BirGün
Haber akışına dön

Yedi Deryada Da Yıkansa Yetmez

Yedi Deryada Da Yıkansa Yetmez

Politika Servisi

Fon skandalı, derinleşen yoksulluk, Azerbaycan krizi ve yandaş medyanın manşetlerine kadar uzanan iktidar içi kavga, Saray yönetimini giderek daha fazla köşeye sıkıştırıyor. “Temizlenme” söylemine sarılan iktidar, fon vurgununu münferit bir vaka gibi göstererek kendi sorumluluk alanının dışında tutmaya çalışsa da skandalın ortaya çıkan her yeni boyutu AKP’yi daha fazla tartışmanın merkezine çekiyor.

Üstesinden gelinemeyen kriz, iktidar içindeki çatlakları da görünür hale getirdi. Gücünü koruduğu görüntüsünü vermeye çalışan rejimi bu kez Azerbaycan krizi vurdu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Başdanışmanı Oktay Saral, başörtüsüne yönelik uygulamalar nedeniyle Bakü yönetimini eleştirmesinin ardından görevden alındı.

Krizler derinleşirken ekonomik yıkım da iktidarın toplumsal desteğini aşındırıyor. Erdoğan, iktidarın emekliler başta olmak üzere geniş kesimlerde büyüyen memnuniyetsizliğinin farkında olduğunu gösteren bir açıklamayla önceki gün Kabine toplantısının ardından “müjde” verme ihtiyacı duydu. Emeklilerin yaşadığı sorunların farkında olduğunu söyleyen Erdoğan, “İnşallah 2027 bütçesinde başımızın tacı emeklilerimizin durumunu biraz daha iyileştirecek mali imkanları oluşturuyoruz” ifadelerini kullandı.

Tüm bu gelişmeler yaşanırken muhalefetin elindeki belediyelere yönelik operasyonlar da hız kesmiyor. Bir ay önce YENİ Parti’ye katılan Merkezefendi Belediye Başkanı Şeniz Doğan gözaltına alınırken Bakırköy Belediyesi’ne de aynı saatlerde operasyon düzenlendi. İktidar, fon skandalının yarattığı baskıyı başka gündemlerle aşma ve tartışmanın yönünü değiştirme çabası içinde.

Ancak kamuoyu yoklamalarındaki sonuçlar, iktidara yakın çevrelerdeki kaygıyı büyütüyor. Yandaş kalemler de köşelerinde oy kaybı ihtimalini ve skandalın AKP tabanındaki etkilerini tartışıyor.

Sabah yazarı Okan Müderisoğlu, dün yayımlanan yazısında fon krizinin AKP tabanında yarattığı etkiye dikkat çekti. Müderisoğlu, “Fon problemi AK Parti tabanında travmaya yol açtı. Anlık anketler oy erozyonuna işaret etti” ifadelerini kullandı. Müderisoğlu, bundan sonraki süreci Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kararlılığı, fon tasfiye yasasının etkinliği, adli dosyaların içeriği, siyasi ve bürokratik tasfiye süreçleri ile haksız kazançların geri alınarak hak sahiplerine ödenme hızının belirleyeceğini yazdı.

İktidara yakın isimlerden Şamil Tayyar da fon skandalının ardından Saray’a sunulduğunu söylediği “çok özel” bir ankette AKP’nin oy kaybının yüzde 6 civarında ölçüldüğünü dile getirmişti. GENAR Araştırma’nın sahibi İhsan Aktaş ise AKP’nin oy kaybının 3 puan civarında olduğunu ifade etmişti.

Konuya ilişkin BirGün’e değerlendirmelerde bulunan kamuoyu araştırmacıları da benzer noktalara işaret ediyor.

Fon skandalının seçmen üzerindeki etkilerini değerlendiren Aksoy Araştırma Başkanı Ertan Aksoy: “Öncelikle fon yolsuzluğunun çok yaygın bir durum olduğu anlaşılıyor. İki açıdan yaygınlık söz konusu; Bir tanesi fona doğrudan dâhil olanlar, ikincisi ise son dönem hiç olmadığı kadar borsada küçük yatırımcı var ve onun yarattığı tahribatla birlikte borsada zarara gidenler. Bu iki grup da başına gelenin neden kaynaklandığını, sebebinin kim olduğunu, ortadaki denetimsizliğin, hepsinin farkındalar. Bu nedenle, muhtemel ki yakın zamanda yapılacak ölçümlerde, AKP’ye ve seçmen davranışlarına yansıma ihtimali var. Yakın zaman dememin nedeni şu: Şimdi hükümet de arada geçen süreyi gerçekçi olmak gerekirse kendi açısından fena götürmedi. Yani yönetime en yakın olduğu varsayılan isimlerin üzerine gidilmesi veya gidiliyormuş gibi yapılması, insanlarda bir beklenti yarattı. Özellikle paraların dağıtılma ihtimaline dair, gri alanda verilen cevaplar bir beklenti oluşturuyor. Bu beklentileri ise karşılamak o kadar kolay değil. O nedenle belki bugün doğrudan bir büyük kopuşa dönüşmemiş değil, ama yakın gelecekte çok anlamlı bir potansiyele sahip olduğunu düşünüyoruz.

GERİ ADIM YOK

Medyadan yerel yönetimlere her alanda muhalefete yönelik baskıları değerlendiren Aksoy, “Siyaset üzerinde işe yarıyor. Çünkü muhalefet hiç olmadığı kadar dağılmış durumda. Bu gerçekle artık yüzleşmek gerekiyor” dedi. Aksoy, “Seçmen tarafında daha derli toplu bir durumla karşı karşıyayız. Seçmene dair yapılan hiçbir ölçümde bütün bu yaşananlardan kaynaklı, geri adım atma veya işte iktidarı değiştirme çabasında, isteğinde bir azalma olmadığı gibi artışla karşılaşıyoruz. Dolayısıyla bence bu durumun iki sonucu var. Siyasette sonuç aldı mı? Bence evet, muhalefeti dağıttı. Seçmen tarafında sonuç aldı mı? Hayır. Çünkü seçmen hiç olmadığı kadar hala bir arada” diye aktardı.

SİSTEME GÜVEN YOK

Kamuoyu araştırmacısı Can Selçuki fon vurgununun seçmen davranışları üzerindeki olası sonuçlarını anlattı. Selçuki, “Fon krizi çok geniş bir kitleyi etkiledi. Toplumda uyandırdığı intiba zaten kurumlara ve sisteme olan güvensizliği başka bir noktaya taşıdı.

Çünkü birçok alanda sıkıntıları görüyoruz. Yani örnek veriyorum futbol federasyonu ile ilgili mesele çıkıyor, fonla ilgilisi ortaya çıkıyor. Kamu yönetimi ile alakalı noktalarda da etkisi çıkıyor. Dolayısıyla, vatandaş genel olarak bir sisteme olan güvensizliğinin ben en üst seviyeye çıktığını değerlendiriyorum. Böyle durumlarda seçmenin genel tavrı, oy kullanmama yönünde olabiliyor. Geçtiğimiz 20 yılda bunu, birçok örneğini gördük. Yani bunu sadece ekonomik memnuniyetsizlik seçmeni sandığa götürmez perspektifinden değil, genel olarak sisteme olan inancın zayıflaması, kamu idaresine olan güvenin zayıflaması üzerinden okumak lazım. Bu gidişatta en dikkatli izlememiz gereken şey seçmenin sandığa gitme iradesi olacak.

SEÇMEN KÜSKÜN

Sandığa olan güveninin zayıflamasının iktidar aleyhine bir seçmen davranışı olduğunu vurgulayan Selçuki,“20-25 yıl önce konuşuyor olsaydık, sandığa gitmemek genelde hükümet partisinin, muhafazakâr partinin daha çok işine yarıyordu. Neden? Çünkü onların seçmeni daha iyi mobilize olabiliyordu. Fakat 2024 seçimleri bize gösterdi ki memnuniyetsizlik artınca iktidar seçmeni rakibe oy vermekten ziyade sandığa gitmemeyi tercih ediyor. Dolayısıyla 2024 yerel seçimleri bize çok net bir şekilde gösterdi ki şu anda seçime katılımdaki düşüş muhalefete yarıyor. Bunu 2019 tekrar İstanbul seçimlerinde de gördük” diye anlattı. Selçuki bu seçmen davranışını “Protesto diyebiliriz, değişiklik olabileceğine inancın kaybı diyebiliriz. İki iki duygu birleşik” diye niteledi.

∗∗∗

EKONOMİNİN BİRİNCİ SORUNU FON KRİZİ

Asal Araştırma’nın “Türkiye ekonomisinin en önemli sorunu nedir?” sorusuna verilen yanıtlar, fon krizinin ekonomik gündemdeki yerini ortaya koydu. Araştırmaya göre katılımcıların yüzde 26,5’i en önemli sorun olarak “yatırım fonu ve borsa krizi” yanıtını verdi. “Enflasyonun yüksekliği” diyenlerin oranı yüzde 22,2 olurken gıda fiyatlarındaki artışı işaret edenlerin oranı yüzde 13’te kaldı. Kira ve konut fiyatlarındaki artışı en önemli sorun olarak görenlerin oranı ise yüzde 6,8 oldu.

Okumaya devam et

Pusholder

Senin gündemin

Okuma seçenekleri

Push AIÖzet

PusholderKaynakta oku
birgun.net