Yeniçağ
Haber akışına dön

Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi Açıkladı: Günlük Protein İhtiyacı Kilo Başına 0,83 Gram

Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi Açıkladı: Günlük Protein İhtiyacı Kilo Başına 0,83 Gram

Peki, ambalajlardaki yüksek protein vaadi gerçekten daha sağlıklı bir yaşam anlamına mı geliyor, yoksa milyarlarca dolarlık yeni bir pazarlama stratejisiyle mi karşı karşıyayız?

Rutgers Üniversitesi’nin 2024 yılında yayımladığı bir araştırma, protein vurgusunun tüketici kararlarını nasıl etkilediğini gözler önüne serdi. Araştırmada katılımcılara sunulan proteinli kahvaltılık gevreklerin, normal ürünlere kıyasla daha sağlıklı ve besleyici olduğu algısı yarattığı tespit edildi. Oysa aynı hacimdeki proteinli ürünlerin, sıklıkla daha fazla şeker, sodyum ve kalori içerdiği görüldü.

Uzmanlar bu durumu "sağlık halesi" kavramıyla açıklıyor. Ürünün olumlu görülen tek bir özelliği (yüksek protein), tüketicinin ürünün genel besin profilini (gizli şeker ve doymuş yağları) gözden kaçırmasına neden oluyor.

İHTİYACIMIZ OLAN PROTEİN MİKTARI NE KADAR?

Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi’nin sağlıklı yetişkinler için belirlediği günlük oran, kilogram başına 0,83 gram.

Örnek vermek gerekirse; 70 kilogram ağırlığındaki bir yetişkin için bu miktar günlük yaklaşık 58 grama denk geliyor.

Ancak bu değer kesin bir üst sınır veya herkes için geçerli kişisel bir reçete değil; yaş, gebelik, sağlık durumu ve egzersiz yoğunluğuna göre değişiklik gösteriyor.

Günlük öğünlerde tüketilen yumurta, peynir, yoğurt, balık, et ve baklagiller zaten vücudun protein ihtiyacını karşılıyor. Uzmanlar, ambalajlardaki protein gramlarını toplarken normal öğünlerden alınan miktarın da hesaba katılması gerektiğinin altını çiziyor.

FAZLA PROTEİN VE BİLİNÇSİZ TÜKETİMİN RİSKLERİ

İhtiyaç dışı ve kontrolsüz protein tüketimi, vücutta bazı sağlık sorunlarını beraberinde getirebiliyor:

Böbrek Yükü: Protein metabolizması sırasında oluşan azotlu atıklar böbrekler yoluyla atılıyor. Kronik böbrek hastalığı olanlarda yüksek protein tüketimi bu organ üzerindeki yükü ciddi şekilde artırabiliyor.

Lif Yetersizliği: Protein hedefi uğruna sebze, meyve ve tam tahılların tüketimi azaltıldığında kabızlık ve lif yetersizliği gelişebiliyor.

Kalp-Damar Sağlığı: Protein ihtiyacının işlenmiş etlerden ve yüksek doymuş yağ içeren gıdalardan karşılanması kalp sağlığını tehlikeye atabiliyor.

Kilo Artışı: "Tokluk sağlar" beklentisiyle normal öğünlere eklenen proteinli barlar ve içecekler, toplam kalori alımını artırarak kilo alımına zemin hazırlayabiliyor.

ZAYIFLAMA İĞNELERİNİN BAŞLATTIĞI YENİ RÜZGAR

Son dönemin popüler zayıflama iğneleri iştahı baskılayarak daha küçük porsiyonlarla doymayı sağlarken, bireylerin ihtiyaç duydukları besin öğelerini almasını zorlaştırıyor. Kilo kaybı sürecinde yağ dokusuyla birlikte kas kütlesinin de azalması, yeterli protein alımını önemli kılarken; gıda sektörü bu durumu yeni bir pazara dönüştürdü. Azalan porsiyonlara karşılık "yoğun besin ve protein" vaadiyle yeni ürünler raflardaki yerini alıyor.

Gıda ve Tarım Bakanlığı’nın beslenme beyanlarına yönelik düzenlemelerine göre, bir ürünün "yüksek protein" içermesi, onun genel beslenme profili (tuz, şeker ve yağ oranı) açısından kusursuz olduğu anlamına gelmiyor. Uzmanlar, tüketicileri ambalajlardaki pazarlama tuzaklarına karşı dikkatli olmaya ve beslenmeyi bir bütün olarak değerlendirmeye çağırıyor.

Okumaya devam et

Pusholder

Senin gündemin

Okuma seçenekleri

Push AIÖzet

PusholderKaynakta oku
yenicaggazetesi.com