İktisatçı Mahfi Eğilmez, elektrik ve doğal gazda devlet desteğinin daraltılmasıyla doğrudan zam yapılmasa bile faturaların yükselebileceğini belirterek, yeni düzenlemelerin milyonlarca aboneyi nasıl etkileyeceğini ve faturalarda nelerin değişeceğini anlattı.
Zam Gelmeden De Fatura Artacak! Elektrik Ve Doğal Gaz Faturalarında Yeni Dönemi Mahfi Eğilmez Anlattı

İktisatçı Mahfi Eğilmez, Kendime Yazılar adlı blogunda yayımladığı "Enerji Faturalarında Yeni Dönem" başlıklı yazısında, elektrik ve doğal gazda devlet desteğinin kapsamını değiştiren düzenlemeleri değerlendirdi.
Kış aylarının yaklaşmasıyla enerji faturalarının yeniden gündeme geldiğini belirten Eğilmez, tüketicilerin karşılaşabileceği değişikliğin yalnızca enerji fiyatlarıyla sınırlı olmadığını, devlet desteğinin kapsamının da yeniden düzenlendiğini ifade etti.
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) ve Boru Hatları ile Petrol Taşıma AŞ (BOTAŞ) tarafından yapılan düzenlemelerin özellikle yüksek tüketimli haneleri etkileyebileceğini kaydeden Eğilmez, enerjiye doğrudan zam yapılması ile devlet desteğinin azaltılması arasındaki farkı anlattı.
"Devlet desteğinin azaltılması tüketicinin ödediği fiyatı artırıyor"
Eğilmez, enerji fiyatlarına doğrudan zam yapılmasa da destek kapsamının daraltılmasının faturalara yansıyabileceğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
"Burada dikkat edilmesi gereken nokta, enerji fiyatlarının doğrudan artırılması ile devlet desteğinin azaltılması arasındaki farktır. Birincisinde enerjiye uygulanan fiyat yükseltilirken ikincisinde tüketicinin ödediği fiyat, destek kapsamının daraltılması nedeniyle artmaktadır."
Yüksek tüketimli abonelerin daha yüksek tarifelerle karşılaşabileceğini ifade eden Eğilmez, elektrik ve doğal gazda uygulanan yeni tüketim sınırlarının hane bütçeleri üzerindeki etkilerini ele aldı.
Elektrikte yeni sınır 3 bin kilovatsaat: 6,5 milyon abone etkilenecek
Elektrikte mesken aboneleri için uygulanan yıllık son kaynak tüketim limitinin yeniden düşürüldüğünü belirten Eğilmez, sınırın 2025 yılında 5 bin, 2026 yılında ise 4 bin kilovatsaat olduğunu hatırlattı.
EPDK'nın 30 Ekim 2026 tarihinde aldığı kararla yıllık tüketim sınırının 1 Ocak 2027'den itibaren 3 bin kilovatsaate indirildiğini aktaran Eğilmez, bunun aylık ortalama 250 kilovatsaatlik elektrik tüketimine karşılık geldiğini bildirdi.
Düzenlemeden yaklaşık 6,5 milyon mesken abonesinin etkilenmesinin beklendiğini belirten Eğilmez, bu sayının toplam abonelerin yüzde 14,7'sini oluşturduğunu kaydetti.
Elektrik faturalarında yeni tarife ne zaman uygulanacak?
Yıllık tüketim sınırını aşan abonelerin hemen yeni tarifeye geçirilmeyeceğini belirten Eğilmez, uygulamanın başlangıç tarihine ilişkin ayrıntıları da paylaştı.
Buna göre, yıllık tüketim limitinin aşıldığı ayı takip eden üçüncü ayın ilk gününden itibaren, ikili tedarik anlaşması bulunmayan abonelere yüksek tüketimli tüketiciler için belirlenen son kaynak tedarik tarifesi uygulanacak.
Eğilmez, 2026 yılı içinde 3 bin kilovatsaatlik sınırı ekim ayında aşan bir mesken abonesinin 1 Ocak 2027'den itibaren, aralık ayında aşan bir abonenin ise 1 Mart 2027'den itibaren yeni tarifeye tabi olabileceğini örnek gösterdi.
Düzenlemenin doğrudan genel bir elektrik zammı anlamına gelmediğini vurgulayan Eğilmez, "Burada ulusal elektrik tarifesinin genel olarak değiştirilmediğini, esas olarak destek kapsamındaki tüketici grubunun daraltıldığını vurgulamak gerekiyor." değerlendirmesinde bulundu.
Doğal gazda İstanbul, Ankara ve İzmir için farklı sınırlar
Doğal gazda 4 Nisan 2026'da yürürlüğe giren kademeli fiyat uygulamasına da değinen Eğilmez, konut abonelerinin tüketim miktarlarına göre iki gruba ayrıldığını belirtti.
Birinci kademede devlet desteğinin sürdüğünü, ikinci kademede ise yüksek tüketimli abonelerin farklı tarifeye tabi olduğunu aktaran Eğilmez, illere ve aylara göre değişen tüketim sınırlarının iklim koşullarından kaynaklandığını ifade etti.
BOTAŞ tarafından belirlenen kasım ayı tüketim sınırlarının İstanbul'da 136,01 metreküp, Ankara'da 283,78 metreküp ve İzmir'de 67,97 metreküp olduğunu bildiren Eğilmez, aralık ayında İstanbul için sınırın 259,35 metreküpe, Ankara için ise 420 metreküpe yükseldiğini kaydetti.
Eğilmez, "Tüketim sınırları illere ve aylara göre değişiyor. Bunun nedeni, Türkiye'nin farklı bölgelerinde iklim koşullarının ve ısınma ihtiyacının aynı olmaması." ifadelerini kullandı.
Kış aylarında yüksek fatura riski
Doğal gaz tüketiminde belirlenen sınırların aşılmasının faturaları etkileyebileceğini belirten Eğilmez, "İlgili ay için belirlenen tüketim sınırının aşılması halinde faturada belirgin bir fark ortaya çıkıyor." dedi.
Kademeli tarife sisteminin amacının enerji tüketimini azaltmak ve devlet desteğini daha düşük tüketim yapan hanelere yönlendirmek olduğunu anlatan Eğilmez, kış aylarında artan ısınma ihtiyacının bazı abonelerin daha yüksek tarifeye geçmesine neden olabileceğini ifade etti.
"Yüksek tüketim her zaman yüksek gelir anlamına gelmiyor"
Enerji desteklerinin kamu maliyesi üzerindeki etkilerini de değerlendiren Eğilmez, uluslararası enerji fiyatlarındaki artışların, döviz kurundaki yükselişlerin ve enerji ithalatının devletin sübvansiyon yükünü artırabildiğini belirtti.
Ancak tüketim miktarına dayalı destek sisteminin hanelerin gelir düzeyini her zaman doğru yansıtmayacağını vurgulayan Eğilmez, "Buna karşılık yüksek tüketim her zaman yüksek gelir anlamına gelmiyor." ifadelerini kullandı.
Eğilmez, yüksek enerji tüketiminin yalnızca gelir düzeyiyle açıklanamayacağını belirterek şunları kaydetti:
"Büyük bir evde yaşayan kalabalık bir aile, yalıtımı yetersiz bir konutta oturan düşük gelirli bir hane veya soğuk bir bölgede yaşayan bir vatandaş da yüksek tüketim nedeniyle destek kapsamının dışına çıkabilir."
"Destek politikaları hanelerin ödeme gücünü göz ardı etmemeli"
Enerji desteklerinin yalnızca tüketim miktarına göre belirlenmesinin sosyal açıdan yetersiz kalabileceğini ifade eden Eğilmez, gelir düzeyi ve konutların enerji verimliliğinin de dikkate alınması gerektiğini belirtti.
Eğilmez, "Dolayısıyla tüketim miktarını esas alan bir destek sistemi, gelir düzeyini esas alan bir sosyal yardım sisteminin yerini bütünüyle tutamaz." değerlendirmesinde bulundu.
Enerji tasarrufunun ekonomik açıdan gerekli olduğunu ancak desteklerin sosyal etkilerinin de gözetilmesi gerektiğini vurgulayan Eğilmez, yazısını şu ifadelerle tamamladı:
"Enerji tasarrufu ekonomik açıdan gerekli olabilir. Ancak tüketim miktarını esas alan destek politikaları, hanelerin ödeme gücünü ve yaşadıkları konutların enerji verimliliğini göz ardı etmemelidir. Enerji politikalarının temel amacı yalnızca tüketimi azaltmak değil, enerjiye erişimi sürdürülebilir ve adil bir biçimde sağlamaktır."



