Hürriyet
Haber akışına dön

Bahçeli’nin 2028’e Uzanan Hamlesi

Bahçeli’nin 2028’e Uzanan Hamlesi

MHP Lideri Devlet Bahçeli ile çok eskiye dayanan bir hukukum var.

Siyasetini, açıklamalarını, devlet meselelerine yaklaşımını yıllardır yakından takip ederim. Bu nedenle söylediklerini yalnızca o günün siyasi gündemi içinde değerlendirmem. Bazen bir cümlesi günlerce tartışılır. Bazen de ortaya koyduğu bir önerinin siyasi sonuçları çok daha sonra anlaşılır. Türkgün Gazetesi’ne verdiği iki bölümlük röportajda ana konu 100 il, 1000 ilçe ancak satır aralarına girildiğinde meselenin aynı zamanda yerel yönetimler, belediyelerin denetlenmesi, merkezi idarenin yeniden yapılandırılması, kamu kaynaklarının kullanılması, demokratik temsil ve elbette seçim sistemi olduğu da görülüyor. Zamanlama da dikkat çekici. Türkiye bir taraftan “Terörsüz Türkiye” sürecini yürütüyor, diğer taraftan 2028 seçimlerine doğru ilerliyor. Benim bu röportajdan çıkardığım en önemli sonuç şu: Bahçeli, yalnızca yeni iller kurulmasını değil, Türkiye’nin yönetim mimarisinin yeniden ele alınmasını öneriyor.

KAYYUM YERİNE BELEDİYE MECLİSİ Mİ?

Bahçeli, 24 Şubat’taki konuşmasında kayyum uygulamasının demokrasi sınırları içinde yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söylemiş, Ahmet Türk ve Ahmet Özer’in görevlerine dönmesi yönünde çağrı yapmıştı. Bu açıklama Türkiye’de uzun yıllardır güvenlik gerekçeleriyle uygulanan bir mekanizmanın yeniden tartışmaya açılması anlamına geliyordu. Ardından mart ayında MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay’ın açıklaması geldi. Görevden uzaklaştırılan belediye başkanının yerine dışarıdan kayyum atanması yerine, belediye meclisinin kendi içinden bir ismi seçmesini sağlayacak düzenleme üzerinde durulduğunu anlattı. Burada çok önemli bir ayrım var;

  • Belediye başkanının hukuki gerekçelerle görevden uzaklaştırılması başka, seçilmiş belediye yönetiminin tamamen devre dışı bırakılması başka. Devletin güvenlik hassasiyetlerinin korunması elbette önemli. Ancak seçimle oluşmuş belediye meclisinin yönetimde söz sahibi olmaya devam etmesi de demokratik temsil açısından son derece değerli.

Anayasa’nın 127’nci maddesi, belirli şartlarda görevden uzaklaştırmaya imkân tanıyor. Belediye mevzuatında ise bazı durumlarda belediye meclisinin kendi içinden başkan seçmesi zaten mümkün. Dolayısıyla ortaya konulan formül, mevcut hukuk sistemine tamamen yabancı değil.

  • Bahçeli’nin son röportajında doğrudan yeni bir kayyum düzenlemesi açıklanmış değil. Ancak daha önceki sözleri ile bu röportajdaki katılımcı yerel yönetim vurgusu birlikte değerlendirildiğinde, reform tartışmasının bu alana da uzanabileceği görülüyor. Çünkü gerçek bir idari reform, yalnızca hizmetlerin nasıl yürütüleceğini değil, yönetim yetkisinin hangi demokratik mekanizmalarla kullanılacağını da düzenlemeli.

100 İL 1000 İLÇE: YENİ BİR DEVLET HARİTASI

Gelelim röportajın en somut bölümüne. Türkiye bugün 81 il ve 922 ilçeden oluşuyor. Bahçeli’nin önerisi açık; 19 yeni il, 78 yeni ilçe. Böylece Türkiye’nin idari yapısının 100 il ve 1000 ilçeye ulaşması hedefleniyor. Bahçeli bu öneriyi Cumhuriyet’in 100’üncü yılı vesilesiyle daha önce gündeme getirmişti. Ancak bu kez önemli bir fark var;

  • Çalışmanın gerekçeleri ayrıntılandırılmış, il olabilecek yerleşim merkezleri belirlenmiş ve yasal düzenleme ihtimali ortaya konulmuş.
  • Üstelik Bahçeli yalnızca nüfusu esas almıyor. Üretim, ticaret, ulaşım, enerji, tarım, turizm, lojistik, sınır güvenliği, jeopolitik konum ve bölgesel kalkınma potansiyelini birlikte değerlendiriyor.
  • Listeye dikkatle bakmak gerekiyor. Türkiye’nin farklı bölgelerinden, farklı ekonomik ve stratejik özelliklere sahip ilçeler seçilmiş. Örneğin Polatlı tarım, ulaşım ve lojistik açısından önemli. Tarsus, üretim ve ticaret bakımından güçlü bir merkez. Alanya turizm ekonomisinin önemli aktörlerinden. Bandırma, Marmara’nın ulaşım ve sanayi bağlantılarında dikkat çekiyor. Doğubeyazıt ve Erciş gibi ilçelerin ise coğrafi ve bölgesel konumları ayrıca değerlendirilmeli.
  • Burada yalnızca nüfusu büyüyen ilçelerin ödüllendirilmesi değil, yeni bölgesel yönetim merkezleri oluşturulması hedefleniyor.
  • Ancak şunu unutmayalım; bir ilçenin il olması, yalnızca valilik binasının açılması ya da plakasının değişmesi değildir. Adliye, emniyet, eğitim, sağlık, altyapı, kamu personeli, bütçe ve idari koordinasyonun yeniden planlanması demektir. Bahçeli’nin önerisi de zaten yeni bir şehir değil, mevcut kapasitenin yeni bir idari statüyle değerlendirilmesi.

ASIL SORU: 2028 SEÇİMLERİNE NASIL YANSIYACAK?

Bahçeli, yeni il ve ilçelerin oluşturulmasının siyasi yapıda da değişiklikler doğuracağını açıkça ifade ediyor;

  • Yeni belediyeler kurulabilecek.
  • Milletvekillerinin illere göre dağılımı değişebilecek.
  • Siyasi temsil alanı genişleyebilecek.

İşte bu noktada karşımıza 2028 seçimleri çıkıyor. Türkiye’de milletvekili dağılımının temelinde iller bulunuyor.

Dolayısıyla yeni illerin kurulması durumunda seçim çevrelerinin ve milletvekili sayılarının iller arasındaki dağılımının yeniden hesaplanması gerekecek. Önemli bir noktanın altını çizelim;

  • Yeni il kurulması, otomatik olarak herhangi bir siyasi partiye avantaj sağlamaz. Ama seçmenlerin hangi seçim çevresinde oy kullanacağından partilerin aday stratejilerine kadar pek çok başlığı etkileyebilir.
  • Örneğin bugün büyük bir ilin ilçesi olan bir yerleşim, yarın ayrı bir il statüsüne kavuşursa seçmen dağılımı farklılaşacak.
  • Yeni ilin çıkaracağı milletvekili sayısı, mevcut ilin kaybedeceği temsil kapasitesi ve partilerin bölgesel oy dengeleri yeniden hesaplanacak.

Peki MHP’nin önerisi 2028 seçimlerinden önce yasalaşabilir mi? Cumhur İttifakı ortakları bu konuda nasıl bir yol haritası oluşturacak? AK Parti, idari reformun kapsamı ve takvimi konusunda nasıl bir yaklaşım benimseyecek?

Muhalefet, yeni iller ve seçim çevrelerindeki olası değişikliklere ne diyecek? Ve en önemlisi... Bu proje 2028 seçimlerinin temel siyasi başlıklarından birine dönüşebilir mi? MHP’nin 2028 seçimlerine giderken ana hedeflerinden birinin bu olduğunu söyleyebilirim. Ancak bunun için önce yasal düzenlemenin ortaya çıkması, yeni il sınırlarının belirlenmesi ve mali-idari etkilerinin hesaplanması gerekiyor. Henüz ortada kesinleşmiş bir seçim takvimi ya da kabul edilmiş kanun bulunmuyor. Yine de Bahçeli’nin siyasi etkisini değerlendirirken, bu önerinin seçimlere uzanabilecek sonuçlarını görmezden gelmek mümkün değil.

BELEDİYELERDE RANT VE DENETİM TARTIŞMASI

Bahçeli, belediyelerde imar rantı, yolsuzluk, usulsüzlük ve kamu kaynaklarının kullanılması konularında kapsamlı bir değerlendirme yapıyor. Büyükşehir belediyeleri ile ilçe belediyeleri arasındaki görev ve yetkilerin yeniden tanımlanmasını istiyor. Belediye Kanunu, Büyükşehir Belediyesi Kanunu, Köy Kanunu, İl İdaresi Kanunu ve İl Özel İdaresi Kanunu’nun bütüncül biçimde ele alınması gerektiğini savunuyor.

Muhtarlıkların güçlendirilmesini, kamu personelinde liyakati, mali ve idari denetimin etkinleştirilmesini gündeme getiriyor. Özellikle imar planlamalarında merkezi idarenin onayını da içeren daha sıkı bir denetim modeli öneriyor. Bu son derece önemli bir başlık;

  • İmar kararları yalnızca şehirlerin nasıl büyüyeceğini belirlemiyor. Aynı zamanda çok büyük ekonomik değerler yaratıyor. Bir bölgede verilen imar kararı, arsanın değerini değiştirebiliyor. Kimi zaman çok büyük rantlar ortaya çıkıyor. Dolayısıyla belediyelerin mali denetiminin güçlendirilmesi, kaynak kullanımında şeffaflık sağlanması ve hesap verebilirliğin artırılması gerekli.
  • Merkezi denetim güçlendirilirken yerel yönetimlerin anayasal güvenceleri ve karar alma yetkileri nasıl korunacak?

Hem kamu kaynaklarının denetlenmesi hem de seçilmiş yerel yönetimlerin demokratik meşruiyetinin korunması önemli. Yani bunların birbirine karşıt değil, birbirini tamamlayan ilkeler olarak düzenlenmesi gerekiyor.

ANKARA’DA ŞİMDİ NE OLACAK?

Önümüzdeki dönemde dört sorunun yanıtı önemli olacak.

1- MHP bu çalışmayı ne zaman kanun teklifine dönüştürecek?

2- Cumhur İttifakı içinde idari reform konusunda nasıl bir uzlaşma sağlanacak?

3- Belediyelerin görev ve yetkileri ile kayyum uygulamasına ilişkin tartışmalar bu reform paketinin bir parçası haline gelecek mi?

4- Yeni il ve ilçelerin kurulmasına ilişkin düzenleme 2028 seçimlerinden önce tamamlanabilecek mi?

Ortada artık somut bir siyasi teklif bulunuyor. Üstelik yalnızca il ve ilçe sayısına ilişkin değil; devlet teşkilatından yerel yönetimlere, kamu harcamalarından siyasi temsile uzanan kapsamlı bir öneri. Sonuç olarak; asıl mesele Türkiye’nin idari yapısının, yerel yönetim anlayışının ve seçim coğrafyasının yeni ihtiyaçlara göre yeniden şekillenip şekillenmeyeceği. Bahçeli bir kez daha yalnızca bugünün değil, yarının da tartışılabilecek başlıklarından birini masaya koydu.

Okumaya devam et

Pusholder

Senin gündemin

Okuma seçenekleri

Push AIÖzet

PusholderKaynakta oku
hurriyet.com.tr