Bu soruyu cevaplamadan önce, başka bir soru üzerine düşünmemiz gerekiyor: "Sanat nedir?" Sanat, insanların fikirlerini ve duygularını paylaşmak için yarattığı bir şeydir. Başkalarının da bir şeyler düşünmesini veya hissetmesini sağlayabilir. Sanat; müzik, hikâye, resim veya çizim dahil olmak üzere birçok şey olabilir. Mağara resimleri genellikle "üretilen ilk sanat eserleri" olarak adlandırılır. Ancak bu resimleri yaratan insanların, onları gizemli ve güçlü bulmuş olmaları muhtemeldir; bu da bizim bugünkü düşündüğümüz sanattan oldukça farklıdır. Peki bunları kim yaptı, neden yaptı ve nerede bulabiliriz? Arkeologlar, Güney Fransa'daki Chauvet Mağarası'nda yünlü gergedanlar ve 10.000 yıl önce nesli tükenmiş mamutlar gibi hayvanların resimlerini buldu. Bu resimleri yapan insanlar siyah kömür ve kırmızı aşı boyası kullanmıştı. Bu boya, ezilmiş kayaların çiğnenip sanatçının eline tükürülmesiyle elde ediliyordu ve ardından mağara duvarına bastırılıyordu. Buna benzer mağara resimleri Avustralya, Hindistan ve Somaliland'da da bulunmuştur.

Bazı insanlar mağara resimlerinin sadece eğlence veya dekorasyon için olmadığını düşünüyor. Onlar bu çizimlerin bir çeşit büyü ile desteklendiğine inanıyorlar. Geyik veya bizon gibi hayvanları çizerek resmi yapan kişinin, belki bir avcı, yakalamak istediği hayvan üzerinde büyülü bir güç elde edeceğini düşündüğünü savunuyorlar.

Sanat Hakkındaki İlk Düşünceler
Uzun zaman önce Aristotales adlı Yunan düşünür, sanatın amacının etrafımızdaki dünyayı taklit etmek olduğunu söylemişti. Ona göre, sanat yalnızca boyamak ve çizmek değil, aynı zamanda rol yapmak ve hatta konuşma yapmayı da içeriyordu. Sanatçılar ellerini kullanarak bir şeyler ürettikleri için insanlar onları aşçı, kuaför ya da demirci gibi işçiler veya zanaatkâr olarak görüyordu.

Avrupa'da 13 ve 14. yüzyılda, sanat çoğunlukla kiliseyle ilişkilendiriliyordu ve insanların Tanrı'ya daha yakın hissetmesine yardımcı oluyordu. Sanatçılar, yaptıkları iş türüne göre "lonca" adı verilen grupların parçasıydı ve insanlar onları yaratıcı bireylerden ziyade yetenekli işçiler olarak görüyorlardı.

Bu dönemde sanat iki gruba ayrılmaya başladı. İlk grup; resim, heykel ve çizimin yer aldığı ve "güzel sanatlar" olarak adlandırılan sanat türleriydi. Bunlar, büyük fikirleri ve duyguları ifade ettikleri için daha önemli kabul ediliyordu. İkinci grup ise cam işçiliği, ahşap oymacılığı ve kitap süsleme gibi alanları kapsayan "dekoratif sanatlar"dı. Bu tür sanat dalları, daha çok güzel görünmek ya da işlevsel olmakla ilişkilendirildikleri için daha az önemli görülüyordu.

  1. yüzyılın sonlarında, insanlar dekoratif sanatları daha çok sevmeye başladı çünkü sanatçılar fabrika yapımı ürünler yerine el yapımı şeylere odaklanmak istiyordu. Ama resim hâlâ en önemli sanat türü olarak görülüyordu. Sonra, 1914'te Marcel Duchamp adında bir Fransız sanatçı insanların sanat hakkında düşünme şeklini değiştirdi. Gündelik nesneleri kullanmaya ve onları sadece seçerek ve imzalarak sanata dönüştürmeye başladı. Duchamp, sıradan bir nesneyi seçip onu "sanat" olarak adlandırmanın yeterli olduğunu söyledi çünkü bu seçimi yapan kişi sanatçıydı. Duchamp, sanatın sadece resim veya heykel yapmaktan ibaret olmadığını, aynı zamanda fikirlerle de ilgili olduğunu göstererek sanatın değişmesine yardımcı oldu.

Günümüzde birçok sanatçı, çalışmalarını önemli konular hakkında konuşmak ve insanları düşündürmek için kullanıyor. Dolayısıyla "Sanatı kim icat etti?" sorusunun cevabı oldukça basit. İnsanlık kumda bir desen çizebildiğimiz veya basit bir fikri bir şeye aktarabildiğimiz andan itibaren sanatı icat etmeye başladı.