Çocukların en sevdiği kitapları defalarca okuma isteği, ebeveynler için zaman zaman şaşırtıcı olabiliyor. Her akşam aynı masalı dinlemek isteyen, hikâyenin sonunu ezbere bilen ya da en sevdiği sayfaya tekrar tekrar dönülmesini bekleyen çocuklar, aslında gelişimlerinin önemli bir parçasını deneyimliyor. Yetişkinler için tekrar gibi görünen bu süreç, çocuklar açısından dünyayı anlamlandırmanın, yeni bilgiler öğrenmenin ve tanıdık olana tutunarak kendilerini güvende hissetmenin yollarından biri olarak öne çıkıyor.

Konuya ilişkin Cumhuriyet’e konuşan uzman çocuk gelişimci Elanur Buğçe Oral, çocukların aynı kitabı tekrar tekrar istemesinin yalnızca hikâyeyi sevmekle açıklanamayacağını belirterek bu davranışın öğrenme, öngörülebilirlik, duygusal güven ve ebeveynle kurulan bağla ilişkili olduğunu söyledi.

Çocukların dünyasının yetişkinlere kıyasla daha büyük, bilinmez ve zaman zaman karmaşık olduğuna dikkat çeken Oral, aynı masalı tekrar dinleme isteğinin arkasında öngörülebilirlik ve hâkimiyet duygusunun bulunduğunu ifade etti.

KONTROL VE YETKİNLİK

Çocuğun hikâyenin devamında ne olacağını bilmesinin kendisine kontrol ve yetkinlik hissi verdiğini belirten Oral, tanıdık öykülerin çocuklara belirsizlikler karşısında güvenli bir alan sunduğunu vurguladı. Oral’a göre çocuklar yalnızca yeni şeyler keşfederek değil, daha önce karşılaştıkları deneyimleri yeniden yaşayarak ve bu deneyimlerde derinleşerek öğreniyor. İlk dinleyişte olayları anlamaya çalışan bir çocuk, sonraki dinleyişlerde karakterlerin davranışlarına, duygularına ve hikâyedeki ayrıntılara odaklanabiliyor. Çocuk büyüdükçe aynı hikayeden çıkardığı anlam da değişebiliyor.

Tekrar isteğinin yalnızca kitabın içeriğiyle sınırlı olmadığını belirten Oral, hikâyeyi okuyan yetişkinin sesinin, göz temasının ve birlikte geçirilen zamanın da çocuk açısından önemli olduğunu dile getirdi. Çocuğun bazen aynı masalı değil, o masal aracılığıyla yaşadığı yakınlık duygusunu yeniden deneyimlemek isteyebileceğini kaydeden Oral, özellikle uyku öncesi kitap okumanın ebeveyn ve çocuk arasında güveni destekleyen özel bir zaman dilimine dönüşebileceğini ifade etti. Düzenli kitap okuma alışkanlığının çocukların günlük yaşamında öngörülebilir bir rutin oluşturabileceğini söyleyen Oral, bu sürecin bir performans görevine dönüştürülmemesi gerektiğine dikkat çekti. Oral, çocuktan her sayfayı anlamasını, sorulara doğru yanıt vermesini ya da hikâyenin ardından hemen uyumasını beklemek yerine onun ilgisini ve ihtiyaçlarını takip etmenin önem taşığını belirtti.

Aynı hikâyeyi yeniden dinlemek, çocukların kelimeleri bağlam içinde öğrenmesine ve yeni sözcükleri kendi anlatımlarında kullanmasına da katkı sağlıyor. Oral, tekrar sayesinde çocukların daha önce fark etmedikleri kelimeleri ve cümle yapılarını keşfedebildiklerini söyledi.

İFADE DESTEKLENİYOR

Hikâyede geçen “cesaret”, “endişe”, “merak” ve “şaşkınlık” gibi sözcükler ise yalnızca kelime dağarcığını değil, duyguları tanıma ve ifade etme becerisini de destekleyebiliyor. Çocuğun hikâyenin devamını tahmin etmesi, karakterlerin davranışlarını açıklaması veya masalı kendi cümleleriyle anlatması, dili etkin biçimde kullanmasına olanak veriyor. Bu nedenle ebeveynlerin her seferinde yeni bir kitap seçmek zorunda olmadığını aktaran Oral, çocuğun merakını takip etmenin ve gerektiğinde ona konuşması için alan açmanın daha doğal bir öğrenme ortamı oluşturduğunu vurguladı.