19 Ekim 2026 00:01
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 8 Ekim 2026 tarihinde Yemen’deki Ensarullah ve Suudi Arabistan arasındaki çatışmalardan bahsederken “Yemen’de Yemen meşru hükümet güçleri mevcut mücadeleyi devam ettirmekte” diye bir ifade kullandı.
Bu ifade oldukça enteresan ve yanıltıcı bir ifadeydi zira 2014 yılından itibaren Fidan’ın bahsettiği “meşru hükümet” Yemen’in başkenti Sana’yı ve nüfusunun %80’ini kontrol etmiyor.
Kullanılan ifadeyi yanıltıcı yapan bir başka konular daha var. Zira bahsedilen bu “meşru hükümet” kimler tarafından kontrol edildiği, tam olarak ülkeyi nereden yönetmeye çalıştıklarını ve tabii ki bu “meşru hükümet güçleri” arasında ne kadar Yemenlilerden ziyade paramiliter güçler oluğuna bakmak gerekiyor.
Fidan’ın bahsettiği hükümet, gerçekten “meşru” olup olmadığını anlamak için Ensarullah’ın kimlerden oluştuğunu ve çok kısa tarihe geri dönüp bakmamız yeteli olacaktır.
Daha fazla “Husiler” olarak bilinen Ensarullah, 1990’larda Hüseyin Bedrettin el-Husi tarafından Yemen’in kuzeyinde, Zeydi Şiiliği’ne mensup bir dini hareket olarak ilk ortaya çıktı.
Zaman içinde Yemen’de yaşanan aşırı yolsuzluklar ve Şiilere karşı ayrımcılık ve baskılar artınca, hareket bir askeri güce evrildi.
Esarullah, 2014 yılında Yemen’in başkenti Sana’yı ve %80 Yemenlilerin de yaşadığı bölgeleri kontrol altında aldı.
Bünyesinde 2015 yılında 30,000 asker bulunurken, bugünkü askeri gücün tamamı Yemenlilerden oluşan 400,000 üstünde olduğu biliniyor.
Başkent Sana, Ensarallah tarafından ele geçirince, dönemin Cumhurbaşkanı Abdurabbu Mansur Hadi, Aden’i alternatif başkent ilan ettikten sonra Suudi Arabistan’a kaçtı.
2015 yılında Suudi Arabistan, müttefikleri olan Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Kuveyt, Katar, Mısır, Ürdün, Fas ve Sudan ile birlikte Ensarullah’ı indirerek, Suudi Arabistan’a kaçan Hadi hükümetini yeniden göreve getirmek için Yemen’in iç savaşına tüm gücüyle dahil oldu.
Yine bu saldırıya Amerika, istihbarat, lojistik destek, havada yakıt ikmali ve silah tedariki sağlarken, Birleşik Krallık, Fransa ile birlikte Cibuti, Eritre ve Somali’de çeşitli dönemlerde Suudi Arabistan’a hava sahası, liman veya askeri tesislerinden yararlanmasına imkan verdi.
Pakistan, Suudi Arabistan ile 1967 yılından itibaren çeşitli askeri iş birliği olmasına rağmen 2015 yılında, Suudi Arabistan’ın Yemen’deki saldırılara asker göndermeme yönünde karar aldı.
Suudi Arabistan’ın Yemen halkına karşı açtığı savaş, 2 Nisan 2022 yılına ilan edilen ateşkese kadar devam etti, ancak geride 600,000’inin üstünde Yemenlinin açlıktan, ilaç veya tıbbı tedaviye erişemediğinden ölmesine neden oldu.
Uzun lafın kısası 11 Mayıs, 2017 yılında Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri öncülüğünde Ensarullah’a karşı Güney Geçiş Konseyi’nin (STC) kurulmasını sağladılar.
STC’nin tüm finansmanı, eğitimi, teçhizatlandırılması ve örgütlenmesi tamamen Birleşik Arap Emirlikleri tarafından sağlandı.
Yemen’i işgal ederek kukla bir hükümeti yerleştirmek için ilk saldırıya başlayan Suudi Arabistan ve Bileşik Arap Emirlikleri kısa süre içinde çıkarları doğrultunda ters düştü.
Birleşik Arap Emirlikleri Güney Yemen’de bağımsızlığını savunan kendi milli güçleri olan STC’yi desteklerken, Suudi Arabistan, “meşru hükümet” olarak ona sığınan ve ülkesini kan boğan eski Cumhurbaşkanı Hadi’nin yeniden ülkenin başına gelmesini savundu.
Yemen’in geleceği ve destekledikleri güçler konusunda farklı düşünmeye başlayınca, her iki taraf Ensarullah’ı bırakıp 2019 yıllında kendi aralarında çatışmaya başladı.
Dolayısıyla 2 Nisan 2022 yılında Birleşmiş Milletler’in aracılığıyla Ensarullah ile Suudi Arabistan arasında ateşkes ilan edilirken, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin milis güçleri arasında yaşanan sert çatışmalar açıktan iki Körfez ülkesi arasında sert ve kanlı güç mücadelesine evrildi.
İşte bugün Fidan’ın bahsettiği Suudi destekli Yemen’in “meşru hükümet”i bu süreçte doğdu.
Birleşik Arap Emirlikleri finanse ettiği STC’yi Suudi Arabistan’a karşı çevirince, Suudiler, Ensarullah tarafından değil de Birleşik Arap Emirlikleri’nin milis güçleri tarafından Yemen’den kovulmamak için kendilerine yeni bir “kukla hükümet ” kurup, başkent Riyad’da bulunan bir otelden Yemen’i sözde yönetmeye başladı.
Bugün AKP tarafından “ivedilikle” destek verilmesi istenilen bu “meşru hükümet” tam da budur.
Bugün, Suudi Arabistan’ın başkentinde bulunan bir otelde, tamamen Suudilerin kontrolü altında olan bu yapı ne kadar meşru, zira halk tarafından seçilmedi, Yemen’de yaşamıyor ve daha da önemlisi silahlı güçlerin büyük bir kısmı Yemenlilerden oluşmuyor.
Dolayısıyla bugün Türkiye “ivedilikle” bu ülkede tam olarak kime destek verecek? Zira sadece Yemen’in 2015 yılından itibaren kısa tarihine dönüp baktığımızda Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri işgalci güçlere evrildi ve ülkede istikrarı sağlayan sadece Ensarullah var.
Etiketler
Diğer Yazıları



