01.11.2026 - İnsanlar ve yapay zeka uluslararası hukuku birlikte çiğnediğinde sorumluluk kimde?
Yapay Zeka Savaş Suçlusu Sayılabilir Mi?

Askeri teknoloji şirketlerinin geliştirdiği yapay zeka destekli ve otonom silahlar savaş alanlarında kullanılıyor. Peki insanlar ve makineler uluslararası hukuku birlikte çiğnediğinde sorumluluk kimde?
ABD İran’a saldırısının ilk gününde bir kız ilkokulunu hedef alarak tam 123 çocuğu öldürdü. Nihai onayı insanların verdiği saldırıyı ABD’nin Maven Smart System adlı sistemi mümkün kılmıştı.
Palantir Technologies’in geliştirdiği yapay zeka destekli yazılım platformu, ordunun savaş alanından gelen verileri toplayıp düzenlemesini ve işlemesini sağlıyordu.
İran’daki o alan geçmişte bir deniz üssünün parçası olsa da 2017’den beri ilkokul olarak kullanılıyordu. Gelgelelim yapay zeka destekli yazılım platformuna aktarılan istihbaratta bu bilgi yoktu.
Bazı muhabirler bu hatanın sonucunu şöyle niteliyordu: ‘‘Vietnam Savaşı’ndan bu yana bir ABD hükümetinin gerçekleştirdiği en feci katliamlardan biri.’’
Ordular dünyanın dört bir yanındaki savaş alanlarında hedef belirleme ve ateşleme kararlarını kendi başına verebilen yapay zeka destekli ya da otonom silahları kullanmaya devam ettikçe bu tür senaryolar yaygınlaşabilir.
Nitekim ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), yapay zekadaki son gelişmelere hız kesmeden uyum sağlamaya çabalıyor, savaşlarda ‘yapay zekaya öncelik’ yaklaşımını benimsiyor.
Askeri teknoloji şirketleri meşru hedef sayılabilir mi?
Peki insanlar ve makineler uluslararası hukuku el birliğiyle ihlal ettiğinde gerçek suçlu kim oluyor? Hükümetler ve özel sektör bu soruda okları birbirine doğrultuyor.
Vox muhabiri Kylie Jones, konuyu uluslararası hukuk uzmanı Allen Weiner’a sordu.
Weiner, uluslararası hukuka göre çatışmalara doğrudan katılan bir sivilin korunma hakkını kaybettiğini vurgulayarak şöyle sordu: ”Peki ordulara savaş ekipmanı sağlayan özel şirketler çatışmalara katılmış sayılabilir mi?”
Söyleşi özetle şöyle…
Bir komutan ‘‘Şu okulu havaya uçurun’’ gibi açıkça yasadışı bir emir verirse sorumluluk elbette ona kalır. Peki diyelim ki bu komutan yapay zeka destekli ya da otonom bir silah kullanıyor. Ve teknolojinin yasaları çiğnemeyeceğine güvenerek suç teşkil etmeyecek bir emir veriyor. Gel gör ki bu silah bildiğini okuyarak yasaları çiğniyor. Sorumluluk kimin?
İki senaryo aklıma geliyor.
İlkinde şöyle diyorsunuz: ‘‘Düşmana saldıracağız, onları çok ama çok sert vurmak istiyoruz.” Kullandığınız araç ‘‘Sivil hedefleri vurmamıza izin yok’’ diyecek şekilde eğitildiği için ‘‘Hayır, bir okulu vurmayacağım’’ diyebilir.
Fakat ordu ‘‘Hiçbir hedefi reddetme’’ talimatı vermişse araç eğitildiği şekilde davranmayıp bu talimatı uygulayabilir.
Nitekim bu senaryoyu görmeye başladık bile. Yapay zeka araçları, özellikle Claude ve ChatGPT talimatları yanlış yorumlayıp ihlallere yol açabiliyor.
Örneğin eylülde Anthropic şirketine ait yapay zeka aracı, kendisine verilen görevi çözmek için Hugging Face platformuna bir siber saldırı düzenlemeye karar verdi. Oysa yapay zeka aracına görevi verenlerin böyle bir niyeti yoktu.
Yani diyelim ki yapay zekaya ‘‘Çok sert bir saldırı başlatmak istiyoruz’’ diye talimat verdiniz. Araç kendi kendine “Onları en yaralayacak şey çocuklarının öldürüldüğünü görmek olur, o halde okula saldıralım’’ derse ne olacak?
Bu riskler artık gerçek.
İkinci senaryoda, yapay zeka aracı sahip olduğu bilgilere dayanarak düpedüz bir hata yapıyor. Nitekim bu senaryoyu İran’daki kız okuluna saldırıda gördük. Aracın eski verilere baktığı apaçıktı. Peki bu durumda sorumlu kim?
‘‘Bu veri setine dayanarak bir hedef göster’’ diyen kişi ya da kişiler mi? Oysa verilerin ve haritaların güncelliğinden emin olmaları gerekirdi. Bütün bunlar bana ihmal ya da pervasızlık gibi geliyor. ‘‘Evet, burada biri savaş suçu işledi’’ demek zor.
Ortada bir savaş suçu var, ama bir suçlu var mı?
Hukuk profesörü Rebecca Crootof ‘savaş tazminat hukuku’ (war torts) diye bir kavram öneriyor. Ona göre otonom silahların yol açtığı savaş suçlarını yalnızca ceza hukukuyla değerlendirmek yeterli değil. Mağdurlar, kendilerine ihmal, pervasızlık ya da kasıtla zarar verenlere tazminat davası da açabilmeli. Ne düşünüyorsunuz?
Bence ilginç bir fikir. Devletlerin uluslararası insancıl hukuk kapsamındaki yükümlülüklerini ayrıca ele almalıyız. Savaş suçu varsa ama suçlusu yoksa bile devletin sorumluluğu var.
Belki hesap verecek bir birey yok, ama bir devlet yasadışı biçimde sivilleri hedef almışsa uluslararası insancıl hukuku ihlal etmiş oluyor. Bu durum iki devlet arasında tazminat talebine dayanak oluşturabilir.
Haksız fiil ya da hukuki sorumluluk kavramlarının temel mantığı uluslararası hukukun özünü oluşturuyor. Evet, devletlerin birbirine karşı sorumlulukları var. Peki bunun yargılanabileceği ve tazminat alınabileceği bir merci var mı? Soru bu.
Uluslararası hukuk ihlalini bir asker değil de bir makine gerçekleştirdiğinde durum farklı mı oluyor?
Bilmiyoruz çünkü ikinci türden bir dava henüz görülmedi. Bugüne kadar uluslararası alanda dava konusu olan tüm insancıl hukuk ihlallerinde emri veren insanlardı.
Yine de bu işin kolayı var.
Diyelim ki ABD’ye ait bir makine İran’daki kız okuluna saldırdı ve bu davaya bakmaya yetkili bir mahkeme var. Bu durumda sorumlu ABD olurdu.
Yani saldıranın bir birey mi yoksa bir makine mi olduğu önemli olmazdı, çünkü işi tek tek failler, şirketler, yapay zeka araçları ya da komutanlar düzeyine indirmemiz gerekmiyor. Sorumluluk devlete ait. Bu yaklaşım bir bakıma işi kolaylaştırıyor.
Yani ne olursa olsun sorumluluğu devletler mi üstlenmeli?
Evet. Uluslararası Adalet Divanı bugüne kadar kuvvet kullanımının çeşitli boyutlarına dair pek çok davaya baktı. Kuralları çiğneyen bir devlete başka bir devletin dava açabilmesi uluslararası hukukta köklü bir ilke.
Gelgelelim uluslararası hukukta bir mahkemenin bir devleti yargılayabilmesi için o devletin buna rıza göstermesi gerekiyor. Devletler mahkemenin yetkisini peşinen tanıyabilir, ‘‘Bana karşı açılacak her davayı kabul ediyorum’’ diyebilir. Veya her davada ayrı ayrı karar verebilir.
Tabii dünyanın en güçlü devletlerinin, yani sınır dışında kuvvet kullanma ihtimali en yüksek devletlerin, uluslararası mahkemelerin yetkisini tanımaya pek yanaşmaması herhalde sizi şaşırtmaz.
Rusya, ABD, İsrail ve Çin, Uluslararası Adalet Divanı’nın zorunlu yargı yetkisini peşinen tanımıyor. Dolayısıyla iki soru beliriyor: Devletler sorumlu mu? Bu davalar mahkemeye taşınacak mı?
Peki Palantir gibi askeri teknoloji şirketlerinin rolü ne?
Son dönemde bu şirketlerin birer ‘savaşçı’ sayılıp sayılamayacağı konusuna kafa yoruyorum. Çünkü savaşlara görülmemiş biçimlerde dahil oluyorlar.
Uluslararası hukuka göre savaş uçağı üreten özel bir fabrika meşru bir askeri hedef sayılıyor, yani savaşta vurulabilir.
Peki Palantir hangi aşamada vurulabilir bir hedef haline gelir? Veya yapay zeka araçları savaşta kullanılıyorsa Anthropic ne zaman meşru hedef sayılır?
Uluslararası hukuka göre çatışmalara doğrudan katılan bir sivil korunma hakkını kaybediyor.
Peki ordulara savaş ekipmanı sağlayan özel şirketler çatışmalara katılmış sayılabilir mi? Tartışılmaya değer bir soru.




