Ukrayna-Rusya savaşında olası bir barış anlaşması tartışılırken, Kiev’e verilecek güvenlik garantileri ve barış gücünün kimlerden oluşacağı öne çıkıyor. Çin, savaş sonrası barış gücüne katılmaya hazır olduğunu açıklarken, Moskova bu öneriyi destekliyor, Kiev ise karşı çıkıyor. Uzmanlara göre Çin’in Avrupa’ya asker göndermesi tarihte bir ilk olacak ve istikrar getirmek yerine yeni gerilimleri tetikleyebilir.
Ukrayna ile Rusya arasında olası bir barış anlaşmasının şartları tartışılırken, Kiev’e verilecek güvenlik garantileri gündemin merkezinde yer alıyor. Alman basınına göre Çin, savaş sonrası bölgede görev yapacak olası bir barış gücüne katılmaya hazır olduğunu duyurdu. Moskova bu öneriye olumlu yaklaşırken, Ukrayna tarafı ise mesafeli duruyor.
CNN Türk Haber Müdürü İdris Arıkan gelişmeleri şöyle değerlendirdi: “Savaş 2022’nin Şubat ayında başladı. O günden bugüne çok şey değişti. Özellikle Trump yönetimiyle birlikte Amerikan desteği azalan bir Ukrayna görüyoruz. Trump’ın söylemleri çelişkili; bir gün ‘silah vermeyeceğiz’ diyor, ertesi gün gönderiyor. Bu tablo içinde Avrupa liderleri de devreye girdi. Toprak takası, Herson, Donbass, Luhansk gibi bölgeler konuşuluyor. Ancak asıl kritik konu, barışı kimlerin ayakta tutacağı. Fransa, Türkiye ve şimdi Çin’in adı geçiyor. Çin’in Avrupa’ya asker göndermesi tarihi bir ilk olur. Ukrayna ise buna sıcak bakmıyor.”
Arıkan’a göre Rusya’nın temel tezlerinden biri, NATO ülkeleri bölgede görev alacaksa Çin’in de yer alması gerektiği yönünde. “Rusya, NATO gücünün Ukrayna’ya yerleşmesine kesinlikle karşı. Bu yüzden Çin’in sahada olmasını istiyor. Ayrıca Çin’in Afrika’da artan askeri varlığı ve Tayvan konusunda Rusya ile benzer bir bakış açısına sahip olması, iki ülkeyi birbirine yakınlaştırıyor. Çin’in Ukrayna’ya asker göndermesi sadece barış gücü anlamına gelmez, aynı zamanda istihbarat ağı kurması demektir. Avrupa’daki bazı diplomatlar bu ihtimalden ciddi şekilde endişeli.”
Çin’in olası rolü, küresel güç dengeleri açısından da kritik. ABD’nin de bu gelişmeye tepkisiz kalmayacağını vurgulayan Arıkan, şunları söyledi: “Washington’un öncelikli hedefi Çin. Ukrayna’da Çin’in devreye girmesi doğrudan Amerika’yı ilgilendiriyor. Trump, ‘Bunu ben değil Rusya istedi’ diyerek kendine bir savunma zemini yaratabilir. Ancak Çin’in bölgeye girmesi, Rusya’nın işine yarıyor. Çünkü mevcut anlaşma metinlerinde Rus kökenli vatandaşların ‘korunması’ gibi ifadeler var. Bu da Moskova’ya her an yeni bir müdahale gerekçesi sunuyor. Çin’in varlığı da bu zemini güçlendirebilir.”
Sonuç olarak, savaşın bitimine dair hazırlıklar hız kazanırken, olası bir barış gücünde Çin’in yer alması ihtimali yeni bir tartışma başlatmış durumda. Uzmanlara göre böyle bir gelişme, bölgede istikrarı sağlamak yerine yeni gerilimleri tetikleyebilir.




