ABD ve İsrail’in İran’a yönelik 40 gündür süren savaşı, son anda varılan anlaşmayla iki haftalık ateşkes ve müzakere sürecine girdi. Görüşmeler Pakistan’da başlayacak. ABD nükleer programın tamamen durdurulmasını isterken, İran yaptırımların kaldırılması ve tazminat talep ediyor. Hürmüz Boğazı ve nükleer faaliyetler en kritik başlıklar olarak öne çıkıyor. Savaşın bilançosu binlerce can kaybı ve milyarlarca dolarlık zarar oldu.
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik açtığı ortak savaş, dün gece yarısından sonra 40’ıncı gününde iki haftalık bir ateşkes ve müzakere sürecinin kabul edilmesiyle durdu. ABD Başkanı Donald Trump’ın Tahran’a yönelik sert mesajları ve tüm sivil enerji altyapısını yok edeceğine dair verdiği ültimatomun süresinin dolmasına 90 dakika kala, taraflar silahların susturulması ve müzakere masasının kurulması konusunda anlaşmaya vardı. Pakistan’ın başkenti İslamabad’da cumartesi günü başlayacak görüşmelerde ABD’yi Başkan Yardımcısı JD Vance temsil ederken İran heyetine ise Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf başkanlık yapacak.
Ateşkes ve müzakerelerin başlayacağının duyurulmasının ardından açıklamalarda bulunan Trump, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ve Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Münir’in öncülüğünde, iki ülke arasında yürütülen müzakerelerin olumlu sonuç verdiğini belirtti. Varılan anlaşmanın detaylarını da aktaran Trump, İran’daki uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin tamamen duracağını, yerin derinliklerine gömülmüş nükleer kalıntıların ABD tarafından çıkarılıp bölgeden uzaklaştırılacağını ifade ederek İran’ın oldukça verimli bir rejim değişikliğinden geçtiğini savundu. Trump, müzakerelere dair pozitif mesajlar vermesine rağmen İran’a silah tedarik eden her ülkeye, ABD’ye sattıkları tüm mallar üzerinden derhal geçerli olmak üzere yüzde 50 gümrük vergisi uygulanacağını duyurdu.
Pakistan, Türkiye ve Mısır’ın yoğun çabalarının yanı sıra New York Times’ın (NYT) İranlı yetkililere dayandırdığı habere göre Çin, son aşamada devreye girerek İran’ı masaya oturması ve müzakere süresince Hürmüz Boğazı’nın açık tutulması konusunda ikna etti. Haberde Pekin’in, İran’ın enerji tesisleri ve kritik altyapısına yönelik olası saldırıların küresel ekonomi üzerinde yaratabileceği olumsuz etkiden endişe duyduğu aktarılırken uzmanlar, Pekin’in girişiminin İranlılar tarafından sızdırılmasının Çinli yetkililer arasında rahatsızlık yarattığını iddia etti. Tahran yönetimi böylelikle ateşkesin başarısız olması halinde Çin’i suçlayabilecek.
Amerikalı ve İranlı yöneticiler en son 2015’te imzalanan nükleer anlaşma sürecinde yüz yüze görüşmüş; Washington adına Barack Obama yönetiminin Dışişleri Bakanı John Kerry, Tahran tarafında ise dönemin Dışişleri Bakanı Cevad Zarif masada yer almıştı. Taraflar savaşın öncesinde Umman’ın arabuluculuğunda dolaylı olarak görüşüyordu.
ABD ve İran’ın 15 günlük ateşkeste uzlaşmasına rağmen nihai barış için anlaşma zemini olup olmadığı henüz belirsiz. Özellikle Washington yönetimi İran’ın nükleer programını tamamen kapatmasını talep ederken, Tahran ise bu hakkını saklı tutmak istiyor. Washington bu kapsamda İsfahan, Natanz ve Fordo nükleer tesislerinin devre dışı bırakılması ve İran’ın elindeki yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş uranyumu Uluslararası Atom Enerji Ajansı’na devretmesini talep ediyor. Trump’ın dünkü mesajında “çoğunda anlaşma sağlandı” dediği şartlar arasında Hürmüz Boğazı’nı yeniden gemi trafiğine açılması, İran’ın füze programının menzili ve miktarı açısından sınırlandırılması, Tahran’ın bölgedeki “vekil güçlere desteğini” kesmesi gibi talepler var.
Füze programını egemenlik konusu olarak gören İran’ın buna nasıl yaklaşacağı bilinmezken, Tahran yönetimi Washington’dan ülkeye yönelik tüm yaptırımların kaldırılmasına ek olarak savaş tazminatı istiyor ve bölgedeki tüm ABD askerlerinin çekilmesini talep ediyor. Müzakerelerin en kritik konularından biri de Hürmüz Boğazı. Savaşın başlamasından bu yana İran Hürmüz’de petrol gemilerinden varil başına 1 dolarlık “gişe sistemi” uyguluyor. ABD’nin transit geçiş izni talebine karşılık İran tarafı, uzmanların beş yıl içinde 500 milyar dolar gelir sağlayabileceğini belirttiği bu sistemden vazgeçme niyetinde değil. Hürmüz’den geçmek isteyen petrol tankerleri artık eski rotalarını kullanamıyor.
İran'da ilan edilen ateşkesin ardından başkent Tahran’da binlerce kişi sokaklara indi. Tahran’ın en uzun caddesi olan Valiasr Caddesi’nde yüksek sesli müzik çalarken İran bayrakları taşıyan halkın tezahürat yaptığı görüldü. Gösterilerde ABD ve işgal rejimi karşıtı sloganlar atılarak iki ülkenin bayrakları yakıldı. Kalabalık, kutlamalarda meydanı sık sık tekbir sesleriyle inletti.
Savaşın etkisi sadece fiziksel yıkımla sınırlı kalmadı, ekonomide dengesizliklere yol açtı. 40 gün süren savaşın Ortadoğu’ya maliyeti milyarlarca doları buldu. ABD’ye operasyonun maliyeti ilk 20 günde 25 milyar doları buldu. Sadece düşen uçak, helikopter ve harcanan gelişmiş füze savunma sistemlerinin maliyeti 5-10 milyar dolar arasında tahmin ediliyor. Savaşın İsrail’e maliyeti ise yaklaşık 15 milyar doları buldu. İran’ın enerji tesislerine yapılan saldırılar ve petrol ihracatının durması nedeniyle tam zarar netleşmemekle birlikte, İran’a maliyet 20 milyar doların üzerinde. Körfez ülkelerinin ise gaz tesislerinin zarar görmesi ve ticaretin durmasıyla Gayrisafi yurt içi hasılalarında ciddi kayıplar yaşandı.
İran Sağlık Bakanlığı’nın son verilerine göre, 28 Şubat’tan bu yana ABD-İsrail’in İran’a düzenlediği saldırılarda en az 2 bin 76 kişi hayatını kaybetti. Ölenler arasında 240 kadın ve 212 çocuk bulunuyor. 26 bin 500’den fazla kişi yaralandı.
İran’daki savaşta 40 gün sonra gelen ateşkes uluslararası kamuoyunu da sevindirdi. Ateşkes kararı dünya genelinde memnuniyet yaratırken, Mısır, Lübnan, Avustralya ve Yeni Zelanda’dan gelen açıklamalarda “Türkiye’ye müzakere sürecindeki katkılarından dolayı” teşekkür edildi.





