya ve küçük ev aletlerinde yüzde 7,2, medikal, kişisel bakım ve kozmetikte ise yüzde 3,2 olarak gerçekleşti.

Kolay iade imkanı tüketicinin alışveriş kararını desteklerken, ürünleri denemek ve karşılaştırmak amacıyla verilen siparişler işletmelerin yönetmesi gereken trafiği artırıyor. Geri taşıma, kalite kontrol, yeniden paketleme ve depolama işlemleri ek kaynak gerektirirken, ürünün stokta değer kaybetmesi veya yeniden satılamaması maliyeti büyütüyor. Böylece satış hacmindeki artışın karlılığa ne ölçüde yansıdığı daha fazla önem kazanıyor.

İadelerin markaların maliyetleri ve karlılığı üzerinde baskı oluşturduğuna dikkat çeken Öncel, ürünün satılmasıyla sürecin tamamlanmadığını; teslimattan yeniden satışa hazırlığa kadar uzanan aşamaların ilave lojistik ve operasyon giderleri doğurduğunu söyledi. Özellikle düşük marjla çalışan kategorilerde artan iadelerin karlılığı doğrudan etkileyebildiğini vurgulayan Öncel, “Bu nedenle sektörün önümüzdeki dönemde yalnızca ciro ve satış adetlerine değil, sipariş başına maliyet, iade oranı ve operasyonel verimlilik gibi göstergelere de daha fazla odaklanması gerekiyor” dedi.

İade süreçlerinin yönetiminde teknoloji kullanımına işaret eden Çevikoğlu, yapay zeka destekli ürün önerileri, doğru ürün açıklamaları, gelişmiş görseller ve beden tavsiye sistemlerini başlıca çözümler arasında sıraladı. Siparişlerin müşteriye en yakın stok noktasından karşılanmasının, mağazaların dağıtım ve iade noktası olarak kullanılmasının ve dönen ürünlerin hızla yeniden satışa kazandırılmasının önemini vurgulayan Çevikoğlu, “Buradaki temel hedef, teslimatı yalnızca daha hızlı değil; daha doğru, izlenebilir ve sürdürülebilir hale getirmek” diye konuştu.

Teslimat ve iade hizmetlerinin fiziksel alanların düzenlenmesini de etkilediğini belirten Şapkacı ise çevrim içi siparişlerin mağazadan teslim alınması ve iadelerin mağaza üzerinden yapılmasının, mağaza içinde ve arka operasyon alanlarında yeni ihtiyaçlar doğurduğunu ifade etti. Mağazaların satışın yanında deneyim ve tüketiciyle etkileşim işleviyle de planlanması gerektiğini söyleyen Şapkacı, başarılı AVM’lerin değişen mağaza formatlarını ve tüketici beklentilerini doğru okuyarak alanlarını buna göre şekillendirenler olacağını vurguladı.

İkinci elin açtığı alan

Dijital ticaretin bir başka boyutunu, tüketicilerin doğrudan birbirine satış yaptığı modeller oluşturuyor. Tüketiciden tüketiciye e-ticarette 2025 yılı işlem hacmi 21,8 milyar liraya, işlem sayısı 23,6 milyona ulaştı. Bu hacmin yüzde 36,7’sini giyim, ayakkabı ve aksesuar, yüzde 29,5’ini elektronik oluşturdu.

Ürünlerin yeniden kullanımına alan açan bu model, kullanılmayan eşyaların ekonomik değerini korumasına ve yeniden dolaşıma girmesine imkan sağlıyor. Giyim ve elektroniğin toplam hacmin yaklaşık üçte ikisini oluşturması, bu iki kategorinin tüketiciden tüketiciye ticaretteki ağırlığını ortaya koyuyor.

Türkiye’de e-ticaret büyürken, rekabetin koşulları da değişiyor. Fiziksel ve dijital kanalların birlikte yönetilmesi, teslimat maliyetlerinin kontrolü ve iadelerin karlılık üzerindeki etkisinin azaltılması, işletmelerin satış artışını sürdürülebilir kazanca dönüştürmesinde belirleyici rol oynuyor.

“Satış hacminin sağlıklı bir kârlılıkla büyümesi gerekiyor”

Markalı perakendenin geleceğini planlarken, “Online mı, fiziksel mağaza mı?” sorusundan ziyade, bu iki kanalın tüketici için nasıl daha bütünleşik bir deneyime dönüştürülebileceğine odaklanmalıyız. Fiziksel mağazaların deneyim, teslimat ve iade süreçlerinde daha etkin kullanılması, doğru teknoloji ve stok yönetimiyle desteklendiğinde markalara önemli bir rekabet avantajı sağlayabilir. Elbette sürdürülebilir büyüme için satış hacminin sağlıklı bir kârlılıkla artması gerektiğini de unutmamalıyız.

“İadeye neden olan unsurları satın alma öncesinde azaltmalıyız”

Hızlı teslimat ve kolay iade, tüketiciler açısından artık ek bir avantajdan çok temel bir hizmet standardı hâline geldi. Ancak bu beklentinin depolama, paketleme, taşıma, tersine lojistik, ürün kontrolü ve yeniden satışa hazırlama gibi önemli operasyonel maliyetleri bulunuyor. Özellikle yüksek iade oranlarına sahip kategorilerde yalnızca taşıma maliyetleri değil, ürünün değer kaybetmesi, stok döngüsünün bozulması ve çevresel etkiler de dikkate alınmalı.

Sektör, bu sorunu iade sürecini zorlaştırarak değil, iadeye neden olan unsurları satın alma öncesinde azaltarak çözmeye çalışıyor.

“Fiziksel ve dijital kanallar birbirinin alternatifi değil, tamamlayıcısı”

Fiziksel mağazacılığın geleceğini güçlü görüyoruz. Omnichannel yaklaşımı, fiziksel ve dijital kanalların birbirinin alternatifi değil, tamamlayıcısı olduğu yeni bir perakende ekosistemi yaratıyor. Fiziksel mağazalar deneyim ve marka iletişimi merkezlerine dönüşürken, AVM'ler de bu dönüşümün önemli temas noktaları olmaya devam edecek.

Veri analitiği, yapay zekâ ve dijital çözümler bu yapıyı destekleyecek. Bizim hedefimiz; yatırımcının sağlıklı getiri elde edebildiği, markaların verimli çalışabildiği ve ziyaretçilerin güçlü bir deneyim yaşayabildiği bir ekosistemin güçlenmesi.

Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.

Okumaya devam et

Pusholder

Senin gündemin

Okuma seçenekleri

Push AIÖzet

PusholderKaynakta oku
gzt.com