Uluslararası Soruşturmacı Gazeteciler Konsorsiyumu (ICIJ) ve ortak medya kuruluşlarının bir araya getirdiği “Damascus Dossier” belgesi, eski Suriye Devlet Başkanı **Beşar Esad’ın rejimine ait iç güvenlik dosyalarında saklanan gizli kayıtların kapsamlı bir analizini ortaya koydu. Bu sızan dosyalar, Suriye’deki devasa sistematik tutuklama, işkence ve katliam programına dair şimdiye kadar görülmemiş bir kanıt niteliği taşıyor.

REJİMDEN ELDE EDİLDİ

Soruşturma, Alman yayıncı NDR tarafından temin edilen ve ICIJ ile 24 medya ortağına sağlanan 134.000’den fazla gizli belge ve fotoğrafı içeriyor. Bu arşiv, Suriye rejiminin güvenlik ve istihbarat birimlerinin günlük operasyonlarını, tutuklama ve ölüm süreçlerini ayrıntılı biçimde gösteriyor. 33.000’den fazla yüksek çözünürlüklü fotoğraf, özellikle 2015–2024 arasında rejim gözetimindeki tutukluların ölümüne dair görüntüler sunuyor. Bu, rejime ait en büyük görsel ölüm arşivi olarak tanımlanıyor.

Ölüm nedenleri çoğu zaman resmi belgelerde “kalp durması” gibi yanıltıcı ifadelerle gizlendi.

FOTOĞRAFLARDA NE VAR?

Soruşturma ekibinin rastgele seçtiği fotoğraf örneklemleri üzerinden yaptığı analiz, ortaya çıkan korkunç tabloyu şöyle özetliyor:
"Ölenlerin yaklaşık yüzde 75’inde açlığa bağlı belirtiler tespit edildi. Yaklaşık yüzde 66’sında fiziksel şiddet ve yaralanma izi vardı. Birçoğu çıplak veya yetersiz giysili, bireysel etiketlerle tanımlanmış şekilde fotoğraflanmıştı. Fotoğrafların büyük kısmında cesetler bireysel numaralarla kataloglanmış, bazılarında numaralar doğrudan beden üzerinde görülüyordu. Fotoğraflar, genellikle ölenlerin daha sonra gömüleceği ya da yok edileceği askeri hastanelerde veya morglarda çekilmiş durumda. Çoğu görüntü, bedenlerin yerde veya metal yüzeylerde, örtüsüz biçimde yattığını gösteriyor."

SİSTEMATİK İŞKENCELER

ICIJ’in analizine göre, Suriye rejimi sistematik bir şekilde şu eylemler yapıldı: "On binlerce kişiyi tutukladı, kaybetti veya öldürdü. Ölüm nedenleri çoğu zaman resmi belgelerde “kalp durması” gibi yanıltıcı ifadelerle gizlendi. Cesetler fotoğraflandı, kataloglandı, dijital klasörlerde düzenlendi ve bu belgeler ölüm süreçlerinin “kanıtı” olarak arşivlendi. Rejimin bu işlemi belgeleri sanki rutin bürokratik bir süreçmiş gibi organize ettiği ortaya konuyor. Bir yandan sistematik cinayetler, diğer yandan bu cinayetler için sahte ve resmi görünümlü evraklar üretilmiş.

YETKİLİLERE VERİLDİ

ICIJ ve ortakları tarafından analiz edilen veri tabanında şunlar yer alıyor: "Yaklaşık 320 kişinin adı, fotoğraf ve diğer kayıtlar aracılığıyla belirlenebildi. Bu bilgiler, müttefik uluslararası kuruluşlara ve mağdur ailelere iletildi. Birleşmiş Milletler’in Bağımsız Kayıp Kişiler Kurumu, Syrian Network for Human Right, Ta’afi gibi sivil toplum girişimleri kayıp yakınlarına bilgi ve destek sağlamak için verileri kullanıyor. Soruşturma kapsamında fotoğraflar Alman yetkililere de teslim edildi ve bazı eski rejim görevlilerinin yargılanmasında kanıt olarak kullanılmak üzere Almanya’daki bağımsız insan hakları merkezlerinde tutuluyor."

Dosya rejimin ölüm makinasının yalnızca savaşın ilk yıllarında değil, neredeyse on yıl boyunca sürdüğünü gösteriyor.

DAHA GENİŞ KAPSAMLI

Bu yeni arşiv, Suriye’deki insan hakları ihlalleriyle ilgili daha önce ortaya çıkan “Caesar Fotoğrafları” gibi belgelerin izinden gidiyor. 2011–2013’te rejim içinden sızdırılan bu önceki fotoğraflar, uluslararası mahkemelerde delil olarak kullanıldı ve Suriye rejimine yönelik yaptırımların uygulanmasına zemin hazırladı. Ancak Damascus Dossier, çok daha kapsamlı bir dönem aralığını kapsayarak rejimin ölüm makinasının yalnızca savaşın ilk yıllarında değil, neredeyse on yıl boyunca sürdüğünü gösteriyor.
Arşivle ilgili "Damascus Dossier, sadece fotoğraflar ve belgeler toplamı değil; sistematik devlet şiddeti ve toplu insan hakkı ihlallerinin belgesidir. Her fotoğraf, bir insanın hayatının trajik sonunu belgeliyor ve binlerce aileye artık cevap bekleyen sorular için çarpıcı bir kaynak sağlıyor" deniliyor.