Cumhuriyet
Haber akışına dön

Üretenlerin Söz Hakkı - Şafak Yüca

Üretenlerin Söz Hakkı - Şafak Yüca

Türkiye’de haftalık çalışma süresi 45 saat ile AB ortalamasının tam dokuz saat üstünde. Bu kadar çalışan bir emekçinin kendisine veya ailesine nitelikli zaman ayırması neredeyse olanaksız. Zamanı işyerinde ve şehir trafiğinde eriyip gidiyor. Sosyalleşemeyen, kendine ve sevdiklerine zaman ayıramayan çalışan, zamanla sadık bir tüketiciye dönüşüyor.

Marx’a göre emek; insanın kendini gerçekleştirdiği bir faaliyet olmaktan çıkıp yalnızca geçimini sağlama zorunluluğuna dönüştüğünde, insan kendi potansiyeline yabancılaşır. Bu yabancılaşmayı tüketim kültürü besler. Baudrillard ise modern toplumda nesnelerin kullanım değerlerinden ziyade simgesel anlamlarıyla tüketildiğini söyler. Alınan kahve, giyilen kıyafet ya da oturulan mekân, bireye kendini tanımlama olanağı sunar.

Çalışma saatlerinin uzunluğu, emekçilerin yalnızca ailelerine değil, siyasete vakit ayırmalarını da engelliyor. Ve bu zaman yoksulluğunun bedeli yasal hak kaybı olarak ödeniyor. Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın eylül verilerine göre Türkiye’de çalışan sayısı 35.2 milyon. Yani 100 seçmenin 57’si emekçi. Buna karşın çalışma saatlerinden zam oranlarına, yan haklardan yemek kartlarına kadar kendilerini ilgilendiren hiçbir konuda söz hakları yok.

YASAL ÇÖZÜME KAVUŞMALI

Bugün uzun mesai saatlerine hapsedilmiş çalışanların kamusal hizmetlerden, sağlık hizmetlerinden faydalanması oldukça zor. Hastaneye gitmek için yıllık iznini kullanan çalışan, sağlık hakkını dinlenme hakkından ödüyor. Çocuklu çalışanın yükü daha ağır: Okul sabah saat 9’da başlıyor, öğleden sonra 4’te bitiyor; mesai ise bu saatlere sığmıyor. Çocuğunu okula bırakıp okuldan almak bir hak olması gerekirken ek masrafa ve izin kaybına dönüşüyor.

Maaş bu açığı kapatmıyor. Mavi yakalı da beyaz yakalı da kazancının büyük kısmını kiraya, faturaya, gıdaya ve kredi kartı borcuna veriyor; bütün bu masrafların üzerine çocuğunuz da varsa eğitim masrafı ekleniyor. Mülk edinmek hayal, sosyalleşmek lüks hâline geliyor.

Üstelik emekçinin hakları kurumdan kuruma değişiyor. Fazla mesai bir yerde ücret, başka yerde izin olarak karşılık buluyor. Evden çalışma günleri işverenin kararıyla kaldırılabiliyor. Yüksek lisans bir kurumda kıdem sayılırken ötekinde yok sayılıyor. Prim ve yükselme koşulları belirsiz. Enflasyon yüzünden aynı kurumda yıllardır çalışanın maaşı, yeni işe başlayanın gerisinde kalıyor; bu yüzden iş değiştirme hızla artıyor.

Brüt maaşla çalışanın eline geçen tutar, yıl ilerledikçe gelir vergisi dilimleri yükseldiği için eriyor; bu kaybın nasıl paylaşılacağı da bir kurala bağlanmadığından fatura yalnızca çalışana çıkıyor. Brüt maaş üzerinden anlaşan işveren, yıl içinde vergi dilimi nedeniyle oluşan net tutar kaybının bir kısmını kendisi üstlenmeli; bu yük yalnızca çalışana bırakılmamalı.

Bunların hiçbiri kader değil, hepsi yasayla çözülebilecek başlıklar. Okul saatlerine uyum için çocuklu çalışanlara yıllık izinden düşmeyen ayrı bir izin hakkı tanınabilir. Sağlık hizmetine erişim için de benzer bir izin düzenlenebilir. Fazla mesainin karşılığı, evden çalışma, yan haklar, prim, kıdem ve yükselme koşulları işverenin keyfine değil, ortak ve yazılı kurallara bağlanabilir.

ÜRETENİN ELİNDE

35.2 milyon emekçi sessiz değil, sessizliğe mahkûm edilmiş durumda. Çünkü susmak bir tercih değil; bir ömrü iş, trafik ve borç arasında tüketen düzenin sonucu. Bu yüzden çalışma sürelerinin kısaltılması bir sosyal politika kalemi değil, bir demokrasi meselesidir. Haftalık çalışma süresi kısalmadıkça, sendikal katılım güçlenmedikçe, emekçi kendi yaşamı hakkında konuşacak zamanı bulamadıkça siyaset, onlar adına karar vermeye, çoğunluğun yaşamını belirlemeye devam edecek.

Çalışma saatinin 8’e düşmesi, hafta sonu tatili, yıllık izin, sendikal örgütlenme… Bunlar bir günde kazanılmadı. Tepeden armağan edilmedi. Emekçilerin mücadelesiyle kazanıldı. Fabrikayı, ofisi, marketi, hastaneyi, okulu ayakta tutanlar, çarkı döndürenler; Türkiye’nin üretenleri, geleceğini belirleme hakkını da elinde tutuyor.

ŞAFAK YÜCA

YAZAR

Okumaya devam et

Pusholder

Senin gündemin

Okuma seçenekleri

Push AIÖzet

PusholderKaynakta oku
cumhuriyet.com.tr