ABD seçimlerinin en çarpıcı sonuçlarından birini şöyle formüle edebiliriz: İran, ABD Başkanı Donald Trump’ı savaşta da seçimde de yendi!
ABD Seçim Sonucu İran’a Nasıl Yansır?

Evet, İran’a savaş açan Trump’ın ve Cumhuriyetçilerin ABD Kongresi’nin iki kanadını da kaybetmesi, pekâlâ ABD halkının “İran savaşına hayır” dediği anlamına geliyor. Trump yönetiminin İran’da bir zafer görüntüsü elde edebilmek için taktik nükleer silah bile kullanabileceğinin gündeme gelmiş olması, seçmenin oyunu daha da keskinleştirmiş görünüyor.
PARTİLER ÜSTÜ İRAN DÜŞMANLIĞI
Kuşkusuz Senato ve Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğun Demokratlara geçmiş olması, “ABD-İsrail’in İran’a düşmanlığının” biteceği anlamına gelmiyor. Zira ABD Trump’tan önce de İran’a düşmandı. ABD Beyaz Saray’da Demokrat başkan varken de İran’a düşmandı. Dahası ABD, Tahran’da mollalar yokken de İran’a düşmanlık yapmış ve 1953’te Başbakan Musaddık’ı darbeyle devirmişti.
İran ABD açısından “strateji düzleminde” bir konudur. ABD’yi hangi başkanın yönettiğinden ve ABD Kongresi’nde çoğunluğun Cumhuriyetçiler ya da Demokratlar olup olmamasından bağımsız olarak, İran, emperyalist ABD açısından Batı Asya’da Washington’ın çıkarlarına engel olmaktan çıkarılması gereken bir kuvvet olarak görülmektedir.
Dolayısıyla Washington, İran’ı hedef almayı yarın da sürdürecektir.
FATURA KİME KESİLİR?
Elbette ABD’nin İran’ı yarın da hedef almayı sürdürmesinin çapı daraldı; seçim yenilgisi, Trump’ın 40 gün savaşındaki gibi açık bir savaş açabilme olasılığını zayıflattı.
Trump yönetimi içinde başkan yardımcısı JD Vance İran’la müzakereyi ve çıkışı, Pentagon şefi Hegseth yeniden saldırmayı, dışişleri bakanı Rubio ve hazine bakanı Bessent ise ekonomik ablukayı savunuyordu. JD Vance’in temsil ettiği çizginin güçlendiğini ve Hegseth’in temsil ettiği çizginin zayıfladığını söyleyebiliriz.
Hatta seçim yenilgisinin ardından “Oy pusulasında ben yoktum. Ben olsaydım açık ara kazanırdım” diyebilen Trump, İran savaşının faturasını Hegseth’e keserek onu görevden de alabilir.
SONUÇ İSRAİL’E NASIL YANSIR?
ABD seçimleri, İsrail lobisinin ve Netanyahu yönetiminin de yenilgisi anlamına geliyor. Lobinin büyük parasal güçle adaylıklarına karşı çıktığı 8 Müslüman isim, Senatör ve Temsilciler Meclisi üyesi oldular. Gazze’de gönüllü doktorluk yapan Demokrat aday Senatör oldu. İsrail’in katliamlarına karşı çıkan ve İsrail lobisi tarafından aylardır hedef alınan isimler ABD Kongresi’ne girebildi. İsrail’i “ABD’nin sırtından artık atılması gereken bir yük” olarak görenlerin eli güçlendi.
Seçimden hemen önce Trump yönetiminin İsrail’e yapılan 4 milyar dolarlık yardımı durdurma hamlesi de aslında Beyaz Saray’ın seçime dair öngörüsüyle ilgiliydi ve İsrail yükünü hafifletme girişimiydi. Geç kalmış hamle, işe yaramadı. Seçim sonucunun, ABD-İsrail işbirliğine başka olumsuz yansımaları olabileceğini söyleyebiliriz.
Hatta tablo, İsrail’deki 27 Ekim seçiminde çoğunluğu kaybeden Netanyahu’nun siyasi geleceğini de etkileyecektir; Netanyahu dışı başbakanlık formülasyonlarını güçlendirecektir.
MAGA’DA ERİME BAŞLAR
Asıl belirleyici olan, ABD içine nasıl etki yapacağıdır. Trump’ın desteklediği dolar milyarderlerinin seçim kaybetmesi, ABD’de “teknolojik oligarklara” yükselen tepkiler, ticaret savaşının tüketim mallarını pahalılaştırması, İran savaşının benzin fiyatlarını artırması gibi etkenler, Trump-Vance ikilisine seçim kazandıran MAGA içinde ciddi ayrılıklar doğuracaktır.
Anayasayı delerek 2028’de üçüncü kez başkanlık hayali kuran Trump için yol bitti ama görünen o ki JD Vance’in adaylık şansı da azaldı. Cumhuriyetçilerin 2028’de bu ekipten biriyle yola çıkmayı büyük risk göreceği ortada.


