Bir şehir delirdi mi? 5 asırdır cevabı yok! Tarihin en gizemli salgınında yüzlerce kişi dans ederek öldü. Fransa tarihinin en tuhaf salgını neydi diye sorsak, aklınıza ilk gelen muhtemelen "veba" olurdu. Ancak 1518'de Strazburg sokaklarında çok daha garip, çok daha ürkütücü bir olay yaşandı: Dans Salgını. Evet, yanlış duymadınız. Bir kadının tek başına başlattığı bu çılgınlık, yüzlerce insanın ölene kadar durmadan dans etmesine neden oldu. Peki, bu bir kitlesel histeri miydi, zehirlenme mi, yoksa çaresizliğin bedensel bir dışavurumu mu? Gelin, bu tuhaf hikayenin derinlerine inelim.
Ölene kadar dans etmek... Kulağa bir film senaryosu gibi gelse de 1518 yılında Fransa’da bu gerçek oldu! Durdurulamayan bir ritim, sokaklara dökülen yüzlerce insan ve açıklanamayan bir son. Vebadan bile daha garip olan bu ‘Dans Salgını’ aslında neydi? Kitlesel bir cinnet mi, zehirlenme mi, yoksa hayata karşı bir çığlık mı? Hikayenin detayları sizi çok şaşırtacak.
ADI BİLE VAR: KOREOMANİ Tarihi salgınlar denince çoğumuzun aklına ilk olarak "Kara Veba" gelir. Ancak Orta Çağ ve Rönesans Avrupa’sı çok daha tuhaf bir hastalığa tanıklık etti: Koreomani, yani dans salgını. İnsanlar uzun süreler boyunca düzensiz ve kontrolsüz bir şekilde dans ediyor, duramıyor, bayılana kadar hareket etmeye devam ediyor ve bunun sonucunda bazılarının öldüğü görülüyordu. Üstelik bu rahatsızlık bulaşıcı gibi yayılıyor, gruplar yüzlerce kişiye ulaşıyordu. 7. yüzyıl ile 19. yüzyıl arasında dünya genelinde benzer olayların kaydı var. En yoğun dönem ise 14. ile 17. yüzyıllar arası.
PEKİ HER ŞEY NASIL BAŞLADI? Tarih 14 Temmuz 1518. Strazburg’da yaşayan Bayan Troffea adında bir kadın, evinin önünde aniden dans etmeye başladı. Ama bu öyle neşeli bir kutlama dansı değildi; adeta kasılma nöbetleri geçiriyordu. Kocası ne kadar yalvarsa da Troffea durmadı. Gün boyu dans etti, yere yığıldı, ertesi gün tekrar başladı. Ayakları kan revan içindeyken, şişmiş bacaklarıyla dans etmeye devam etti. Korkunç olan şu ki, bir hafta içinde ona katılanların sayısı 30’u geçti. Bir ay sonra ise sokaklarda kontrolsüzce sallanan tam 400 kişi vardı. Şehir kayıtlarına göre, bu insanların bazıları yorgunluktan, bazıları ise kalp krizi veya açlıktan sokak ortasında can verdi.
Sonunda şehir yetkilileri, dansçıları Aziz Vitus’un tapınağına götürdü ve ilginç şekilde orada iyileştikleri rivayet edildi. O dönem büyük yankı uyandıran bu olay, sanat eserlerine bile konu oldu. Hollandalı ressam Pieter Brueghel II, 1592 tarihli bir tablosunda bu dans çılgınlığını resmetti.
AKILLARDA İSE TEK SORU: SEBEBİ NEYDİ? Strazburg’daki olayı bu kadar ilginç yapan şey, detaylarının fazlalığı. İsimler, tanıklar, kanayan ayaklar… Her şey bir korku filmi gibi. Ama tüm bu ayrıntılara rağmen hâlâ net bir cevap yok: Neden oldu? Bu olay, o dönemin derin dini ve batıl inançları nedeniyle genellikle doğaüstü bir durum olarak değerlendirildi. Kimi, bu olayın, azizlerin bir laneti olduğunu düşünürken, kimi tarafından şeytani bir etki, kimi tarafından da günahların ilahi bir cezası olarak görüldü.
ZEHİRLENME Mİ, KİTLESEL HİSTERİ Mİ, YOKSA ÇARESİZLİĞİN BİR DIŞAVURUMU MU? Bu ürkütücü olayı açıklamak için pek çok teori ortaya atıldı.
- Ergot Zehirlenmesi - 1950'lerde İsveçli farmakolog Eugene Louis Backman, "ergot" adlı bir mantarın kasabanın çavdar mahsullerini zehirlediğini öne sürdü. Bu mantar halüsinasyonlara, ajitasyona neden oluyordu.
- Kitlesel histeri - 1980'lerdeki akademisyenler tarafından ortaya atılan ‘’kitlesel histeri’’ teorisi, insanların psikolojik olarak kırılmasına neden olmuş olabileceğini savunuyor.
- Travmanın dışavurumu - 1518’deki dans salgını, Strazburg sakinlerinin başına gelen bir dizi felaketten kaynaklanmış olabilir.
BİR NEDEN ARAMAYA DEVAM ETMELİ MİYİZ? Bugün bizler olaya modern tıp gözlüğüyle bakıp bir ‘‘teşhis’’ koymaya çalışıyoruz. Ancak tarihçiler uyarıyor: Asıl önemli olan ‘‘neden’’ sorusu değil. Bu insanların yaşadıkları deneyimin kendi dönemlerinde ne ifade ettiğini anlamak daha değerli. Koreomani’nin nasıl ortaya çıktığını anlamaya çalışırken, bu manilerin kendi zamanlarında ne anlama geldiği sorusunu göz ardı etme eğilimindeyiz.




