Yalan yok, ben arada kan tahlil sonuçlarımı bile doktoruma göndermeden önce yapay zekâya yorumlatıyorum.
Yapay Zekâya Güvenmeyin

Tam güvenim yok tabii ama pek çok şeyi de doğru tespit ediyor.
Ama bu konuda daha temkinli olmam gerektiğini şu haberden sonra bir kez daha anladım.
Yapay zekâ insanı pek kolay tehlikeye de atabilir.
Yani yapay zekâya güven ama hayatını da teslim etme!
Kanada’da 16 yaşındaki bir genç, yapay zekânın hazırladığı rotayı takip ederek Crown Dağı’na tırmanmaya kalkıştı.
Ve finalde dik bir kayalıkta mahsur kaldı.
Helikopter bile bulunduğu noktaya güvenle yaklaşamayınca kurtarma ekipleri halatlarla gence ulaşıp onu güvenli bir yere taşımak zorunda kaldı.
Az daha ölüyordu yani.
Karşımızdaki her şeyi bilen bir otorite değil. Hata yapabilen, eksik bilgiyle sonuç çıkarabilen bir teknoloji.
Üstelik bazen bizim duymak istediğimiz cevaplara fazla yaklaşabiliyor.
Haklı olduğumuza inanmak istiyorsak bizi haklı çıkaran, korkuyorsak korkumuzu besleyen cevaplar verebiliyor.
Bu da başka bir tehlike.
Siz siz olun, yapay zekânın söylediği her şeye inanmayın.
Özellikle sağlık, güvenlik, hukuk ve para gibi konularda mutlaka başka kaynaklardan doğrulama yapın.
Telefonla girmek yasaktır!
Sosyal medyada karşıma çıkan tuvalet kurallarından daha önce de bahsetmiştim.
Bir iş yeri, tuvalet kapısına iki kural asmış: “Tuvalete cep telefonuyla girmek yasaktır. Tuvalet süresi maksimum 4 dakikadır.”
İlk bakışta insanın aklına çalışan hakları, özel hayatın gizliliği, işverenin sınırları geliyor.
Tuvalette geçirilen süreye bile karışılır mı diye düşünüyorsunuz.
Ama sonra aklıma başka bir şey geldi.
Bence bu kuralları iş yerlerinden önce evlerin tuvalet kapılarına asmak lazım!
Çünkü duyduğuma ve tecrübe de ettiğime göre günümüzde evlerde çıkan kavgaların önemli bir kısmı, tuvalete telefonuyla girip bir türlü çıkmayan aile bireyleri yüzünden yaşanıyor.
Eskiden tuvalete gazete ya da dergiyle girenler vardı.
Şimdi onların yerini cep telefonları aldı.
Üstelik gazetenin bir sonu vardı, telefonun yok!
Instagram’da birkaç reels, TikTok’ta biraz gezinme, WhatsApp mesajlarına cevap verme, haberleri okuma derken tuvalet bir anda evin en popüler sosyal medya merkezine dönüşüyor.
İçerideki zamanın nasıl geçtiğini anlamıyor, dışarıdaki ise sinir krizine giriyor.
Bir tarafta içeriden gelen “Çıkıyorum, iki dakika!” sesleri, diğer tarafta “Yarım saattir içeridesin!” isyanları...
İşin komik tarafı, içerideki kişi gerçekten de iki dakika kaldığını sanıyor olabilir.
Çünkü sosyal medyada zaman kavramı diye bir şey kalmadı.
Bir de banyoyu, tuvaleti evin en huzurlu köşesi olarak görenler var. Kapıyı kapatınca çocuk yok, eş yok, sorumluluk yok.
Kimse bir şey istemiyor.
Adeta küçük bir kişisel tatil!
Tabii iş yerindeki 4 dakika sınırını savunmuyorum.
İnsanların bedensel ihtiyaçları kronometreyle ölçülemez.
Ama evlerde durum biraz farklı.
Belki de evlerin tuvalet kapısına şöyle bir yazı asmalı:
“Telefonla girilmez!”
Benim önerim süreyi değil, telefonu sınırlamak.
Bakalım telefon olmadan içeride kaç dakika kalınıyor...


