“Siyasal casusluk” suçlamasıyla bir yıldır tutuklu bulunan TELE1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ, hakkındaki davayı “beşinci sınıf bir kumpas” olarak nitelendirdi. TELE1’e kayyım atanmasının operasyonun temel hedeflerinden biri olduğunu savunan Yanardağ, cezaevi koşullarını anlatarak genç gazetecilere “Enseyi karartmaya, moralimizi bozmaya gerek yok” mesajı verdi.
Tutukluluğunun Birinci Yılı... Merdan Yanardağ'dan Yeni Mesaj: 'Enseyi Karatmaya Gerek Yok'

TELE1 Genel Yayın Yönetmeni gazeteci Merdan Yanardağ’ın “siyasal casusluk” suçlamasıyla tutuklanmasının üzerinden bir yıl geçti.
24 Ekim 2025’te gözaltına alınan ve 27 Ekim’de tutuklanan Yanardağ, Silivri’deki Marmara Cezaevi’nde bulunuyor.
Yanardağ, aynı dosya kapsamında tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, İmamoğlu’nun seçim kampanyası direktörü Necati Özkan ve Hüseyin Gün ile birlikte yargılanıyor.
Tutukluluğunun birinci yılında bianet’ten Evrim Kepenek’e konuşan Yanardağ, suçlamaları reddetti; davanın asıl hedefinin TELE1’e el koymak ve muhalif gazeteciliği baskı altına almak olduğunu savundu.
“BEŞİNCİ SINIF BİR KUMPAS”
Yanardağ, yargılandığı davayı “beşinci sınıf bir kumpas” olarak nitelendirerek suçlamaların somut delile dayanmadığını ileri sürdü.
“Tam anlamıyla darbe hukuku uygulanıyor” diyen Yanardağ, iddianamede seçimlere katılmak, bir adayı desteklemek ve bu yönde yayın yapmak gibi demokratik faaliyetlerin suç unsuru haline getirildiğini savundu.
Yanardağ, “Demokratik hak ve özgürlüklerin iktidara karşı muhalefet amacıyla kullanılması yasaklanmak isteniyor” ifadelerini kullandı.
“DOSYADAKİ TEK KANIT KILIÇDAROĞLU YAYINI”
Yanardağ, dosyada kendisi açısından delil olarak gösterilen temel unsurun 22 Haziran 2023’te Kemal Kılıçdaroğlu ile yaptığı canlı yayın olduğunu söyledi.
Söz konusu yayının seçimlerden yaklaşık bir ay sonra yapıldığını hatırlatan Yanardağ, iddianamedeki suçlamanın Kılıçdaroğlu’nu sert sorularla zor durumda bırakarak Ekrem İmamoğlu ve Özgür Özel lehine siyasi atmosfer oluşturduğu iddiasına dayandığını belirtti.
Yanardağ, bu faaliyetlerin yabancı güçler adına gerçekleştirildiği yönündeki iddiaları da reddederek suçlamaları “trajikomik” olarak nitelendirdi.
“AMAÇ TELE1’E EL KOYMAKTI”
Yanardağ, tutuklanmasıyla TELE1’e kayyım atanmasının birbirinden bağımsız süreçler olmadığını savundu.
“TELE1’e el konulmasıyla benim tutuklanmam, operasyonun birbiriyle doğrudan bağlantılı iki hedefidir” diyen Yanardağ, amacın kendisini ve çalışma arkadaşlarını susturmak olduğunu ileri sürdü.
Bağımsız ve muhalif medyaya gözdağı verilmek istendiğini savunan Yanardağ, gazetecilerin geri çekilmesinin veya iktidarın çizdiği sınırları kabul etmesinin meslek açısından ağır sonuçlar doğuracağını söyledi.
CEZAEVİ KOŞULLARINI ANLATTI
Yanardağ, Marmara Cezaevi’ndeki koşullarına ilişkin de bilgi verdi.
Yaklaşık 12 metrekarelik bir hücre ve benzer büyüklükte bir avluda kaldığını belirten Yanardağ, avlunun sabah 08.00 ile akşam 18.00 arasında açık olduğunu söyledi.
Haftada bir saat ziyaret hakkı bulunduğunu, ayda bir açık görüş yapıldığını ve haftada yalnızca 10 dakika telefon kullanabildiğini belirten Yanardağ, “Ağırlaştırılmış müebbet hapis koşullarında tutuluyoruz” dedi.
CEZAEVİNDE YAZMAYI SÜRDÜRÜYOR
Yanardağ, cezaevinde okumaya ve yazmaya devam ettiğini belirterek yeni kitap çalışmalarını anlattı.
Tutukluluğunun ilk ayında, daha önce hazırlıklarını tamamladığı “İsyanın ve Felsefenin Diyalektiği” adlı kitabının yayımlandığını hatırlatan Yanardağ, tamamen cezaevinde kaleme aldığı “Silivri’ye Direniş Yazıları” adlı çalışmasının da okurla buluştuğunu söyledi.
Yeni bir kitap üzerinde çalıştığını belirten Yanardağ, haftalık yazılarını ve TELE1’e gönderdiği değerlendirmeleri de sürdürdüğünü ifade etti.
“SİLİVRİ AYNI ZAMANDA BİR DİRENİŞ ALANI”
Cezaevinden Türkiye’nin farklı bölgelerinden çok sayıda mektup aldığını söyleyen Yanardağ, bunlara mümkün olduğunca yanıt vermeye çalıştığını belirtti.
Gazetelere erişimin her zaman mümkün olmadığını, kitap konusunda ise ciddi bir sorun yaşamadığını aktaran Yanardağ, “Silivri yalnızca bir siyasal zulüm merkezi değil, aynı zamanda bir direniş alanı” ifadelerini kullandı.
GENÇ GAZETECİLERE MESAJ: “ENSEYİ KARARTMAYIN”
Yanardağ, bir haber kanalının kurucusunun ve 40 yılı aşkın mesleki deneyime sahip bir gazetecinin bir yıldır tutuklu bulunmasının genç gazeteciler üzerinde caydırıcı bir etki yaratabileceğini söyledi.
Bunun iktidarın amaçlarından biri olduğunu savunan Yanardağ, Türkiye’de gazetecilerin tarihsel bir direniş geleneği bulunduğunu ifade etti.
Yanardağ, “Gençlere şunu söylemek isterim: Namık Kemal’den beri bu ülkenin aydınlarının ve gazetecilerinin bir direniş geleneği de var. Yarına kalanlar, direnenler oldu” dedi.
Meslektaşlarına seslenen Yanardağ, “Enseyi karartmaya, moralimizi bozmaya gerek yok” ifadelerini kullandı.
“UNUTULMADIK”
Tutukluluğun kendisi açısından da incitici olduğunu belirten Yanardağ, toplumdan, meslektaşlarından ve izleyicilerinden gördüğü desteğin en önemli güç kaynaklarından biri olduğunu söyledi.
Yanardağ, “Bir insana verilebilecek en büyük ceza sanırım unutulmaktır” diyerek “Unutulmadık” mesajını verdi.
Gazetecilikten, okurlarından ve izleyicilerinden uzak kalmanın zor olduğunu belirten Yanardağ, cezaevi koşullarının romantize edilmemesi gerektiğini vurgulayarak, “Hapishaneler zindandır” dedi.


