İran'ın son şahı 1979'daki İslam Devrimi'yle tahtından oldu. Sürgündeki oğlu Rıza Pehlevi ise 2026'nın ilk günlerine damga vuran eylemlerde sokağa çıkma çağrıları yapıyor ve eylemcilerin bir kısmı tarafından destek görüyor. Sosyal medya hesabından eylemcilere destek veren Rıza Pehlevi, "Rejimin özgürlük talep edenlerden korkarak interneti kestiğini" ancak yine de İranlıların sokaklara çıktığını söyledi. Pehlevi, ABD Başkanı Donald Trump'a da İran rejiminden hesap sorduğu gerekçesiyle teşekkür etti.
Bugün 65 yaşındaki Rıza Pehlevi bir kez daha ülkesinin geleceğinin şekillendirilmesinde kendisine bir rol arıyor. Ancak Pehlevi ailesinin İran için yeni bir seçenek olup olmayacağı yönünde tartışmalar da var. Doğumundan itibaren Şah olmak için yetiştirilen Rıza Pehlevi, devrim 1979'da babasının monarşisini silip süpürürken ABD'de avcı uçağı pilotluğu eğitimi alıyordu.
İktidarın aniden kaybedilmesi genç veliaht prensi ve ailesini devletsiz, aynı zamanda giderek azalan monarşi yanlısı çevrelere ve sürgündeki destekçilerine muhtaç hale getirdi. Aile birçok trajedi yaşadı; küçük kız ve erkek kardeşi intihar etti ve Rıza Pehlevi, çoğu kişinin artık tarihe karıştığını düşündüğü hanedanın başı haline geldi.
Son yıllarda Rıza Pehlevi'nin söylemi giderek daha iddialı bir hale geldi. İsrail'in geçen yıl 13 Haziran'da düzenlediği hava saldırılarında üst düzey İranlı generallerin öldürülmesinin ardından Pehlevi, 23 Haziran'da Paris'te bir basın toplantısı düzenledi. Burada İran İslam Cumhuriyeti'nin çökmesi halinde bir geçiş hükümetine önderlik etmeye hazır olduğunu ilan etti. Ayrıca olası bir geçiş hükümetindeki 100 günlük planlarını da açıkladı.
Rıza Pehlevi, geçmişi yeniden inşa etme meselesi değil, tüm İranlılar için demokratik bir geleceği garanti altına alma meselesi olduğunu belirtti. Ekim 1970'te Tahran'da doğan Rıza Pehlevi, babasının önceki iki evliliğinden erkek çocuk doğmadığı için tahtın tek adayıydı ve ayrıcalıklı bir ortamda büyüdü. 17 yaşındayken ABD'nin Texas eyaletine avcı uçağı pilotu eğitimi alması için gönderildi.
Pehlevi, sürgündeyken monarşi yanlıları için önemli bir sembol isim oldu. Birçok kişi Pehlevi dönemini hızlı çağdaşlaşma ve Batı'yla daha yakın ilişkiler kurma yılları olarak hatırlarken, bazıları ise o dönemi sansür ve korkulan gizli polis SAVAK'ın dönemi olarak görüyor. Rıza Pehlevi'nin İran'da gördüğü destek yıllar içinde inişli çıkışlı bir seyir izledi. 1980'de Kahire'de sembolik bir taç giyme töreni yaptı ve kendisini Şah ilan etti. Pratikte bunun bir etkisi olmamıştı, bazı karşıtları bunun şu anda vermeye çalıştığı demokratik reform mesajının içini boşalttığını savunuyor.
Pehlevi birçok kez muhalif koalisyonlar inşa etmeye çalıştı. Sürgündeki bazı muhalif grupların tersine, o sürekli şiddeti reddetti ve barışçıl bir geçiş dönemi ve İran'ın gelecekteki siyasi sistemine karar verilmesi için bir referandum yapılması çağrısında bulundu. İran'da görülen protestolar, Rıza Pehlevi'yi yeniden gündeme taşıdı. Ancak karşıtları, Rıza Pehlevi'nin ülke dışında 40 yıl geçirmesine karşın, dayanıklı bir örgütlenme ve bağımsız bir medya organı kuramadığını belirtiyor.
Rıza Pehlevi, kendisini tahta oturmayı bekleyen bir Şah gibi değil de ulusal uzlaşma figürü olarak sunarak, İran'ın serbest seçimlere, hukukun üstünlüğüne ve eşit kadın haklarına doğru gitmesine yardımcı olmak istediğini ifade ediyor. Monarşinin geri dönmesi ya da bir cumhuriyet kurulması konusunda nihai kararın ulusal bir oylamaya bırakılmasını istiyor. Ancak bazı İranlılar hâlâ hanedana büyük bağlılık duyuyor ve seçilmemiş bir lideri değiştirmekten korkuyor. Sürgündeki Veliaht Prens'in bir gün İran'a sembolik bir geri dönüş yapıp yapamayacağı, hâlâ yanıtlanmamış birçok sorudan biri.





