GZT
Haber akışına dön

Yüzde Bir Yaşama Şansıyla Doğdu, 45 Günlükken Babasız Kaldı: 34 Yıldır Hayata Direniyor

Yüzde Bir Yaşama Şansıyla Doğdu, 45 Günlükken Babasız Kaldı: 34 Yıldır Hayata Direniyor

Samsun'da yaşayan doğuştan serebral palsi hastası olan 34 yaşındaki Kader Dilek Erduran, annesiyle birlikte yaşamını devam ediyor. Küçük yaşta babasını kaybeden, serebral palsi hastası Kader Dilek Erduran doğduğunda doktorlar, anne karnındayken yaşama şansının yüzde bir olduğunu söyledi. Annesi, doktorların uyarılarına rağmen gebeliği sonlandırmayı istemedi.

Beyninin bazı bölümlerinin oksijensiz kalması sebebiyle etkilendiğini belirten Erduran, 5 yaşına kadar konuşamadığını, yoğun terapi ve eğitim sürecinin ardından kendisini ifade edebildiğini aktardı. Çocukluğundan beri fizik tedaviye giden Erduran, yaklaşık 10 yıldır sosyal hayatta daha fazla yer bulmak için takı yapımından farklı el sanatlarına kadar birçok kursa katılım sağlıyor. Erduran, son olarak kendi talepleriyle bitki, toprak ve çiçek ekimi kursuna kayıt oldu. Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Sosyal Hizmetler programında eğitim görürken 5 yıl önce öğrenimine ara veren Erduran, ilerleyen dönemlerde yeniden üniversite sınavına girmek istediğini ifade etti.

“Annem benden daha fazla inatçı”

Doğuştan serebral palsi beyin felci hastası olduğunu ve 34 yıldır annesiyle birlikte mücadele ederek birlikte yaşadığını söyleyen Kader Dilek Erduran, "Doktorların yüzde bir yaşama şansımın olduğunu söylemiş. Anne karnındayken 'yaşamaz' demişlerdi. Doğuşta 45 gün kuvözde kalmam sonucu hayata tutunmak için resmen inatlaşmışım. Beni aldırmayı annem istememiş. 'Yaşarsa da kaderim, ölüm varsa da almayın' demiş. 34 yıldır da annemle birlikte yaşıyoruz. Babam ben 45 günlükken vefat etmiş. Bana annem bakıyor. Hiçbir zaman da beni sosyal alanlardan kısıtlamamıştır. Hatta benden fazla inat etmiştir. ‘Anne bıkmıyor musun, hiç pes etmiyor musun' dediğimde, benden fazla sabır göstermiştir. Benim düşmeme, psikolojik olarak geriye çekilmeme de izin vermemiştir. Ben 5 yaşına kadar da hiç konuşamamışım. Beynimin birçok kısmı oksijensiz kalması nedeniyle etkilenmiş. Ama yoğun bir terapi ve öğrenim sürecinden sonra fazla bir şey kalmadı. Yoksa 5 yaşına kadar konuşmamışım" dedi.

“10 yıl süre zarfında takı kursuna kadar her şeye katıldım”

Yaklaşık 10 yıldır birçok kurslara giderek zaman geçirdiğini belirten Erduran, "Okulumu bitirdikten sonra 'sosyal hobi kursları olsun’ diye, eve kapamamak adına yaklaşık 10 yıldır buradayım. 10 yıl süre zarfında takı kursuna kadar her şeye katıldım. Şu anda da bitki, toprak ve çiçek ekimi kursundayız. Bu kursu biz kendimiz talep ettik. Çünkü psikolojik olarak 'biraz daha rahatlayalım, biraz daha toprakla uğraşalım, negatif enerjimiz varsa da onları atalım' diye. Burası bizim için aynı zamanda sosyal bir aktivite alanı oluyor" şeklinde konuştu.

“Nereden baktığınız önemli, isteyen 'engelim var' diye hayata da küsebilir ama ben bunu asla tercih etmedim”

Doğuştan beri fizik tedavi gördüğünü ifade eden Erduran, "Artık fizik tedaviden biraz sıkıldım. 34 yıldır hiç bırakmadan, bebekliğimden beri fizik tedavimi görünce sıkıldım. İki- üç senedir de tedavi görmüyorum. Benim zaten rahatsızlığım iyileşebilecek bir rahatsızlık değil. Beyin felci olduğu için kalıcı bir hastalık. Ama size şunu söyleyeyim. Engelli olmasam, işin iyi tarafından baktığınızda belki farklı bir yaşantım olacaktı. Belki dışarıdaki kötü alışkanlıklara bulaşacaktım. Nereden baktığınız önemli. İsteyen 'engelim var' diye hayata da küsebilir. Ama ben bunu asla tercih etmedim. Tabii ki bizim de yaşadığımız zorluklar var. Çok da kolay bir hayatımız yok ama birçok alanda bakış açışı önemli. Bu bizim için artık bir engel değil, yaşam şekli. Sizlerin nasıl ayağınız belli uzunluktaysa bu da benim ayağım böyle. Benim için tekerlekli sandalye bir pranga değil" ifadelerini kullandı.

“Biz sağlıklılara da birçok şeyi öğretme nezdinde avantajlarımız var., önce kendinizi kabullenin”

Engelli vatandaşlara da tavsiyeler ileten Erduran, "Öncelikle engelli vatandaşlar hiçbir zaman evde kapalı kalmasınlar. Kendilerine olan bakış açıları, çevrelerinin de onlara karşı olan ön yargılarını kırıyor. Ben birçok sorun yaşadım. Otobüse binerken, tramvayda. Ama her zaman dediğim şey şu; biz sağlıklılara da birçok şeyi öğretme nezdinde avantajlarımız var. Önce kendinizi kabullenin. Kabullenmediğiniz sürece hiçbir şeyi aşamazsınız. Büyüklerimizden de şunu istiyorum, bir engelli gördüklerinde, 'Allah yardımcımız olsun, nasıl oldu’ gibi davranmaları, acınası bakışlarını istemiyoruz. Benim daha önce de sosyal sorumluluk projelerim oldu. Kaynaşma eğitimi üzerine. Birçok alanda varım ve elimden geldiğimce ve sağlığım el verdiğince de olmaya çalışacağım" şeklinde sözlerini noktaladı.

Okumaya devam et

Pusholder

Senin gündemin

Okuma seçenekleri

Push AIÖzet

PusholderKaynakta oku
gzt.com