Yeni Şafak
Haber akışına dön

Ukrayna Ve İran Savaşlarının ‘Önce Amerika’ Karnesi

Ukrayna Ve İran Savaşlarının ‘Önce Amerika’ Karnesi

Trump yönetiminin halihazırdaki Ukrayna politikası, ‘Önce Amerika’ ideolojisinin ete kemiğe bürünmüş hali olarak okunabilir. Bu ideolojinin en önemli unsurlarını ulusal egemenlik, ekonomik milliyetçilik ve korumacılık, Amerika’nın uluslararası sistemdeki yükünün azaltılması, güç sayesinde barış, stratejik itidal ve pragmatik realizm gibi kavramlar oluşturuyor. Ancak Trump yönetiminin bu konseptlere tutarlı biçimde bağlı kaldığını ve istikrarlı biçimde uyguladığını söylemek zor. Özellikle İran savaşı Önce Amerika ideallerinin İsrail için askıya alınabildiğini veya en azından seçici olarak uygulanabildiğini gösterdi. Ukrayna savaşında da birçok gelgitler yaşandı ancak Trump bu savaşın aslen ‘Amerika’nın derdi olmadığı’ mesajını vermeye devam ediyor. İran savaşını da hızlı bir zaferle bitirerek kenara çekilmek istiyordu ancak İsrail’in Amerikan iç siyasetindeki etkisi yüzünden bu çatışmadan sıyrılmakta güçlük çekiyor.

‘UKRAYNA’DAN BİZE NE’

Trump’ın ulusalcı ‘Önce Amerika’ söylemi, 2024 seçimleri öncesinde kendi sınırımızı koruyamazken Ukrayna’ya neden yardım ediyoruz sorusunu etkili biçimde sormuştu. Biden’ın küresel liderlik iddiasını ve Amerika’nın ‘aptalca’ savaşlara girmesini ulusal egemenlik perspektifinden hedefe koyan bu ideoloji, savaşları bitirme ve kendi güvenliğine odaklanma sözü vermişti. Amerika’nın Ukrayna’ya yardımını Batı medeniyetinin beka meselesi olarak gören Biden’a karşı, Rusya’yla masaya oturarak savaşı ‘bir günde’ sona erdirme sözü veren Trump bu vaadini yerine getiremedi ama bu savaşın bir şekilde Amerika’nın sorumluluğunda olduğu algısını da yıktı. Ekonomik milliyetçilik ve korumacı anlayış doğrultusunda bir yandan Avrupa’yla ticaret savaşı yürütürken bir yandan da Ukrayna’ya yardımı Avrupa’ya devretti. Bu şekilde Amerika’nın uluslararası sistemdeki yükünü azaltmaya çalışırken bir yandan da pragmatik biçimde silah satışına devam etti.

Ukrayna savaşı artık Avrupa’nın savaşıydı ve Trump’ın Amerika’sı kendini bu çatışmanın dışında konumlandırmaya çalışıyordu. Son günlerde Washington’ın Rusya’ya yaptırımları kaldırma kararı almasını da bu perspektiften değerlendirebiliriz. Enerji krizini çözmek adına Putin’le dizel benzin anlaşması yapan Trump, daha da ileri giderek Rusya’ya karşı yaptırım ve ek vergileri askıya aldı. Bu şekilde Amerika’nın karşı karşıya olduğu enerji fiyatları krizini hafifletmeye çalışan yönetim, bunun Rusya’nın savaş finansmanına yardımcı olacağı argümanıyla pek fazla ilgilenmiyor. Uluslararası platformlar ve normlardan ziyade birebir pazarlık ve diplomasiyi tercih eden Trump, Çin lideri Şi ve Rus lider Putin’le görüşüp anlaşma yapmayı tercih ediyor. Amerika’nın kendi çıkarını önceleyerek güçlü olacağını ve bunun da barışa tahvil edilebileceğini düşünen ‘güç sayesinde barış’ anlayışı, Ukrayna’nın güçlendirilmesinin Rusya’yı masaya oturtacağı anlayışını benimsemiyor.

STRATEJİK İTİDAL Mİ, STRATEJİK KÖR NOKTA MI?

Önce Amerika ideolojisinin pratikte tutarlı biçimde uygulanmasının zor olduğunu gösteren en önemli örnek İran’la savaş oldu. Uzun yıllar İsrail’in Amerika’yı doğrudan savaşa sokmasına direnen Amerikan yönetimleri, İran’la gayri resmi çatışmayı tercih etmişlerdi. İran’ın nükleer programını hedef alan Stuxnet virüsü, bilim adamlarına suikastler, Kasım Süleymani’nin öldürülmesi gibi operasyonlar sınırlı kapsamlarıyla uzun süre alttan alta devam eden savaşın görünür yüzü oldu. Bu dinamik Trump’ın ikinci döneminde değişerek Amerika’nın doğrudan savaşa girmesiyle değişti. İsrail’in 7 Ekim saldırılarını İran’la bölgesel savaşı açısından fırsat olarak değerlendirme isteği bölgeyi yangın yerine çevirirken Trump’ın da güç gösterisi yapma isteğini güçlendirdi. Madura operasyonu sonrası İran’ı da hızlı biçimde yeneceğini düşünen Trump, stratejik itidal ilkesine sadık davranmadı. Netanyahu’nun Trump’ı İran’da ‘kafa koparma’ operasyonunun başarılı olacağına ikna etmesi ve savaşa elini mecbur bırakacak manipülasyonları başarıyla gerçekleştirmesi, Önce Amerika ideolojisinin İsrail konusundaki stratejik körlük olgusuna tabir yerindeyse toslaması anlamına geliyordu.

Trump’ın kendi tabanının ve basındaki destekçilerinin ağır biçimde eleştirdiği İran savaşı, Önce Amerika’nın temel prensiplerine uygun bir stratejinin ürünü değildi. Savaşın sonucu olarak ortaya çıkan enerji darboğazının enflasyonist etkileri, ne ekonomik milliyetçilik ne de Amerika’nın uluslararası yük ve sorumluluklarının azaltılması açısından fayda sağladı. Savaşın daha ilk günlerinde İran’la anlaşmaktan bahseden Trump, pragmatik biçimde savaşı bitirmeye hazır olduğu sinyalini verdi ancak İsrail’in hızlı barışı baltalama çabalarına engel ol(a)madı. Trump İran savaşını nükleer meseleyle meşrulaştırmaya çalışsa da halkı bunun Amerika için doğrudan bir tehdit olduğuna inandıramadı. Hürmüz krizini çözemeyen Trump, Körfez’deki Arap müttefiklerini de yalnız bırakan bir görüntü vererek bölgede Amerika’nın kredisinin azalmasına neden oldu. Uluslararası liderlik iddiası olmayan ve önce Amerika’nın güvenliği diyen bir yönetim için bölgedeki müttefiklerinin korunması elbette ilk öncelik değildi. Bu anlamda Önce Amerika ideolojisinin gereğini yaptığı savunulabilir ancak kendi başlattığı savaşta müttefiklerini İran’la karşı karşıya getirerek geri çekilen zayıf görüntüsü ‘güç sayesinde barış’ fikriyle uyumlu değil.

Trump yönetiminin Önce Amerika ilkelerini seçici ve tutarsız biçimde uygulaması, hem Ukrayna hem de İran savaşlarında izlediği politikalarda kendini gösteriyor. Devletler elbette tutarlı olmak zorunda değil ve birbiriyle çelişen birçok politika izlemeleri sıkça görülen bir durum. Ancak Trump yönetimi özelinde, Önce Amerika ideolojisinin Trump’ın konjonktüre göre seçici uygulamaları ve Amerika’nın İsrail konusundaki stratejik körlüğü tarafından şekillendirildiğini söylemek mümkün. Amerika’nın küresel rolüne karşı çıkıp bundan tamamen de vazgeçmeyen bir tavır sergileyen Önce Amerika ideolojisi, dünyaya karmaşık mesajlar vermeye devam ederken yeni bir uluslararası düzene geçişi de geciktiriyor ve uluslararası sistem ne Amerika’yla ne Amerikasız olarak tanımlanabilecek bir denkleme sıkışmış görünüyor.

Başlıklar :

Okumaya devam et

Pusholder

Senin gündemin

Okuma seçenekleri

Push AIÖzet

PusholderKaynakta oku
yenisafak.com