Türkiye’nin Avrupa Birliği’nin “Made in Europe” kapsamı dışında kalması, otomotiv ihracatından çok rekabet koşullarını etkileyebilir. Elektrikli ve şarj edilebilir hibrit araçların teşviklerden yararlanamaması, sektörün gelecekteki üretim ve yatırım planları açısından risk oluşturabilir.
Türkiye “Made İn Europe” Dışında Kalırsa Otomotiv Sektörünü Ne Bekliyor?

Avrupa otomotiv sektöründe elektrikli araçlara geçiş sürerken Türkiye’nin “Made in Europe” kapsamındaki konumu önem taşıyor. Kapsam dışında kalınması halinde temel mesele, Avrupa pazarına araç satışının durması değil, Türkiye’de üretilen otomobillerin hangi koşullarda rekabet edeceği olacak.
İhracat sürecek, teşvikler belirleyici olacak
Türkiye’nin kapsam dışında kalması, tek başına içten yanmalı otomobillerin Avrupa’ya ihracatının engellenmesi anlamına gelmiyor. Tam elektrikli (BEV) ve şarj edilebilir hibrit (PHEV) otomobiller için de doğrudan bir ihracat yasağı söz konusu olmayacak. Ancak düzenlemenin nihai kapsamına bağlı olarak bu araçlar, Avrupa’daki ilgili teşviklerden ve kamu alımlarında sağlanan avantajlardan yararlanamayabilir. Böyle bir durumda Türkiye’de üretilen araçların, desteklerden faydalanan rakipleri karşısında rekabet gücü zayıflayabilir.
Gelecekteki yatırımlar açısından kritik
Olası etkiler mevcut ihracatla sınırlı kalmayabilir. Avrupa’da elektrikli araçların ağırlığının artmasıyla birlikte teşviklere erişim, yeni modellerin nerede üretileceğine ilişkin yatırım kararlarında daha fazla önem kazanabilir. Bu nedenle Türkiye açısından süreç, bugünkü ihracatın devam etmesinin yanı sıra gelecekteki üretim kapasitesinin ve yeni yatırımların korunması bakımından da belirleyici olacak. Etkinin boyutunu ise düzenlemenin nihai şartları ve Türkiye’nin kapsama dahil edilip edilmeyeceği şekillendirecek.





