Cumhuriyet
Haber akışına dön

‘Demokrasiyi (!)’ Yozlaştırarak Cumhuriyetin Altını Oymak-2

‘Demokrasiyi (!)’ Yozlaştırarak Cumhuriyetin Altını Oymak-2

Salı günü, “Demokratik (!) Rejim”in yozlaştırılmasıyla, Cumhuriyetin altının nasıl oyulduğunu anlatmıştım.

Bugün sıra Türkiye örneğine geldi.


İsmet İnönü, 1 Kasım 1945’te TBMM’yi açış konuşmasıyla, “Çok Partili Döneme” geçişi ilan etti:

Bunu yaparak hem İkinci Dünya Savaşı sonrasında Faşizmin yenilmesiyle egemen olan “Demokrasinin Zaferi” havasına uymuş oluyor, hem Batı Âlemi’ne katılarak Stalin’in isteklerine karşı önlem alıyor, hem de “Cumhuriyet Rejimi”ni “Demokrasi ile taçlandırmayı” (ifade benimdir) umut ediyor ve Devrimci iktidarı barışçı yolla devretmeye hazırlanarak pek görülmeyen bir örnek oluşturuyordu.

Böylece kökleri Birinci Meclis’teki “İkinci Grup”a kadar giden ve dinci çizgideki siyaseti savunan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nı kurdukları için Atatürk ile araları açılmış bulunan eski arkadaşları ile de arasını düzeltiyordu.

“Demokrasiyi kurmak” görevini, Toprak Reformu’nun çok yumuşak bir biçimi olan “Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu”na bile karşı çıkmış olan Celal Bayar, Adnan Menderes, Fuad Köprülü ve Refik Koraltan’a bıraktı.

Toprak ağalarının çekirdeğini oluşturduğu Demokrat Parti böyle kuruldu ve 1950’de sağ siyaset, iktidara geldi.

Ama Demokrat Parti, ne yazık ki, sayesinde iktidara geldiği Demokratik (!) Rejimi, geliştirmek yerine, katletti:

CHP’nin mallarına el koydu. Kendisine oy vermeyen Kırşehir vilayetini ilçe yaptı.

Osman Bölükbaşı gibi bir siyasal lideri hapse attı.

Ahmet Emin Yalman, Hüseyin Cahit Yalçın gibi yaşlı ve kıdemli gazetecilerle birlikte İnönü’nün damadı olan Metin Toker’i hapse attı.

En sonunda da Tahkikat Encümeni Yasası ile, Anayasa’yı rafa kaldırarak, Cumhuriyet Dönemi’nin ilk darbesini, sivil darbe olarak gerçekleştirdi.

Sağ iktidarın temsilcisi olan Menderes’in bu Sivil Darbesi, Çok Partili Rejim’in ikinci darbesine, Demokratik Rejimi yeniden kurmak isteyen askerlerin 27 Mayıs karşı darbesine yol açtı.

Böylece Çok Partili Rejim sayesinde iktidara gelen sağ siyasetin ilk deneyimi, Demokrasinin tahrip edilmesi olarak tarihe geçti ve Demokrat Parti’nin “demagojik yapısı, eylem ve söylemleri” kendisinden sonra gelen sağ iktidarlara da, Demokrasi karşıtı tutum ve davranışlarında örnek oldu.

“Sağ siyasetle yapılan ikinci demokrasi deneyimi” Bülent Ecevit tarafından Erbakan ile 1974’te kurulan CHP-MSP iktidarı ile yaşandı ve yine hüsranla bitti.

İki parti, Ceza Yasası’nın 141 ve 142. maddelerinden mahkûm edilen solcularla 163. maddeden mahkûm edilmiş olan sağcıların affedilmesi konusunda anlaşmaya varmıştı.

Ama oylama sırasında, sağ siyasetin din kolundan gelen MSP, dincilik mahkûmları affedildikten sonra Meclis’i terk ederek solcuların affını engelledi ve verdiği söze ihanet etti.

Sonunda, MSP’nin Demokrasi hazımsızlığı, Ecevit’in başbakanlığı bırakıp gitmesine yol açtı ve Mümtaz Soysal’ın “Tarihsel Uzlaşma” dediği, solun sağ ile giriştiği Demokratik Rejim deneyimi de yine çöpe gitti.

Ecevit bırakınca, bir teknokrat hükümeti kuruldu ve sonra 1965’teki Başbakan S. Demirel, 1975’te, Emperyalizmin de desteğiyle, bütün sağ partilerle “Birinci Milliyetçi Cephe” iktidarını kurdu.

Bu iktidar, “Demokrasinin (!)” bütün kurumlarını ve kurallarını yozlaştırdı, 1980 darbesine yol açtı ve böylece ülkeyi bugünlere getiren, Cumhuriyetin de altını oyan 80 küsur yıllık süreç, yeni bir ivme kazanmış oldu!

Okumaya devam et

Pusholder

Senin gündemin

Okuma seçenekleri

Push AIÖzet

PusholderKaynakta oku
cumhuriyet.com.tr