Cumhuriyet
Haber akışına dön

Ay Bala İşine Bak!

Ay Bala İşine Bak!

Azerbaycan’ın Türkiye’ye koyduğu tavrın meali bu. Bağımsız bir ülke olan Azerbaycan’ın iç işlerini ilgilendiren bir konuda aldığı karar hoşumuza gitmeyebilir ama eleştirme hakkımız yok. Sayısını bilmediğimiz danışmanlardan birinin sarf ettiği bir söz yüzünden kardeş iki ülke arasında çıkan kriz, belki bardağın taşan son damlasıydı.

Ermenistan ile Azerbaycan’ın Karabağ savaşı sırasında üstelik parasıyla sattığımız İHA’ları sürekli başa kakma ve “Savaşı bizim sayemizde kazandılar” diye caka satmanın Azerilerin zaferini küçümsemek anlamına geleceğini düşünmedik. Amaç dış politikadaki bölgesel her olayı iç politikada kullanmak.

Azerbaycan’ın İsrail’le iyi ilişkileri sır değildi. İran, ülke içindeki yoğun Azeri nüfusu nedeniyle gelecekte birleşik bir Azerbaycan oluşturma korkusu nedeniyle Azerbaycan’a karşı hep mesafeli olmuştur. Hatta Azerbaycan’ın düşmanı Ermenistan’a her konuda destek vermiştir. Azerbaycan da İran’ın can düşmanı İsrail’le ilişkilerini geliştirmiş; hem askeri hem de ticari ilişkilerini üst seviyeye çıkarmıştır.

Kaldı ki yakın zamana kadar İsrail’le Erdoğan yönetimindeki Türkiye’nin arası şeker baldı. Bağımsız bir ülkenin bizim dostlarımızla dost, düşmanlarımızla düşman olmasını bekleyemeyiz. Böyle bir dünya yok.

Türban konusunda Azerbaycan’ın aldığı karar o ülkenin kendi halkının sorunudur. Demokrasi, insan hakları gibi gerekçeler öne sürmenin manası yok. O zaman sormazlar mı Türkmenistan gibi Kuzey Kore’den beter bir diktatörlükle yönetilen ülkeye söyleyecek bir lafınız yok mu diye?

Azerbaycan’ın asıl rahatsız olduğu tavır, üsten bakan, kendisini Türki cumhuriyetlerin ağabeyi gören tavır. Bu konularda biraz daha dikkat etmek gerekmez mi?

Elbette Türkiye Cumhuriyeti büyük ve güçlü bir devlettir. Ama karşınızdaki ülkenin konumu, gücü ne olursa olsun uluslararası ilişkilerde eşitlik ilkesi geçerlidir.

Bu üsttenci yaklaşım yüzünden Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vatandaşlarını bile Türkiye’den soğuttuk. İtiraz ettiklerinde de “Maaşınızı bile biz veriyoruz” ya da “Suyunuz bile yok” diye yine başa kakma sözlerini boca etmeye başlıyoruz.

Sağ iktidarların İslam ülkeleri ile Türk cumhuriyetlerine ağabeylik ya da hamilik yapma hevesi yüzünden bu ülkelerle ilişkilerimiz hep inişli çıkışlı olmuştur.

Osmanlı’nın mirasçısı gibi davranma huyumuzu terk etmediğimiz sürece daha çok benzer krizleri yaşayacağa benziyoruz.

Menderes’le başlayan bu süreç Özal ve sonrasında da Erdoğan döneminde artarak sürdü.

Adnan Menderes’in Ortadoğu politikası; Türkiye’yi Batı Bloku’na entegre etme, Sovyetler Birliği’nin yayılmacı politikasını ve komünizm tehdidini engelleme ile bölgede lider konumuna yükselme ekseninde şekillenmiştir. Ortadoğu’da Sovyet yayılmacılığına karşı bir Ortadoğu NATO’su kurmak için öne atılan Menderes, bununla yetinmemiş, Süveyş krizinde Mısır’ın karşısında İngiltere ve Fransa’nın politikalarını desteklemiştir. Bu yanlış politika sayesinde Arap ülkelerinin en çok nefret ettiği ülke haline geldik. Arap ülkeleri o tarihte bağımsız İsrail’in kurulmasını sağlayan Batı’ya karşı Sovyetler’le yakın ilişki kurmasını bile anlayamadık.

Refah-Yol hükümeti döneminde Özbekistan Devlet Başkanı Kerimov’a karşı darbe yapan radikal İslamcılara kucak açtık.

Türkiye’nin bölgede etkin olması aynı zamanda dikkatli, muhatabı ülkelerin bağımsızlığına saygı duymasıyla mümkün olur. Söylemle değil. Azerbaycan atasözündeki gibi “Helva helva demekle ağız şirin olmaz”.

Okumaya devam et

Pusholder

Senin gündemin

Okuma seçenekleri

Push AIÖzet

PusholderKaynakta oku
cumhuriyet.com.tr