Birinci Dünya Savaşı, 28 Haziran 1914’te Saraybosna’da gerçekleşen bir suikastla başladı. Avusturya-Macaristan veliahtı Franz Ferdinand’ın öldürülmesi, domino etkisi yaratarak altı hafta içinde Avrupa’yı, ardından tüm dünyayı savaşa sürükledi.

İkinci Dünya Savaşı ise 1 Eylül 1939’da Nazi Almanyası’nın Polonya’yı işgaliyle başladı. Bölgesel bir kriz, kısa sürede küresel bir çatışmaya dönüştü. Tarih gösteriyor ki büyük savaşlar genellikle tek bir kıvılcımla başlıyor. Bugün ise o kıvılcımın Orta Doğu’da çakıp çakmadığı yönünde küresel bir tartışma var.

İran–İsrail-ABD Savaşı Resmen Başladı
İran ile İsrail arasındaki yıllardır süren gölge savaş, ABD’nin İsrail’le birlikte doğrudan askeri operasyonlara katılmasıyla açık bir çatışmaya dönüştü. ABD’nin İran bağlantılı hedeflere yönelik operasyonları sonrası Tahran, yalnızca İsrail’i değil bölgedeki Amerikan varlıklarını da hedef aldı. Füze ve İHA saldırıları, Körfez hattı ve Doğu Akdeniz’i içine alan geniş bir cephe oluşturdu. Uzmanlara göre artık mesele “bölgesel gerilim” değil, küresel güçlerin karşı karşıya gelme riski.

Üçüncü Dünya Savaşı Senaryoları: Kritik 5 Cephe
Uluslararası güvenlik analiz merkezleri uzun süredir büyük güçleri karşı karşıya getirebilecek 5 kırılgan bölgeye dikkat çekiyordu:

  • Tayvan Boğazı
  • NATO’nun doğu sınırı (Ukrayna hattı)
  • İsrail–İran ekseni
  • Kore Yarımadası
  • Hindistan–Çin Himalaya sınırı
    Bugün bu listenin en üstüne İsrail–İran hattı yerleşmiş durumda.

İsrail–İran Cephesi: Bölgesel Savaştan Küresel Krize
ABD’nin İsrail’le birlikte hareket etmesi denklemi değiştirdi. Artık savaş yalnızca iki ülke arasında değil. İran’ın nükleer tesisleri hedefte. Körfez ülkeleri baskı altında. ABD üsleri risk altında. Hizbullah ve bölgesel milisler devreye giriyor. Bu tablo, Rusya ve Çin’in nasıl pozisyon alacağı sorusunu da gündeme taşıyor. Eğer bu iki güç doğrudan ya da dolaylı müdahil olursa, çatışma küresel bir bloklaşmaya dönüşebilir. Ancak İran'a destek açıklamaları yapsalar da bu iki ülkenin çatışmalara doğrudan katılmayacakları ortada. Bu durumda İran yalnız kaldı. Üstüne üstlük İsrail ve ABD dışında üçüncü ülkelere de 'Amerikan üsleri' nedeniyle saldırılar düzenledi, yani kendisine düşman ülke sayısını artırdı.