Prof. Dr. Mustafa Nail Alkan, transatlantik ilişkilerinin dönüştüğü bir dönemde Türkiye-AB ilişkilerinin önemini ele alıyor.
Amerika Birleşik Devletleri'nde (ABD) Donald Trump'ın tekrar göreve gelmesiyle Avrupa-ABD ilişkileri ciddi şekilde zarar gördü. Trump'ın Rusya ile yakınlaşması ve NATO’yu zayıflatmaya yönelik söylemleri, Avrupa’nın güvenlik algısını olumsuz etkiledi. Almanya ve Fransa gibi ülkelerde ABD'ye duyulan güven azaldı. Ayrıca, Trump'ın Avrupa Birliği’ne (AB) yönelik gümrük vergisi tehditleri ekonomik ilişkileri gererken; Avrupa’daki aşırı sağ hareketlere verdiği dolaylı destek, siyasi kutuplaşmayı artırdı.
Avrupalıların büyük bir kısmı Trump'ı bir tehdit olarak görüyor. Bu durum, transatlantik ilişkilerde tarihsel müttefiklik bağlarının zayıfladığını ve Avrupa’nın ABD'den bağımsız bir yol haritası oluşturma eğilimine girdiğini gösteriyor. Avrupa’da yapılan kamuoyu araştırmalarında, İngilizlerin yüzde 78’i, Almanların yüzde 74’ü ve Fransızların yüzde 69’u Trump'ı ülkelerine karşı bir tehdit olarak görüyor.
Trump'ın göreve başlamasıyla birlikte, Avrupa’nın savunma politikalarında önemli değişimlerin yaşanacağı öngörülüyor. ABD'nin Avrupa'ya verdiği güvenlik desteğinin kesilme ihtimali, Avrupa Birliği’nin kendi savunma kapasitesini artırmaya yönelik adımlar atmasına neden oluyor. Avrupa Komisyonu’nun savunma sektörü için 150 milyar avro kaynak oluşturması, bağımsızlık kazanma çabasını gösteriyor.
Trump'ın politikaları, Brexit sonrası Avrupa içindeki dinamikleri de etkiledi ve AB ile İngiltere arasında stratejik yakınlaşmayı hızlandırdı. Ayrıca, Polonya ve Baltık ülkeleri, Rusya'nın Ukrayna’ya yönelik agresif politikaları nedeniyle güvenlik tehditlerini daha fazla hissetmeye başladı.
Yeni dönemde Türkiye-AB ilişkileri, Türkiye’nin stratejik bir müttefik olarak görüldüğü bir çerçevede yeniden şekilleniyor. Türkiye, Rusya-Ukrayna savaşı sürecinde NATO içindeki kritik rolüyle ön plana çıkıyor. Türkiye, savaş boyunca Rusya ile diyalogu sürdürerek, Türkiye’nin AB için vazgeçilmez bir ortak haline gelmesine zemin hazırlıyor.
AB, Türkiye ile ilişkilerini güçlendirmeye yönelik adımlar atarken, Türkiye’nin güçlü askeri kapasitesi ve gelişen savunma sanayisi, Avrupa için önemli avantajlar sunuyor. Türkiye’nin Ukrayna savaşındaki tutumu, bölgesel ve küresel güvenlik politikalarındaki etkinliğini artırıyor. Türkiye’nin AB'ye üyeliği belirsizliğini sürdürse de savunma ve güvenlik alanındaki işbirlikleri, her iki taraf için önemli kazanımlar sağlayabilir.
Sonuç olarak, Trump'ın göreve gelmesiyle birlikte AB ile ABD arasındaki ilişkilerde büyük bir değişim yaşandı. Bu durum, AB'nin güvenlik ve savunma stratejileri üzerinde yeniden düşünmesini sağladı. Türkiye'nin stratejik rolü, Avrupa'nın güvenliği için kritik bir önem taşımaktadır.




