Son dönemde okullarda yaşanan şiddet olayları, çocukların neden saldırgan davranışlar sergilediğini ve bu davranışların nasıl önlenebileceğini yeniden tartışmaya açtı. Aile içindeki iletişim sorunları, akran zorbalığı, dijital dünyada karşılaşılan şiddet içerikleri ve eğitim sistemindeki rekabetçi yapı, çocukların davranışlarını etkileyen unsurlar arasında gösteriliyor.
Uzman Psikolog Tuğba Yavuz: Görülmeyen, Duyulmayan Ve Anlaşılmayan Çocuk Öfkeyle Konuşur

Uzman Psikolog Tuğba Yavuz, çocuklarda şiddet davranışlarının nedenlerini, ailelerin dikkat etmesi gereken uyarı işaretlerini ve saldırgan davranışların önlenmesi için atılması gereken adımları YENİÇAĞ'A anlattı. Çocuklarda şiddet eğiliminin tek bir nedene bağlanamayacağını belirten Yavuz, biyolojik, psikolojik ve çevresel faktörlerin bir araya gelmesiyle karmaşık bir sürecin ortaya çıktığını söyledi. Çocukların kendilerini ifade etmekte zorlandıklarında duygularını vurma, kırma, bağırma veya öfke nöbetleriyle dışa vurabildiklerini anlatan Yavuz, insanın temel ihtiyaçlarından birinin görülmek, duyulmak ve anlaşılmak olduğunu vurguladı.
DUYGULARINI İFADE EDEMEYEN ÇOCUK ŞİDDETE YÖNELEBİLİYOR
Çocukların duygusal ihtiyaçlarının karşılanmasının sağlıklı gelişim açısından büyük önem taşıdığını belirten Yavuz, ihmal edilen, sevildiğini hissetmeyen veya kendisini ifade etmesine fırsat tanınmayan çocuklarda saldırgan davranışların ortaya çıkabileceğini söyledi. İnsanın varoluşsal olarak anlaşılmaya ve kendisini ifade etmeye ihtiyaç duyduğunu belirten Yavuz'a göre, karşılanmayan duygusal ihtiyaçlar zamanla kızgınlık, gerginlik ve öfke olarak kendisini gösterebiliyor. Bu nedenle çocuklarda şiddet davranışını değerlendirirken yalnızca ortaya çıkan eyleme değil, o davranışın arkasındaki duygusal ihtiyaçlara da odaklanılması gerekiyor.
ÇOCUKLAR ŞİDDETİ ANNE BABALARINDAN ÖĞRENEBİLİYOR
Çocukların dünyaya geldikleri andan itibaren ebeveynlerini gözlemleyerek ve taklit ederek öğrendiklerine dikkat çeken Yavuz, aile içindeki davranışların çocuklar üzerindeki etkisinin son derece güçlü olduğunu söyledi. Aile içerisinde şiddete tanık olan çocukların bu davranışları model alabileceğini belirten Yavuz, anne ve babanın tutarsız tutumlarının da öfke davranışlarını tetikleyebileceğini ifade etti.Bir gün her davranışa izin verilirken başka bir gün aynı davranışın sert biçimde cezalandırılmasının çocuklarda kafa karışıklığı yaratabileceğini anlatan Yavuz, ebeveynlerden birinin sürekli hoşgörülü, diğerinin ise katı kurallar uygulayan bir rol üstlenmesinin de sorunlara yol açabileceğini belirtti.Yavuz, çocukların yalnızca ebeveynlerini değil, izledikleri film ve dizilerde ya da oynadıkları dijital oyunlarda karşılaştıkları şiddet davranışlarını da taklit edebileceklerini söyledi.
AKRAN ZORBALIĞI VE DÜRTÜ KONTROLÜ DE ÖNEMLİ
Çocuklarda saldırgan davranışların ortaya çıkmasında akran ilişkilerinin de belirleyici olabildiğini anlatan Yavuz, zorbalığa maruz kalan bazı çocukların kendilerini savunmanın tek yolunun fiziksel şiddet olduğunu düşünebildiğine dikkat çekti. Sosyal çevrenin yanı sıra bazı psikolojik ve gelişimsel durumların da öfke kontrolünü zorlaştırabileceğini belirten Yavuz, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu ile dürtü kontrolüne ilişkin sorunların bazı çocuklarda davranışların düzenlenmesini güçleştirebildiğini ifade etti. Yavuz'a göre, şiddet davranışlarının nedenleri değerlendirilirken çocuğun aile yapısı, sosyal ilişkileri, duygusal ihtiyaçları ve bireysel özellikleri birlikte ele alınmalı.
ÇOCUĞUNUZUN DAVRANIŞLARINDAKİ ANİ DEĞİŞİMLERE DİKKAT
Ailelerin çocuklarındaki şiddet eğilimini erken dönemde fark edebilmesi için davranış değişikliklerini yakından gözlemlemesi gerektiğini belirten Yavuz, özellikle ani duygu ve davranış değişimlerine dikkat çekti. Daha önce dışa dönük olan bir çocuğun aniden içine kapanması, sakin bir çocuğun sık sık öfke nöbetleri geçirmeye başlaması, ailesiyle daha az paylaşımda bulunması veya çevresindekilere yönelik tehdit içeren ifadeler kullanması üzerinde durulması gereken işaretler arasında yer alıyor.Yavuz, çocukların "Ona gününü göstereceğim" veya "Onu mahvedeceğim" gibi sözlerinin de göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtti. Eşyalara, kardeşlerine, hayvanlara veya kendisine zarar verme davranışlarının dikkatle izlenmesini öneren Yavuz, çocukların oyun sırasında sergiledikleri tutumların da ailelere önemli ipuçları verebileceğini söyledi. Özellikle ergenlik dönemindeki çocuklarda bedene veya kişisel eşyalara zarar verme davranışlarının önemsenmesi gerektiğini ifade eden Yavuz, ailelerin gerektiğinde bir uzmandan destek almasını önerdi.
ŞİDDET GÖSTEREN ÇOCUĞA BAĞIRMAYIN, ÖNCE SAKİNLEŞMESİNİ BEKLEYİN
Çocukların saldırgan davranışları karşısında ebeveynlerin vereceği tepkinin sorunun çözümünde önemli olduğunu belirten Yavuz, bağırmanın, hakaret etmenin veya fiziksel ceza uygulamanın öfkeyi daha da artırabileceği uyarısında bulundu. Öncelikle ebeveynlerin sakin kalması gerektiğini vurgulayan Yavuz, çocuğun neden böyle davrandığını anlamaya çalışmanın ilk adım olması gerektiğini söyledi.Öfke nöbeti geçiren çocuğun hemen konuşmaya zorlanmaması gerektiğini belirten Yavuz, önce sakinleşmesi için zaman tanınmasını, ardından yaşanan olayın mutlaka ele alınmasını önerdi.Çocukla konuşurken suçlayıcı bir dil yerine anlamaya yönelik sorular sorulması gerektiğini ifade eden Yavuz, "Seni anlamak istiyorum" ve "Bu sorunu şiddet dışında başka nasıl çözebilirdik?" gibi ifadelerin kullanılabileceğini anlattı. Yavuz'a göre amaç, çocuğun yaptığı davranışı görmezden gelmek değil, şiddet dışındaki çözüm yollarını fark etmesini sağlamak.
ANNE VE BABA AYNI DİLİ KONUŞMALI
Çocuklarda şiddet davranışının önlenmesinde anne ve babanın ortak bir tutum sergilemesinin önemine dikkat çeken Yavuz, ebeveynlerin kendi davranışlarını da gözden geçirmesi gerektiğini söyledi.Evde sürekli bağırarak, hakaret ederek veya öfkeyle konuşan yetişkinlerin çocuklarına farklı bir davranış biçimi öğretmekte zorlanabileceğini belirten Yavuz, ailelerin öncelikle kendi iletişim alışkanlıklarını değiştirmesi gerektiğini ifade etti. Çocuklara sınır koymanın önemli olduğunu ancak kurallara uyulmadığında yalnızca cezalandırmaya başvurulmaması gerektiğini anlatan Yavuz, yapılan davranışın nedenleri ve başkaları üzerindeki sonuçlarının konuşulmasını önerdi.
ÇOCUĞUNUZU SADECE HATA YAPTIĞINDA FARK ETMEYİN
Ailelerin çocukların olumsuz davranışlarına hızla tepki verdiğini ancak olumlu davranışlarını çoğu zaman yeterince takdir etmediğini belirten Yavuz, destekleyici geri bildirimlerin önemine dikkat çekti.Çocuğun yaptığı olumlu bir davranışın ardından "Seninle gurur duyuyorum", "Aferin" veya "Böyle devam et" gibi ifadelerin kullanılmasının kendisini değerli hissetmesine yardımcı olabileceğini söyledi.Yavuz, çocukların yalnızca yanlış yaptıklarında değil, doğru davranışlar sergilediklerinde de görülmeye ve onaylanmaya ihtiyaç duyduklarını vurguladı.
SPOR VE SANAT ÇOCUKLARIN KENDİLERİNİ İFADE ETMELERİNİ SAĞLIYOR
Çocukların enerjilerini doğru alanlara yönlendirmelerinin ve kendilerini farklı yollarla ifade edebilmelerinin şiddet davranışlarının önlenmesinde önemli olduğunu belirten Yavuz, spor ve sanat etkinliklerine dikkat çekti. Takım sporları, basketbol, müzik veya bir enstrüman çalmak gibi faaliyetlerin çocukların disiplin geliştirmesine, sosyal ilişkilerini güçlendirmesine ve duygularını düzenlemesine yardımcı olabileceğini söyledi. Ancak bu etkinliklerin çocuğun yaşına, fiziksel özelliklerine ve ilgi alanlarına uygun olarak belirlenmesi gerektiğini ifade eden Yavuz, ailelerin çocuklarıyla birlikte karar vermesini önerdi.
EĞİTİM SİSTEMİ ÇOCUKLARI HAYATA HAZIRLAMAK YERİNE YARIŞTIRIYOR
Okullarda yaşanan şiddet olaylarının toplumsal nedenlerini de değerlendiren Yavuz, ekonomik sorunların, denetim eksikliğinin ve eğitim sistemindeki rekabetçi yaklaşımın çocuklar üzerinde baskı oluşturduğunu savundu. Türkiye'de çocukların büyük ölçüde akademik başarıya ve belirli mesleklere yönlendirildiğini belirten Yavuz, bireysel yeteneklerini keşfedebilecekleri alanların yeterince sunulmadığını söyledi. Yurt dışındaki bazı eğitim sistemlerinde çocukların yemek yapma, marangozluk, sanat ve sahne etkinlikleri gibi derslerle hayata hazırlandıklarını hatırlatan Yavuz, Türkiye'de bu olanakların sınırlı kaldığına dikkat çekti. Çocukların yalnızca akademik başarı üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Yavuz, spor, sanat veya zanaat alanında yeteneği bulunan çocukların kendilerini geliştirebilecekleri fırsatlara erişebilmesinin önemine işaret etti. Yavuz'a göre, kendisini ifade edemeyen ve potansiyelini ortaya koyamayan çocuklarda biriken duygusal gerilim, zamanla öfke ve saldırgan davranışlar şeklinde ortaya çıkabiliyor.
SOSYAL MEDYADA GÖRDÜKLERİ ŞİDDETİ TAKLİT EDEBİLİYORLAR
Dijital dünyada karşılaşılan içeriklerin çocuklar üzerindeki etkisine de değinen Yavuz, ailelerin çocuklarının hangi oyunları oynadığını, hangi sosyal medya hesaplarını takip ettiğini ve internette ne tür içeriklerle karşılaştığını bilmesi gerektiğini söyledi. Yaşa uygun içerik filtrelerinin kullanılmasını öneren Yavuz, çocukların dijital dünyadaki davranışlarının ve karşılaştıkları şiddet içeriklerinin aile içinde konuşulmasının önemine dikkat çekti. Kanadalı iletişim kuramcısı Marshall McLuhan'ın dünyayı "küresel köy" olarak tanımlamasına atıfta bulunan Yavuz, dünyanın herhangi bir yerinde yaşanan olayların dijital iletişim araçları sayesinde çocuklara da ulaştığını belirtti. Şiddet olaylarının sürekli görünür olmasının bazı çocuklarda bu tür davranışların taklit edilebilir olduğu düşüncesini güçlendirebileceğini ifade eden Yavuz, ailelerin çocuklarıyla gündemdeki olaylar hakkında yaşlarına uygun biçimde konuşmasını önerdi. Yavuz, çocuklara yalnızca olayın ne olduğunu anlatmak yerine ne düşündüklerini sormanın ve birlikte çözüm önerileri geliştirmenin de önemli olduğunu söyledi.
PSİKOLOJİK DESTEK ALMAK İÇİN SORUNLARIN BÜYÜMESİNİ BEKLEMEYİN
Türkiye'de psikolojik desteğe çoğu zaman sorunlar ağırlaştıktan sonra başvurulduğunu belirten Yavuz, ailelerin ihtiyaç duyduklarında daha erken dönemde profesyonel yardım almalarının yararlı olabileceğini söyledi. Aile içinde konuşulamayan, bastırılan veya çözülemeyen sorunların zamanla daha büyük çatışmalara dönüşebileceğine dikkat çeken Yavuz, aile danışmanlığı ve terapi süreçlerinin iletişim sorunlarının çözümüne katkı sağlayabileceğini ifade etti. Yavuz, çocuklarda şiddet davranışlarının önlenmesinin yalnızca kurallar ve disiplinle mümkün olmadığını, sağlıklı aile ilişkileri, tutarlı ebeveyn davranışları, duygusal ihtiyaçların karşılanması ve çocukların kendilerini ifade edebilecekleri ortamların oluşturulmasının büyük önem taşıdığını vurguladı.



