Yapay zekânın (YZ) yükselişi, iş dünyasında bir dönüşüm dalgası meydana getiriyor. Bu dönüşüm, bazı mesleklerin ortadan kalkması riskini beraberinde getirirken, aynı zamanda yepyeni iş fırsatları ve yetkinlik talepleri de yaratıyor. Dolayısıyla, yapay zekâyı yalnızca "işsizlik" olarak etiketlemek, konunun karmaşıklığını ve potansiyelini göz ardı eden eksik bir yaklaşımdır.
Genel eğilim, YZ'nin daha çok tekrarlayan, rutin ve veri yoğun görevleri otomatikleştirmesi yönündedir. Bu durum, düşük ve orta vasıf gerektiren bazı işlerde iş kaybı riskini artırırken, insan yargısı, yaratıcılık, stratejik düşünme ve duygusal zekâ gerektiren alanlarda ise insan emeğinin değerini yükseltiyor. OECD’nin geçtiğimiz hafta yayımladığı “Üretken yapay zekâ ve KOBİ işgücü” başlıklı rapor, işsizlik endişelerinin en azından şimdilik yersiz olduğunu ortaya koydu.
Üretken yapay zekâ (ÜYZ), mevcut verilere bakarak yeni ve özgün içerik, veri veya medya oluşturabilen bir yapay zekâ türüdür. Geleneksel YZ, sınıflandırma, tahmin veya tanımlama yaparken, ÜYZ eğitim aldığı büyük veri setlerindeki kalıpları ve yapıları öğrenerek "yeni bir şey" üretir.
Raporda, ChatGPT, Copilot ve Midjourney gibi metin, resim, video veya ses üreten araçlar olan üretken yapay zekânın KOBİ’lerin işgücü ve beceri ihtiyaçlarını karşılamalarına yardımcı olma potansiyeli incelendi. Rapor Avusturya, Kanada, Almanya, İrlanda, Japonya, Kore ve İngiltere’de 5 binden fazla KOBİ’yi kapsayan ankete dayanıyor.
Ankete katılan KOBİ’lerin yüzde 31’i üretken yapay zekâyı kullandıklarını belirtti. Bu KOBİ’lerin yapay zekâya ilişkin verdikleri cevaplar, istihdam üzerinde kaygı verici bir etkisinin olmadığını gösteriyor. Üretken yapay zekâ kullanan KOBİ’lerin yüzde 83’ü, yapay zekânın toplam personel sayısı üzerinde bir etkisi olmadığını bildirdi. Bu cevabı verenlerin oranı Japonya’da yüzde 93,3, Almanya’da yüzde 90,7 oldu. Üretken yapay zekânın toplam personel ihtiyacını artırdığını söyleyenlerin oranı yüzde 5,5, personel ihtiyacını azalttığını söyleyenlerin oranı ise yüzde 9,1 olarak gerçekleşti.
Raporda, personel ihtiyaçlarındaki azalmanın üretken yapay zekânın görevleri otomatikleştirme ve dolayısıyla işgücünün yerini alma kapasitesinden kaynaklanabileceği değerlendirildi. Personel ihtiyaçlarındaki artışa dair ise performanstaki iyileşme dolayısıyla işçilerin daha üretken hale geldiği, ortaya çıkan üretkenlik artışlarının ürün pazarında daha fazla talep yaratarak işgücüne olan talebi artırdığı ifade edildi.
Üretken yapay zekâ nedeniyle personel ihtiyaçlarının azaldığını belirten KOBİ’lerin en yüksek olduğu sektörler idari ve destek hizmetleri, gayrimenkul faaliyetleri ve bilgi ve iletişim oldu. Personel ihtiyaçlarının arttığını belirtenlerde en yüksek oran ise eğitim sektöründe görüldü.
Ülkemizde olduğu gibi KOBİ’ler tüm dünyada nitelikli personel bulmakta sorun yaşıyorlar. Örneğin Avrupa Birliği’nde 2023 yılında hazırlanan rapora göre, KOBİ’lerin birinci sorunu doğru becerilere sahip çalışan bulmak.
Son iki yılda üretken yapay zekâ kullanan ve beceri açığı yaşayan KOBİ’lerin yüzde 39,1’i üretken yapay zekânın bu açığı kapatmaya yardımcı olduğunu, KOBİ’lerin yüzde 25,2’si ise üretken yapay zekânın çalışan açığını kapamalarına yardımcı olduğunu bildirdi.
Yapay zekâ, iş dünyasında bir yıkımdan ziyade, bir dönüşüm aracıdır. Tarihte her teknolojik devrimde (tarım, sanayi, bilgi teknolojileri) olduğu gibi, bazı işler yok olacak ancak daha önce var olmayan yeni işler ortaya çıkacaktır. Gelecekte başarılı olacak profesyoneller, yapay zekâyı bir tehdit olarak değil, üretkenliği artıran, hata oranını azaltan ve karar alma süreçlerini destekleyen bir ortak olarak görmeyi öğrenenler olacaktır. Bu nedenle, kitleler için asıl zorluk, yeni teknolojilere uyum sağlayacak şekilde becerilerin dönüştürülmesi (yeniden eğitim) ihtiyacıdır. Dijital okuryazarlık, analitik düşünme, yaratıcılık ve problem çözme gibi yetkinlikler her zamankinden daha değerli hale gelecektir.
Yapay zekâ, daha az işgücüyle daha fazla değer üretilmesini sağlayarak ekonomik büyümeye de katkıda bulunabilir, ancak bu refahın toplumun tüm kesimlerine adil bir şekilde dağıtılması, iyi tasarlanmış sosyal ve eğitim politikalarına bağlı olacaktır. Ayrıca devletlerin KOBİ’lerin üretken yapay zekânın potansiyelini ortaya çıkarmasına yardımcı olması ve desteklemesi büyük önem taşıyor. Bu dönüşüm sürecinde, kariyerinizi güvence altına almak için yapay zekâ araçlarını etkin kullanmayı öğrenmek ve insana özgü yetkinliklerinizi geliştirmek büyük önem taşıyor.




