Cumhuriyet
Haber akışına dön

Gençlerin Sesi Sınırları Aşıyor

Gençlerin Sesi Sınırları Aşıyor

Bastille Meydanı’nda öğrencilerle yürürken Fransa’daki protestoların ardındaki ortak talebi görüyorum: Eşitlik, özgürlük ve kendi geleceğine sahip çıkmak. Ellerinde pankartlar, sloganlarında öfke, yüzlerinde geleceklerine sahip çıkma kararlılığı var. Kimi eğitim sistemindeki eşitsizlikten kimi geçim sıkıntısından kimi de mezuniyet sonrası kendini nasıl bir yaşamın beklediğinden söz ediyor.

Bastille, 14 Temmuz 1789’da Paris halkının kraliyet hapishanesini ele geçirmesiyle Fransız Devrimi’nin simgelerinden biri oldu. O gün kale içinde yalnızca yedi mahkûm bulunuyordu ancak Bastille’in düşüşü, mutlak monarşiye karşı halk ayaklanmasının sembolüne dönüştü. Kale yıkıldı, geriye halkın iktidara başkaldırısının belleği kaldı. Aradan yüzyıllar geçti. Bugün aynı meydanda yürüyen gençlerin talepleri farklı ama arayışları aynı: Daha adil bir yaşam, eşit fırsatlar ve kendi gelecekleri üzerinde söz sahibi olabilmek.

OKULDAN SOKAĞA...

Eylül ayında liselilerin okul kapılarında başlattığı protestolar, ekim boyunca Fransa’nın farklı kentlerine yayıldı. Öğretmen eksikliği, kalabalık sınıflar, yetersiz eğitim koşulları ve fırsat eşitsizliğiyle başlayan eylemler, kısa sürede daha geniş bir toplumsal itiraza dönüştü. Bastille’de konuştuğum gençlerin anlattıkları, meselenin okul duvarlarını çoktan aştığını gösteriyor. Bir öğrenci öğretmen eksikliğinden söz ediyor, bir diğeri barınma giderlerinden. Bir başkası ise üniversite diplomasının artık güvenli bir gelecek kurmaya yetmeyeceğinden kaygılı. Üniversiteye girişte kullanılan Parcoursup sistemi de hedefte. Öğrenci örgütleri, yükseköğretime erişimde daha adil ve şeffaf bir düzen kurulmasını istiyor. Onlara göre eğitim, ailelerin ekonomik koşullarına göre şekillenen bir yarışa dönüşmemeli. Protestoların ardından hükümet, üniversitelere yeni kontenjanlar açılması, ek kaynak aktarılması ve Parcoursup sisteminin değiştirilmesi gibi yeni önlemler açıkladı. Ancak öğrenci ve öğretmen örgütleri açıklamaları yeterli bulmuyor. Gençler, yıllardır dile getirilen sorunların geçici önlemlerle çözülemeyeceğini savunuyor. Beklentileri açık: Verilen sözler kâğıt üzerinde kalmamalı, gerçek bir değişime dönüşmeli.

YASAKLAR, KISITLAMALAR...

Gösteriler sırasında yaşanan yağma, kundaklama ve polisle çatışmaların ardından güvenlik önlemleri artırıldı. Bazı kentlerde gösterilere yönelik yasaklar ve kısıtlamalar getirildi. Paris’te de belirli bölgelerde izinsiz yürüyüş ve toplanmalar sınırlandırıldı. Ülke genelinde yaklaşık 70 bin polis ve jandarma görevlendirildi.

Senato ise gösteriler sırasında meydana gelen zararlardan belirli koşullarda katılımcıların sorumlu tutulmasını öngören bir yasa tasarısını kabul etti. Tasarının yasalaşması için meclis sürecinin tamamlanması gerekiyor. Şiddet eylemlerinin önlenmesi ile barışçıl protesto hakkının korunması arasındaki sınır, Fransa’da yeniden tartışılıyor. Uzmanlar, kamu düzenini koruma gerekçesi, demokratik itiraz hakkını ortadan kaldırmanın aracına dönüşmemeli diyor.

Bastille’in tarihi, bir meydanın yalnızca taşlardan ve binalardan ibaret olmadığını anımsatıyor. Bugün burada yürüyen gençler de kendi dönemlerinin sorunlarını ve beklentilerini dile getiriyor. Gençlerden geleceği kurmalarını istemek kolay. Zor olan, onlara bu geleceği kurabilecekleri koşulları sağlamak. Sokakları yasaklarla sessizleştirmek mümkün olabilir ancak gençleri sokağa çıkaran nedenler ortadan kalkmadıkça bu sessizlik kalıcı olmayacak. Bastille’de geçmişte bir iktidarın simgesi olan kale yıkılmıştı. Bugün aynı meydanda gençler, kendilerine dar gelen bir geleceği sorguluyor. Tarih değişiyor, kuşaklar değişiyor ama özgürlük, eşitlik ve adalet arayışı sürüyor. Paris’te yükselen gençliğin sesi, dünyanın dört bir yanındaki meydanlarda yankılanan aynı soruyu soruyor: Geleceğimiz hakkında neden biz karar vermiyoruz?

Okumaya devam et

Pusholder

Senin gündemin

Okuma seçenekleri

Push AIÖzet

PusholderKaynakta oku
cumhuriyet.com.tr