Dunya.com
Haber akışına dön

Lüks tüketim değil katma değerli ihracat sayalım

Lüks tüketim değil katma değerli ihracat sayalım

Türkiye’nin dünyada ilk üçte yer aldığı yat üretim sektörünü yakından ilgilendiren vergi düzenlemesi geçtiğimiz ay yürürlüğe girdi. Yaklaşık 8.5 yıldır yüzde sıfır olarak uygulanan Özel Tüketim Vergisi (ÖTV), yüzde 8 olarak yat, kotra, tekne ve gezinti gemileri için yeniden uygulanmaya başladı. Sektör temsilcileri, düzenlemenin “lüks tüketim” gerekçesiyle alınsa da üretim tarafında ciddi finansman ve rekabet baskısı yarattığını vurguladı.

Yat üreticileri, ülke ekonomisine döviz girdisi sağlayan sektörün “lüks tüketim” olarak değil, “yüksek katma değerli ihracat alanı” olarak değerlendirilmesini istiyor. Sektör temsilcileri, vergi istisnası ve KDV muafiyetlerinin yeniden düzenlenmesini ve üretim maliyeti üzerindeki yükün azaltılmasını talep ediyor. Yat üretiminde siparişten teslimata kadar sürenin 2.5–3 yıl olduğunu hatırlatan üreticiler, bugünkü sipariş azalışının etkilerinin iki yıl sonra hissedileceğine işaret ederken kısa vadede ihracatta düşüş olmasa da 2027–2028 döneminde üretim hacminde yavaşlama riski bulunduğunu belirtiyor.

3 Şubat 2017 tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla yat ve gezi teknelerinden alınan ÖTV sıfıra indirilmişti. Bu uygulama, yerli üretimi ve ihracatı destekleyen bir teşvik olarak görülüyordu. Ancak 8.5 yıl sonra gelen yeni kararın, sektörde dengeleri yeniden değiştirmesi bekleniyor.

Son yıllarda yat üreticilerinin şikayet ettiği bir diğer konu da KDV istisnasında yaşanan belirsizlik. Sektör temsilcilerine göre, mevzuatta değişiklik yapılmamasına rağmen, bazı vergi daireleri KDV muafiyetini tanımayı bırakmış durumda. Gelir İdaresi Başkanlığı’nın 25 Nisan 2023 tarihli yazısındaki “istisna uygulanamaz” ifadesi, üreticilerin bir kısmını KDV yüküyle karşı karşıya bıraktı. Sektör temsilcileri, aynı yasal çerçeveye rağmen farklı illerde farklı uygulamalar yapılmasının haksız rekabet yarattığını, üretim maliyetlerini artırdığını ve ihracat kabiliyetini zayıflattığını söylüyor.

İMEAK Deniz Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi, Cemre Tersanesi Yönetim Kurulu Başkanı ve DTO Fuarlar Komitesi Başkanı Orhan Gülcek, düzenlemenin doğrudan tüketiciyi ve küçük üreticiyi etkileyeceğini söylüyor: “Otomobilde bir lira vergi veriyorsak teknede bu yoktu. Çünkü tekne işi uluslararası bir iş. Şimdi yüzde 8 vergiyle bu denge değişti. Özellikle küçük tekne üreticileri ve yerli alıcılar bundan olumsuz etkilenecek. 200 bin dolarlık tekne 240 bine çıkınca alıcı ister istemez vazgeçer.”

Finansman yükünün de büyüyeceğine dikkat çeken Gülcek, “Bir teknenin üretimi 2.5 yıl sürüyor. 20 milyon euro maliyetli bir teknede KDV’yi peşin ödüyorsunuz, iadesini ise satıştan 6-8 ay sonra alabiliyorsunuz. Bu durum yılda beş tekne üreten bir firmanın bir teknesini kaybetmesi anlamına gelir” dedi.

İMEAK Deniz Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi İbrahim Kemal Barış Dillioğlu ise KDV yükünün Türk bayrağı kullanımını azaltacağı uyarısında bulundu: “KDV, Türk bayrağını öteler. Çünkü Türk bayrağındaki tekneler marinada da KDV ödüyor. Yabancı bayrağa geçerseniz bu vergiden muaf oluyorsunuz. Yıllarca Türk bayrağına dönüşü teşvik ettik, şimdi bu düzenlemeyle tam tersi bir akım olabilir.” Vergi politikalarının karasal araç mantığıyla deniz araçlarına uygulanmasının hatalı olduğunu söyleyen Dillioğlu, “Birisi uluslararası suda kullanılan bir araç, diğeri karada. Aynı kalemden değerlendirilemez. Bu yaklaşım, Türk bayrağı kullanımını azaltır, teknelerin başka marinalara gitmesine neden olur” diye konuştu.

Türkiye, yat sipariş sayısında dünyada üçüncü sırada yer alıyor. Geçen yıl gemi ve yat ihracatı 2.2 milyar doları aşarken, bu rakama serbest bölge üretimleri dahil değil. Ancak sektör temsilcileri, yeni vergi yükünün rekabet gücünü zayıflatabileceği görüşünde. “Türk yatları artık ucuz değil, kalite arttı ama maliyet farkı da kapandı” diyen Orhan Gülcek, “Eskiden Türkiye’den yat almakla İtalya’dan almanın arasında büyük fiyat farkı vardı. Şimdi kalite eşitlendi ama maliyetler bizde daha yüksek. Vergilerle birlikte bu fark aleyhimize dönüyor” dedi.

5 yıllık firmasında bugüne kadar 4 yat ürettiğini belirten yat üreticisi Doğa Yurttaş ise, önce KDV’nin yüzde 1’den 20’ye çıktığını, ardından da ÖTV eklenmesinin tekne satışlarını olumsuz etkilediğini söyledi. Ham maddeleri KDV istisnasıyla alırken şu an bu istisnanın ortadan kalktığını ifade eden Yurttaş, “Bu da doğal olarak maliyetimizi arttırıyor. Üretim hacmimizi düşürüyor, satışımızı düşürüyor” diye konuştu.

Tersanelerin zaten yüksek vergi yükümlülükleri olduğunu, şimdi buna KDV ve ÖTV’nin de eklenince üretim maliyetlerinin daha da arttığını söyleyen Yat ve Tekne Endüstrisi Derneği (YATED) Yönetim Kurulu Başkanı Murat Bekiroğlu, “Üretici bir tekneyi 1 liraya mal ederken bugün bu rakam 1.08 liraya çıktı. Bu da çoğu zaman zarar anlamına geliyor. 50 metrelik bir motoryatın üretimi yaklaşık iki yıl sürüyor. Bu süre boyunca yüzlerce kişi istihdam ediliyor. Tekne ihracata gittiğinde ülke ekonomisine katkı sağlıyor, vergi geliri oluşturuyor. Bu nedenle bu ürünlere yalnızca ‘lüks’ etiketiyle bakmamak gerekiyor” dedi. Tekne üretiminde KDV muafiyetinin kaldırılmasının da maliyetleri artırdığını belirten Bekiroğlu, “Örneğin bir ana makineyi daha önce KDV muafiyetiyle 10 liraya alıyorken şimdi 12 liraya alıyoruz. Böylece teknenin maliyeti otomatik olarak yüzde 20 artıyor. ÖTV eklenince yüzde 28’e çıkıyor. Bir tekneyi 100 liraya mal edecekken artık 120–128 liraya mal ediyoruz. Türkiye, megayat inşasında 30 metre üzeri kategoride dünya sıralamasında ilk üçte yer alıyor. Ancak uluslararası arenada artık yerimiz düşüyor. Çünkü maliyetlerimiz çok arttı ve dünyadaki büyük markalarla aynı fiyat seviyesine geldik. Tekne üretimi sadece fuar ya da lüks tüketim konusu değil. Bu sektör binlerce kişiye istihdam sağlayan, ülkeye döviz kazandıran ve Türkiye’nin denizcilik mirasını güçlendiren stratejik bir alan” ifadelerini kullandı.

Okumaya devam et

Pusholder

Senin gündemin

Okuma seçenekleri

Push AIÖzet

PusholderKaynakta oku
dunya.comOkuma görünümü

Lüks tüketim değil katma değerli ihracat sayalım

Dunya.com haberinin tam metni · Pusholder okuma görünümü

Lüks tüketim değil katma değerli ihracat sayalım

Türkiye’nin dünyada ilk üçte yer aldığı yat üretim sektörünü yakından ilgilendiren vergi düzenlemesi geçtiğimiz ay yürürlüğe girdi. Yaklaşık 8.5 yıldır yüzde sıfır olarak uygulanan Özel Tüketim Vergisi (ÖTV), yüzde 8 olarak yat, kotra, tekne ve gezinti gemileri için yeniden uygulanmaya başladı. Sektör temsilcileri, düzenlemenin “lüks tüketim” gerekçesiyle alınsa da üretim tarafında ciddi finansman ve rekabet baskısı yarattığını vurguladı.

Yat üreticileri, ülke ekonomisine döviz girdisi sağlayan sektörün “lüks tüketim” olarak değil, “yüksek katma değerli ihracat alanı” olarak değerlendirilmesini istiyor. Sektör temsilcileri, vergi istisnası ve KDV muafiyetlerinin yeniden düzenlenmesini ve üretim maliyeti üzerindeki yükün azaltılmasını talep ediyor. Yat üretiminde siparişten teslimata kadar sürenin 2.5–3 yıl olduğunu hatırlatan üreticiler, bugünkü sipariş azalışının etkilerinin iki yıl sonra hissedileceğine işaret ederken kısa vadede ihracatta düşüş olmasa da 2027–2028 döneminde üretim hacminde yavaşlama riski bulunduğunu belirtiyor.

3 Şubat 2017 tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla yat ve gezi teknelerinden alınan ÖTV sıfıra indirilmişti. Bu uygulama, yerli üretimi ve ihracatı destekleyen bir teşvik olarak görülüyordu. Ancak 8.5 yıl sonra gelen yeni kararın, sektörde dengeleri yeniden değiştirmesi bekleniyor.

Son yıllarda yat üreticilerinin şikayet ettiği bir diğer konu da KDV istisnasında yaşanan belirsizlik. Sektör temsilcilerine göre, mevzuatta değişiklik yapılmamasına rağmen, bazı vergi daireleri KDV muafiyetini tanımayı bırakmış durumda. Gelir İdaresi Başkanlığı’nın 25 Nisan 2023 tarihli yazısındaki “istisna uygulanamaz” ifadesi, üreticilerin bir kısmını KDV yüküyle karşı karşıya bıraktı. Sektör temsilcileri, aynı yasal çerçeveye rağmen farklı illerde farklı uygulamalar yapılmasının haksız rekabet yarattığını, üretim maliyetlerini artırdığını ve ihracat kabiliyetini zayıflattığını söylüyor.

İMEAK Deniz Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi, Cemre Tersanesi Yönetim Kurulu Başkanı ve DTO Fuarlar Komitesi Başkanı Orhan Gülcek, düzenlemenin doğrudan tüketiciyi ve küçük üreticiyi etkileyeceğini söylüyor: “Otomobilde bir lira vergi veriyorsak teknede bu yoktu. Çünkü tekne işi uluslararası bir iş. Şimdi yüzde 8 vergiyle bu denge değişti. Özellikle küçük tekne üreticileri ve yerli alıcılar bundan olumsuz etkilenecek. 200 bin dolarlık tekne 240 bine çıkınca alıcı ister istemez vazgeçer.”

Finansman yükünün de büyüyeceğine dikkat çeken Gülcek, “Bir teknenin üretimi 2.5 yıl sürüyor. 20 milyon euro maliyetli bir teknede KDV’yi peşin ödüyorsunuz, iadesini ise satıştan 6-8 ay sonra alabiliyorsunuz. Bu durum yılda beş tekne üreten bir firmanın bir teknesini kaybetmesi anlamına gelir” dedi.

İMEAK Deniz Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi İbrahim Kemal Barış Dillioğlu ise KDV yükünün Türk bayrağı kullanımını azaltacağı uyarısında bulundu: “KDV, Türk bayrağını öteler. Çünkü Türk bayrağındaki tekneler marinada da KDV ödüyor. Yabancı bayrağa geçerseniz bu vergiden muaf oluyorsunuz. Yıllarca Türk bayrağına dönüşü teşvik ettik, şimdi bu düzenlemeyle tam tersi bir akım olabilir.” Vergi politikalarının karasal araç mantığıyla deniz araçlarına uygulanmasının hatalı olduğunu söyleyen Dillioğlu, “Birisi uluslararası suda kullanılan bir araç, diğeri karada. Aynı kalemden değerlendirilemez. Bu yaklaşım, Türk bayrağı kullanımını azaltır, teknelerin başka marinalara gitmesine neden olur” diye konuştu.

Türkiye, yat sipariş sayısında dünyada üçüncü sırada yer alıyor. Geçen yıl gemi ve yat ihracatı 2.2 milyar doları aşarken, bu rakama serbest bölge üretimleri dahil değil. Ancak sektör temsilcileri, yeni vergi yükünün rekabet gücünü zayıflatabileceği görüşünde. “Türk yatları artık ucuz değil, kalite arttı ama maliyet farkı da kapandı” diyen Orhan Gülcek, “Eskiden Türkiye’den yat almakla İtalya’dan almanın arasında büyük fiyat farkı vardı. Şimdi kalite eşitlendi ama maliyetler bizde daha yüksek. Vergilerle birlikte bu fark aleyhimize dönüyor” dedi.

5 yıllık firmasında bugüne kadar 4 yat ürettiğini belirten yat üreticisi Doğa Yurttaş ise, önce KDV’nin yüzde 1’den 20’ye çıktığını, ardından da ÖTV eklenmesinin tekne satışlarını olumsuz etkilediğini söyledi. Ham maddeleri KDV istisnasıyla alırken şu an bu istisnanın ortadan kalktığını ifade eden Yurttaş, “Bu da doğal olarak maliyetimizi arttırıyor. Üretim hacmimizi düşürüyor, satışımızı düşürüyor” diye konuştu.

Tersanelerin zaten yüksek vergi yükümlülükleri olduğunu, şimdi buna KDV ve ÖTV’nin de eklenince üretim maliyetlerinin daha da arttığını söyleyen Yat ve Tekne Endüstrisi Derneği (YATED) Yönetim Kurulu Başkanı Murat Bekiroğlu, “Üretici bir tekneyi 1 liraya mal ederken bugün bu rakam 1.08 liraya çıktı. Bu da çoğu zaman zarar anlamına geliyor. 50 metrelik bir motoryatın üretimi yaklaşık iki yıl sürüyor. Bu süre boyunca yüzlerce kişi istihdam ediliyor. Tekne ihracata gittiğinde ülke ekonomisine katkı sağlıyor, vergi geliri oluşturuyor. Bu nedenle bu ürünlere yalnızca ‘lüks’ etiketiyle bakmamak gerekiyor” dedi. Tekne üretiminde KDV muafiyetinin kaldırılmasının da maliyetleri artırdığını belirten Bekiroğlu, “Örneğin bir ana makineyi daha önce KDV muafiyetiyle 10 liraya alıyorken şimdi 12 liraya alıyoruz. Böylece teknenin maliyeti otomatik olarak yüzde 20 artıyor. ÖTV eklenince yüzde 28’e çıkıyor. Bir tekneyi 100 liraya mal edecekken artık 120–128 liraya mal ediyoruz. Türkiye, megayat inşasında 30 metre üzeri kategoride dünya sıralamasında ilk üçte yer alıyor. Ancak uluslararası arenada artık yerimiz düşüyor. Çünkü maliyetlerimiz çok arttı ve dünyadaki büyük markalarla aynı fiyat seviyesine geldik. Tekne üretimi sadece fuar ya da lüks tüketim konusu değil. Bu sektör binlerce kişiye istihdam sağlayan, ülkeye döviz kazandıran ve Türkiye’nin denizcilik mirasını güçlendiren stratejik bir alan” ifadelerini kullandı.

Kaynak adresi

https://www.dunya.com/sektorler/luks-tuketim-degil-katma-degerli-ihracat-sayalim-haberi-799672