Diken
Haber akışına dön

Çocukları Dijital Risklerden Korumak İçin Yaş Sınırı Yeterli Mi?

Çocukları Dijital Risklerden Korumak İçin Yaş Sınırı Yeterli Mi?

15 yaş altına sosyal medya yasağını içeren düzenleme yarın (1 Kasım) yürürlüğe giriyor. Bu gruba sosyal ağ hizmeti sunulmasını engelleyen düzenleme, yaş doğrulama ve ‘çocuklara özgü koruyucu uygulamaları’ da kapsıyor.

Fakat psikiyatri Uzmanı Dr. Leyla Çelebi’ye göre yalnızca kullanım süresine değil sosyal medyanın çocuğun gelişimi ve günlük yaşamına etkilerine de bakılmalı.

Çocukların sosyal medya kullanımı dijital güvenlik ve ruh sağlığı tartışmalarının merkezinde.

Sosyal medya platformları iletişim, eğlence ve kendini ifade etme imkanı sunarken kontrolsüz kullanım, zararlı içeriklere maruz kalma, akran baskısı ve kişisel verilerin korunması konuları bir diğer mesele.

Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Çelebi’ye göre sosyal medya çocuklar için yalnızca bir eğlence ve iletişim aracı değil aynı zamanda dikkat, duygu düzenleme, sosyal ilişkiler ve benlik algısının geliştiği dönemde etkili olabilen bir ortam.

Bu süreçte beynin ödül sistemi etkili. Ödül sisteminde ventral tegmental alan (VTA), nucleus accumbens ve prefrontal korteks var, üçü de farklı işlevler üstleniyor. VTA dopaminerjik süreçlerde, nucleus accumbens haz ve motivasyonda, prefrontal korteksse kontrol, karar verme ve sınır koymada görevli.

Dr. Çelebi şunları söylüyor:

“Sosyal medyada yeni bir içerikle karşılaşma beklentisi kullanım süresini uzatabilir. Beğeni, mesaj veya beklenmedik bir içerik, kullanıcının platformu yeniden kontrol etme isteğini artırabiliyor. Sosyal medya; sosyal bağ kurma, merak, rekabet, başarı hissi ve günlük sıkıntılardan uzaklaşma gibi farklı ihtiyaçlara da karşılık verebiliyor.

Günlük sorumlulukların etkilenmesi de işaret

Sadece ekran başında geçirilen süreye bakmak tek başına yeterli değil. Sosyal medya kullanımının çocuğun günlük yaşamındaki işlevselliğine bakılmalı. Riskli kullanımda ekran karşısında geçirilen süre artmış olsa da çocuk okul yaşamını ve sosyal ilişkilerini sürdürebiliyor.

Problemli kullanımın daha ileri boyutlarındaysa okul sorumluluklarının aksaması, uyku kaybı, öfke ve çatışmaların artması ya da kullanımın kontrol edilmesinde güçlükler görülebiliyor. Çocuğun ekran kullanımını sınırlandırmakta zorlanması ve sosyal medya nedeniyle günlük sorumluluklarını yerine getirememesi, değerlendirilmesi gereken belirtiler arasında bulunuyor.”

‘Mesele sadece iradeleri değil’

Ergenlik döneminde beynin karar verme, dürtü kontrolü ve davranışları düzenlemeyle ilişkili işlevleri gelişmeye devam ediyor. Prefrontal korteksin olgunlaşması zaman alıyor. Bu dönemde gençlerin kendilerine ait bir alan oluşturma, kimliklerini keşfetme ve akranları tarafından kabul edilme ihtiyaçları belirginleşiyor. Sosyal medya akımları, görünür olma arzusu ve başkalarıyla kıyaslanma da dijital ortamlarda geçirilen zamanı artırabiliyor.

‘Platformlar kalma süresini uzatmaya çalışıyor’

Çocukların ve gençlerin dijital içeriklerle ilişkileri yalnızca kendi iradeleriyle açıklanamaz. Gelişimsel özellikleri ve platformların kullanım alışkanlıklarını etkileyen tasarımları birlikte ele alınmalı.”

Sosyal medya platformlarında sonsuz kaydırma, otomatik video oynatma ve kişiselleştirilmiş içerik önerileri gibi özellikler kullanıcının platformda kalma süresini uzatabiliyor.

İnternet kullanımına ilişkin koruyucu önlemler erken yaşlarda başlamalı. 12 yaş ve öncesi sağlıklı dijital alışkanlıkların oluşturulması açısından önemli bir dönem olarak değerlendiriyor.”

Bunları unutmayın

Ardından ailelere şu önerilerde bulunuyor:

İnternet konusunda bilgi edinin. Ebeveynlerin çocukların kullandığı platformları, çevrimiçi riskleri, gizlilik ayarlarını ve güvenlik araçlarını tanıması önem taşıyor.

Filtreleme ve ebeveyn denetimi araçlarından yararlanın. İnternet filtreleri ve yaşa uygun güvenlik ayarları, çocukların zararlı içeriklerle karşılaşma riskini azaltmaya yardımcı olabilir.

Ekran kullanımına ilişkin ortak kurallar belirleyin. Çocukla birlikte zaman sınırları oluşturulması ve bu kuralların tutarlı biçimde uygulanması, ekran kullanımının günlük yaşamla dengelenmesini kolaylaştırabilir.

Ekransız zamanlar oluşturun. Yemek sırasında, ders çalışırken ve yatmadan önce ekran kullanımının sınırlandırılması, çocuğun diğer ihtiyaçlarına zaman ayırmasını destekleyebilir.

Çocuğun dijital dünyasını anlamaya çalışın. Çocuğun hangi hesapları takip ettiği, hangi içeriklerden etkilendiği ve kimlerle iletişim kurduğu hakkında açık bir iletişim kurulması önemli.

Aile içi iletişimi güçlendirin. Çocuğun dijital ortamda yaşadığı sorunları yargılanma veya cezalandırılma korkusu olmadan anlatabilmesi, risklerin erken fark edilmesine yardımcı olabilir.

Alternatif etkinlikleri destekleyin. Spor, sanat, kitap okuma, arkadaşlarla yüz yüze etkinlikler ve ailece yapılan aktiviteler, çocukların dijital ortam dışında da sosyal bağlar kurmasına ve farklı alanlarda keyif almasına olanak tanır.

Sosyal medya düzenlemesi

Cumhurbaşkanlığı Siber Güvenlik Başkanlığı’nın ilgili yönetmeliği, 10 Ekim’de Resmi Gazete’de yayınlanmıştı.

1 Kasım’da yürürlüğe girecek yönetmelikle sosyal ağ sağlayıcıları (Facebook, Instagram ve X vs.) 15 yaşını doldurmamış çocuklara artık hizmet veremeyecek.

Ağ sağlayıcı, hesap oluşturulması aşamasında kullanıcının yaş durumunu e-Devlet’ten ‘yaş doğrulama belirteci’yle doğrulayacak.

15 yaşını doldurmayan çocukların hesap açma talepleri onaylanmayacak. 15 yaş üstü çocuklarsa ‘ayrıştırılmış hizmet’ şartlarıyla sosyal medyayı kullanabilecek.

Mevcut hesaplar için yaş doğrulama işlemlerinin 31 Mart 2027’ye kadar tamamlanması gerekecek. Yaşının 15’in altında olduğu belirlenen kullanıcıların hesaplarıysa kapatılacak.

İFÖD: Yaş doğrulaması anonimlik hakkını ortadan kaldıracak

İfade Özgürlüğü Derneği (İFÖD), düzenlemeyle ilgili şu uyarıyı yapmıştı:

“İşin tüm toplumu ilgilendiren ve adeta bir ‘Truva Atı’ işlevi gören asıl tehlikesiyse (15 yaşa) yasağın denetim mekanizmasında yatmaktadır. Bu yasağın uygulanabilmesi, pratikte yetişkinler dâhil tüm kullanıcıların dijital platformlara girişte yaşını ve kimliğini doğrulamak zorunda bırakılması demektir.

Kullanıcıların ‘kimlik doğrulaması’yla işlem yapmaya zorlanması, İnternet’in en temel yapı taşlarından biri olan anonimlik hakkını ortadan kaldıracaktır. ‘Fişlenme’ ve ‘yargılanma’ korkusu, yurttaşları ağır bir otosansüre sürükleyecek; yolsuzluk iddiaları, kurumlara yönelik boykot çağrıları ve her türlü demokratik itiraz daha doğmadan boğulacaktır.”

Okumaya devam et

Pusholder

Senin gündemin

Okuma seçenekleri

Push AIÖzet

PusholderKaynakta oku
diken.com.tr