Emperyalizmin BOP’unun dayatmalarıyla bunalıyoruz.
Zamanın Aynası

Bağnazlık işbirlikçilikle bütünleşerek değerlerimizi yok etmede ciddi yollar aldı.
Ülkemiz “kıskaç altında”, “ahtapotun kollarında”, “örümcek ağında”, “uçurumun kenarında”, “kıyılan”, “yağmalanan”, “satılan” diye tanımlanıyor; kahroluyoruz.
Zamanın aynasında; insanın böyle karabasanlı dönemlerde çaresizliklere karşı yaratıp sürdürdüğü direnişlerle geleceğini belirlediğini görüyoruz.
ZAMAN ÖĞRETMEN
Zaman en büyük öğretmendir; öğretici, ders vericidir.
Onun kadar sonsuza akan bir öğretmen yoktur; onun öğrettiğini hiçbir şey öğretemez, verdiği dersi hiç kimse veremez.
Uygarlıklar ve kültürler bereketiyle güzellenen toprağımızın akılla bütünleşen atılımlarla çağdaş değerlerle buluşmuş olduğunu öğretiyor bize zaman.
Onun öğrettiğine bakınca umutsuzluğun, kötümserliğin, çaresizliğin yakışmadığını; yakışanın onur olduğunu görüyoruz.
Zamanın aynasında Müdafaai Hukuk var, Kuvayı Milliye, Misakı Milli var.
Kutsal İsyan’ıyla, “çılgın” diye tanımlanan destanlar yaratmak var.
Emperyalist saldırganlığa karşı “Ulusal Kurtuluş Savaşı”na yol gösterici olan bir ulusun aynası zaferle çiçeklenmiş.
Zamanın aynasında toprakların yurt kılınması var.
Bunca görkemli bir temelin üzerinde yükselen laik, ulusçu, halkçı, devletçi, devrimci Cumhuriyet, “kimsesizlerin kimsesi” olarak zamanın aynasında ışıldıyor.
Zorbalığın köleleştiren saltanatı ve hilafeti yerine, zamanın aynası insanları yurttaşlığa yükselten bir yaşama tanıklık ediyor.
Zamanın aynası; on yılda yarattığı “fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür” on beş milyon gencin omzunda yükselen Cumhuriyetiyle ulus olmanın zenginliğini gösteriyor.
Bu ayna; temeli kültür olan; erdemle, özgürlük ve bağımsızlıkla kardeş olan tüm bu zenginliğin sevdalı önderini bağrına basıyor.
ZAMANIN AYNASI
Zamanın aynası, yarattığı değerlerle Türkiye’mizin ne büyük bir ülke olduğunu gösteriyor.
Zamanın aynasında insanımıza insan olduğu gerçeğini armağan eden Cumhuriyetimizin büyüklüğünü görüyoruz.
Zamanın aynası bize “az zamanda çok ve büyük işler” başaran bir ulusun önderi olmakla kalmayıp tüm mazlum ulusların kurtuluş umudu Atatürk’ün ne büyük bir önder olduğunu öğretiyor.
Hiçbir şeyin birdenbire olmadığını, Cumhuriyetin getirdiklerini yok eden, kirleten, devrimlerini karşıdevrimlere dönüştüren dahili ve harici düşmanların on yıllardır tüm güçleriyle adımlar attığını biliyoruz.
Bir Milletin Yeniden Doğuşu’nu sağlayan Atatürk’ün kendi ulusunun gönlünden koparılması için bin bir saldırının gerçekleştirildiğini biliyoruz.
Büyüklüğümüze yani Türkiye’mize, Cumhuriyetimize, Atatürk’ümüze karşı örülen nice duvarların vız geldiğini, geldikleri gibi giden ve hevesleri kursaklarında kalan emperyalistlerin intikam planlarının boşa çıkarıldığını da biliyoruz.
Büyüklüğümüzün, onların parçalayıp yutma girişimlerinin uzantısı olarak karanlığın feodalleriyle bütünleşen isyanlarını ve “Şeriat isterük” naralarını tuzla buz ettiğini de izledikleri işbirlikçi politikalarla, vatanın bağrına dayadıkları hançerlerle emperyalistlere hizmet edenlerin attıkları adımlara karşı yarım yüzyılı aşan bir süredir gururla direndiğini de biliyoruz.
Karşı karşıya olduğumuz amansız kuşatma koşulları yurttaşı yıldıramaz.
Zamanın aynasına, öğrettiklerine güvenmek varken umutsuzluk, karamsarlık, kendini kimsesiz duyumsamak yakışmaz insan olana.
Bizi büyük kılan bilincimiz, birikimimiz, değerlerimiz büyüklüğümüzü koruyacak gücü ve yöntemi de bağrında taşıyor.
Zaman, içinde bulunduğumuz koşulların onca umutsuzluğuna karşın iyimser olmak gerektiğini öğretiyor.


