BirGün
Haber akışına dön

Fon Vurgununda İlk 'Feda': Birkaç İsimle Krizin Üzerini Örtemezsiniz

Fon Vurgununda İlk 'Feda': Birkaç İsimle Krizin Üzerini Örtemezsiniz

Politika Servisi

Asrın fon vurgunu skandalında taşlar yerinden oynarken rejim cephesinden ilk büyük "feda" hamlesi geldi. Artan baskıyı göğüslemek ve çözülmeyi durdurmak isteyen iktidar, eski AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya’yı gözden çıkardı.

"Sermaye Piyasası Kanunu’na muhalefet" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlamalarıyla önceki akşam tutuklanan Kaya, krizin yönetilemez hale gelen ağırlığını hafifletmek için seçilen ilk simgesel kurban oldu.

Kaya'nın eşi İlyas Kaya ve İbrahim Ömer Gönül ise adli kontrol kararıyla serbest bırakıldı.

Bugünün BirGün'ü

MÜNFERİT VAKA ÖRGÜTE KADROLAR FEDAYA DÖNDÜ

Tutuklama kararı ne bir hesap sorma, ne de gerçekten adalet arayışı olarak ortaya çıktı. Rejim krizin devasa boyutu karşısında yaklaşık iki aydır ezildikçe eziliyor. Zaman içerisinde münferit vaka söylemleri örgütsel yapı açıklamalarına, ‘kimseye kadrolarımızı yedirmeyiz’ söylemleri AKP’nin iki numaralı isimlerinden birinin fedasına dönmek zorunda kaldı.

Fatma Betül Sayan Kaya’nın adı da borsa vurgunuyla ilk kez 26 Eylül’de, savcılığın soruşturmasıyla değil muhalefetin yaptığı açıklamalarla duyuldu. 2,2 milyar liralık devasa bir meblağ ile fondan çıkan Kaya, 12 gün boyunca ifadeye bile çağırılmadı. Kendisine partisinden kesilen ilk ceza ise whatsap gruplarından çıkarılması oldu. Kaya daha sonra AKP’deki tüm görevlerinden "affını istedi".

Rejim eliyle yaratılan çürümenin boyutunun büyüklüğü anlaşıldıkça iktidar kanadında yalpalanmalar başladı. Bir süre ortalığı kaplayan sessizlik, yandaş medyanın köşelerinden birbiri ardında gelen salvolarla bozuldu. AKP içi kliklerin savaşına dönen vurgun skandalında herkes AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı olayın dışında tutmak isterken ortaya saçılan isimler vurgunun ucunun Saray’a bağlandığını ortaya koydu.

Vurgunun etkileri AKP’nin tabanı dâhil olmak üzere toplumun geniş kesimlerine ulaşırken rejim ‘kim olursa olsun hesap soracağız’ söylemlerine sarıldı. Kaya’nın tutuklanması da bundan sonra gerçekleşti. 7 Ekim’de verdiği ifade de kimselere görüntü vermeden adliyeye getirilen Kaya bir saat sonra oradan ayrıldı.

Ancak neredeyse bir ay sonra bu kez tüm kamuoyunun gözü önünde 9 saati aşan bir savcılık sorgulamasına alındı. Savcılığın tutuklamaya sevk yazısında, Kaya'nın Özata Denizcilik'e ait OZATD hisselerini 2026 Nisan ayında aldığı, 16 Eylül'de ise Tera Yatırım Menkul Değerler A.Ş.'ye virman yoluyla devrettiği belirtildi.

Hisse satış bedelinin aynı gün Kaya'nın hesabına yatırıldığı kaydedildi. Normalde T+2 takas süresine tabi olan işlemin T+0 yöntemiyle gerçekleştirildiğine dikkat çekilen yazıda, satışın fonlara ilişkin tasfiye kararından bir gün önce yapıldığı vurgulandı.

Kaya'nın Tera Grubu yöneticileri Erdin Özel ve Emre Tezmen ile görüştüğü, grupta yatırım hesabı açtığı da sevk yazısında yer aldı.

Sermaye Piyasası Kurulu'nun Kaya'nın kamuya açıklanmamış bilgilere sahip olduğu yönünde rapor hazırladığı aktarıldı.

YANDAŞLAR AKP’Yİ ES GEÇTİ

Kaya’nın tutuklanması yandaş basında ise sansüre uğradı. Anadolu Ajansı Kaya’nın AKP’li olduğuna yer vermezken Kaya, haberlerde İlyas Kaya’nın eşi olarak geçti. Türkiye Gazetesi de Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarına yer vererek Kaya'nın adli sürecini işaret edip "Mikropları temizleyeceğiz" manşetiyle çıktı. Yeni Akit Gazetesi ise "Hukuk işliyor" başlığıyla Kaya'nın gözaltına alınmaması, ifadesinin alınıp bırakılması süreçlerindeki eleştirilere karşı yargı sürecine işaret etti.

BU DÜZENİN ÜZERİNİ ÖRTEMEZLER

Tutuklama kararı tamamı AKP’li isimlerden oluşan fon vurgununda buz dağının sadece görünen kısmı. Saklanan devasa isim listeleri, iktidarın açıkladığı "suç örgütü" tanımı, vurgunun arkasındaki devasa ekonomik ağ ve siyasi arka plan hesaba katıldığında tek bir ismin harcanmasının krizin üstünü örtmeye yetmeyeceği ortada. Kimse açıktan konuşmasa da kamuoyuna yansıyan açıklamalardan da görüldüğü üzere Saray şürekası fon vurgununun tüm failleri, tarafları ve aktörleri hakkında bilgiye sahip. AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da ‘Ummadığımız isimler’ dediği vurgunun gerçek sahipleri ve saklanan listeler ortaya çıkmadan bu düzenin de üzeri örtülemez. Tutuklama kararından sonra yapılan değerlendirmelerde Kaya'nın tutuklanmasının yeterli olmayacağı vurgulandı. İktidara karşı yükselen tepkilerde vurgunun siyasi ayağının ortaya çıkarılması ve herkesin hesap vermesi gerektiği belirtilirken krizin büyüklüğü de gösteriyor ki rejim birkaç kişiyi feda ederek bu tarihi krizden sıyrılamaz.

∗∗∗

YÜKSEK SES ÇIKARMANIN YOLU TOPLUMSAL MUHALEFETTEDİR

Fon Skandalı’nda çerçevesinde gerçekleştirilen tutuklamaları BirGün TV’ye değerlendiren kamuoyu araştırmacısı Semih Turan hükümetin tutuklamalara mecbur kaldığını aktardı. Turan, “İktidarın şimdiye kadar devam ettirdiği ‘adamımı vermem, kurban vermem’ kodu vardı. Bu toplumsal desteğin azalmasına rağmen sarsılmaz güç algısını korumak için devam ettirdiği bir şeydi” dedi. Turan, “Bugün bize en çok sorulan şeylerden biri şu toplumsal muhalefet neden seslerini yükseltmiyor” dedi.

ANAMOLİLER YABANCILAŞTIRIYOR

Turan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Yaşadığımız ortamı açıklamaya çalışırken sosyal anomali diye bir kavram kullanıyoruz. Sosyal anomali daha anlaşılır biçimiyle sosyal anormalleşmedir. Toplumsal ilişkilerin çökmesi, güvensizliğin yaşanması, adalet duygusunun zedelenmesi gibi girdilerin sonucunda bireyin önce topluma yabancılaşması sonra kendine yabancılaşmasıdır. Bu anormalleşme durup dururken olmuyor bunu yaratan üretim ilişkileri ve iktidardır. Bu anomalileri gündemde münferitmiş gibi gösterilmeye çalışılan olaylarda gözlemliyoruz. Son zamanlarda konuştuklarımızı hatırlayalım; Narin cinayeti, Kartalkaya Yangını, Gülistan Doku Davası, Yeni Doğan Çetesi, okullarda yaşanan katliamlar. Bunların hepsi münferit gibi gözükse de sosyal anomaliyi ve toplumsal iklimi gösteriyor. Bunlara ilişkin çözümler palyatif ya da eklettik çözümler olamaz” dedi.

Turan, “Toplumsal hareket baskılansa da her zaman ortaya çıkacaktır. Bunun ortaya çıkmasının yegane yolu birleşik ve kararlı bir toplumsal muhalefettir. Bu sadece siyasi partilere bırakılmadan toplumsal kesimlerle yapılmalıdır” diye konuştu.

ERDOĞAN KONUŞMADI

TRT World Forum'da konuşan AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan, eski AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya'nın tutuklanması ve fon vurgununa ilişkin herhangi bir açıklama yapmadı. Uluslararası sitemin bir kriz içinde olduğunu vurgulayan Erdoğan, Türkiye'deki basın özgürlüğüne yönelik eleştirileri ise hedef alarak "Basın özgürlüğü kavramının bir sopa olarak kullanılması kabul edilebilir bir durum değildir" dedi.

AKP KADROLARININ HIRSIZLIĞI KESİNDİR

YENİ Parti Grup Başkanvekili Murat Emir, Kaya'nın tutukluluğuna dair konuştu. Emir, "Fatma Betül Sayan Kaya'nın şu anda tutuklanmış olması tek başına bir şey ifade etmez. Fatma Betül Hanım'ın suçu neydi? Piyasa bilgilerini önceden almak, içeriden almak, insider trading. Fatma Betül Hanım tutuklandı, saniyeler içerisinde hashtag açıp bir video yayınladılar: Duruşumuz belli videosu, duruşları belliymiş. Ya siz Fatma Betül Sayan Kaya'nın tutuklanacağını nasıl öğrendiniz de bu videoyu hazırladınız? Nereden aklınıza geldi? Kim söyledi? Her şey sizin içinize doğuyor. Asıl açılması gereken hashtag 'Fatma Betül Sayan Kaya yalnız değildir' hashtagidir. Yalnız yapmadı ve sizin duruşunuz olabildiği kadar saklamaya, olabildiği kadar üstünü örtmeye dönük bir duruştur. Tabii bu iş patlak verene kadarki bu soygunun içindeki AKP kadrolarının varlığını gördüğümüzde de artık ayyuka çıkmış saklanamaz gerçeklik ortaya çıktığına göre, AKP kadrolarının, tepedekilerinin bir bölümünün hırsızlığı artık kesindir." ifadelerine yer verdi.

Okumaya devam et

Pusholder

Senin gündemin

Okuma seçenekleri

Push AIÖzet

PusholderKaynakta oku
birgun.net