Yeniçağ
Haber akışına dön

Yeniden Büyük Acilin Kapısında

Yeniden Büyük Acilin Kapısında

3 Haziran 2011 Cuma günü kendi bloğumda yayınladığım “Dr. Siyami Erseklilere Teşekkürler” adlı yazımda yine bir sağlık sorunu yaşamış ve tüm süreç boyunca bu yazımdaki manevi duyuşu ta kalbimde hissetmiştim. Şöyle yazmışım: “Galip Erdem’in, ‘Büyük Acilin Kapısında’ isimli bir yazısını okumuştum yıllar önce. Hayatın şaşaası, neşesi, karmaşası, gümbürtüsü ve bütün hızıyla sürdüğü sırada bir kişinin bir hastane aciline muhtaç olması ve ölüm kalım mücadelesi verdiği anlara ait duygusal ve mistik bir yazıydı... Kesip saklamıştım ama daha sonra göçebelik yaşantısı içinde (!) bu kupürü yitirdim, aklımda izi kaldı.”

“Hayırdır, bu eski defterleri neden karıştırdın?” diyenler elbette olabilir. Şöyle oldu, anlatayım. “Yeni bir yolculuk, yeni bir heyecan” diyerek Kahramanmaraş’a doğru yola düştüm. Fakat Adana Altın Koza’da bir hafta boyunca kapalı salonlarda film izlemek, ardından uçakta aksıran tıksıran, birtakım enfeksiyonlar geçiren ama maske takmayan nadanlarla yolculuk yapmak beni etkilemiş. Ankara’da artık kendini hissettiren soğuk algınlığı Kahramanmaraş seyahatimi duman etti desem yeridir. Dönüşe geçtiğimde hâlâ “Bu enfeksiyonun ağırlığı devam ediyor” diye düşünürken, akşam yemeğinde mide sancısı zannettiğim bir ağrı iki kola yayılıp yürümemi engellemez mi? Eşim Sema’nın feraseti sayesinde doğruca Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi aciline müracaat ettim. O dakika işte merhum Galip Ağabey’in “Büyük Acilin Kapısında” yazısını tekrar hatırladım. Biraz ötenizde hayatın şaşaası, neşesi, karmaşası, gümbürtüsü bütün hızıyla sürdüğü sırada yeniden hastane aciline muhtaç olmuş ve hayatla ölüm arasındaki o eşiğe gelivermiştim. Necip Fazıl’ın şiirinin zihnimde yankılanması da cabası oldu: “Birden bakar ki insan, Her şey karmakarışık. Ayırmak olmaz artık, Bir kalbi bir taraktan; Ve kalp ağlayaraktan, Çekilir geri geri, Terk eder bu mahşeri.” Tam kendimi bu eriyiş girdabına kaptıracaktım ki bendenizi Prof. Dr. Topsakal Hoca’nın 1. Kardiyolojideki ekibinin ellerine teslim ettiler. O gece nöbet tutan sağlık personeli olsun, daha sonraki günlerde nöbetleri devralan sağlık çalışanları ve eğitim gören öğrencilerden aldığım tıbbi destek sayesinde bu yazıyı yazabilecek gücü buldum. Bu vesileyle Prof. Dr. Ali Doğan ve hocasının denetiminde anjiyomu şahane bir ustalıkla kısa sürede tamamlayan Emrecan Özdemir’e, servis doktorlarımdan Yunus Emre Kaya’ya, Hemşire Nesrin Görgüç ve Neslihan Çetinkaya’ya teşekkür ederim.

Tabii bu hikâye burada bitmiyor efendim. İstanbul’a döndüğümde bu defa çok daha önemli bir işlem için yine çalışkanlığı, titizliği ve tecrübesiyle tanınan MÜ Maltepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi hocalarından Prof. Dr. Koray Ak Hoca’ya teslim olacağım. Böylece 67 yıldan beri benim gibi delişmen bir adamın yükünü çeken kalp damarlarım yenilenecek ve inşallah daha çok seneler sizlerle beraber olacağız. Kalın sağlıcakla.

Okumaya devam et

Pusholder

Senin gündemin

Okuma seçenekleri

Push AIÖzet

PusholderKaynakta oku
yenicaggazetesi.com