Tutuklu Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 53'ü tutuklu 436 kişinin yargılandığı İBB davasında ikinci celsenin 37’inci günü. 9 Mart'ta başlayan davada 101. duruşma. Ekrem İmamoğlu daha önce yaptırılmayan savunmasına dördüncü gününde devam edecek. İmamoğlu’nun savunmasını bugün tamamlaması öngörülüyor, ardından avukatları savunma yapacak.
Ara kararın da bugün tamamlanan savunmalara göre açıklanması bekleniyor. İlk celsede temmuz ayındaki son duruşmada, İmamoğlu'na kısıtlı süre tanınmış ve savunma hakkını engellemişti. Bunun üzerine İmamoğlu ile mahkeme başkanı tartışmış ve zapta "Susma hakkını kullandı" yazılmıştı. İmamoğlu, ikinci celse başlarken 18 Ağustos oturumunda mahkeme başkanına "Ben susma hakkımı kullanmadım. 'Susma hakkını kullandı' kavramı tamamen uydurma bir kavramdır. Feragat diye bir kelimeyi de kabul etmiyorum" demişti. İmamoğlu'nun savunmasını içeren kitabı da yasaklanmış ve matbaa basılarak toplatılmıştı.
Dünkü duruşmada 12:06'da savunmasına başlayan İmamoğlu, saat 18:03’te savunmasını bugün devam etmek üzere sonlandırmıştı. Duruşmayı pek çok gazeteci ve siyasi isim takip etmek üzere yerini aldı.
Saat 10:52 gibi tutuklu ve tutuksuz sanıklar salona gelmeye başladı. İzleyiciler, "Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hçbirimiz", "Cumhurbaşkanı İmamoğlu", "Foncular içeri, başkanlar dışarı" sloganları atarak sanık tarafına seslendi.
İmamoğlu: Gönül isterdi ki 600 gün sonra savunma yapacağımız bir yargı düzeni olmasın
10:58'de savunmasına başlamak üzere Ekrem İmmoğlu kürsüye geldi. Savunmasının bölünmemesi sebebiyle mahkeme heyetine teşekkür ederek, bugünü aynı şekilde tamamlamayı umut ettiğini söyledi. İmamoğlu, "Tabii gönül isterdi ki 600 gün sonra savunma yapacağımız bir yargı düzeni olmasın" dedi.
İmamoğlu savunmasının lk etapta çok daha geniş ve başka bir formda olduğunu daha sonra gerekli süre tanınmayınca değişikliğe gittiğini anlattı.
İmamoğlu, Esenyurt Belediyesi kayyımının başkan yardımcısı olarak görevlendirdiği, gözaltına alındığında evinden servet çıkan Yusuf Ulutaş'ın haberini dinleme imkanı olduğunu söyleyerek duruma tepki gösterdi: "Ama akşamdan sabaha bu yargılamayı derinden etkileyen olaylarla karşı karşıya kalıyoruz. Dün gece çalışmalarımı bitirdikten sonra, düzeltilen televizyon yayını sisteminden dolayı, iki gün üzerine televizyona biraz bakabildim. Ve İstanbul'da bu operasyonların başladığı iki yıl önce, tam da bu günlere geliyor yıl dönümü. 30 Ekim'de, sevgili Ahmet Özer başkanımıza yapılan operasyonla beraber en konan vurgun yapılan milli irade vurgunuyla birlikte Türkiye'nin en büyük ilçesi, 1 milyonu aşan belki fiili yaşayanlarının 1.200.000, 300.000 civarında olduğunu bildiğimiz Esenyurt'a kayyım atandı. Ve bu kayyım atandıktan sonra, aslında devletin bir mülki amiri olmasına rağmen, bu kayyum, bayağı bildiğiniz AK Parti siyaseti yaptı. Çok net yakın bir coğrafya evimin, yaşamımın, hayatımın olduğu Beylikdüzü ile iç içe bir alan olduğu için de her yaptığı işlem ve eylemden haberdar oldum. Hatta bu kişi kaymakamken bir anda vali yardımcısı yapılıyor operasyondan önce, sonra o pozisyondan bu operasyon yapıldıktan sonra ısmarlama kayyum olarak atanıyor. Yani düşünün ki Esenyurt'a operasyon yapılacağı belli, kimin atanacağı belli. Önceden konumlandırılıyor İçişleri Bakanlığı tarafından, sonra kayyım olarak atanıyor"
"Belli ki birileri kararı size bırakmamaya yemin etmiş"
İmamoğlu İSTTELKOM A.Ş. Genel Müdürü Melih Geçek'in savcı tarfından usulsüz bir şekilde ifade çağrıldığını açıkladı. İmamoğlu, "Sayın Başkan, lütfen haberdar olmadığınızı düşünüyor ve umut ediyorum. 3 gündür devamlı söyledim. Benden önce çıkan tutuklular da söyledi. Ne dedik? Bizimle ilgili kararı siz ve heyetiniz verin dedik Sayın Başkanım, sayın heyet. Fakat belli ki birileri kararı size bırakmamaya yemin etmiş. Dün bunun çok acı ve vahim bir örneğini yaşadık Sayın Başkan."
"Savcı bizim gelişimizi bekliyor apar topar SEGBİS'le Melih Geçek'in ifadesini alyor"
"Şurada en masum 5 kişi kim deseniz, ben bir tanesi Melik Geçek derim" diyen İmamoğlu, "Masumiyetine bütün hücreme kadar inanıyorum bak, bu kadar eminim, bu kadar eminim! Melik Geçek, dün duruşma sabahı, sabah öncesi savcı, başsavcı vekili, bütün kötü eylemlere imza atanlardan birisi, ismini verecektim ama şimdi vermiyorum, o kirli ellere bir fırsat vermemek için vermeyeceğim ismini, apar topar, apar topar ifadeye çağırılıyor.
Melik Geçek'i ifadeye alıyor SEGBİS'le. Ve Melik Geçek'e SEGBİS'te İSBAK'ta bir firmayı soruyor. O firmada Melik Geçek daha öncesi sigortalı çalışmış. 2009 öncesi. Bu diyor burada yüzlerce ihale almış diyor. O da diyor ki: "Yok" diyor, "Benim bildiğim 2 ya da 3 tane ihale almıştır" diyor. Mesela siz şeyi araştırın diyor, Mehmet Türk’ün şeylerini araştırın diyor. Oraya geçelim, oraya geçelim diyor, kayda bile almıyor bunu. Bunu kayda bile almıyor. İfadesini alıyor, anlatıyor Melih, gayet samimi, içten bir şekilde ifadesini veriyor. Diyor ki: "Melih kardeş" diyor, "Sen”. Kardeşi ben ekledim. “Sen bir 15 gün daha düşün. Bir hazırlık yap, bir hafızanı tazele. Ben seni bir daha ifadeye çağıracağım." Diyor ki o da masumiyetiyle, “Ben duruşmaya katılabilirim değil mi?" diyor. Tabii, tabii, katıl." diyor. "Sen bir 15 gün bir çalış" diyor, "ben seni hatta diyor, hafta sonu aldırırım" diyor, "hafta içi de değil, hafta sonu aldırırım, sen gene duruşmalarına katılırsın" diyor. Ve SEGBİS bitiyor ve Melih kardeş buraya geliyor.
"Melih Geçek ikinci kez yedek olarak tutuklandı"
Dünü beraber yaşadık, geçirdik. Ben biraz erken çıkıyorum. Beni tek başıma götürüyorlar. Arkadaşlarım daha sonra geliyor. Geldiklerinde o olaya şahit olan bir arkadaşım, avukat görüşmemde seslenerek diyor ki: "Melih'i tekrar SEGBİS'e aldılar." Bakın, bizim cezaevine dönüşümüzü bekliyorlar, Sayın Başkan. Planlı, tasarlanmış, mahkeme kurulmuş, Melih'in cezaevine dönüşü bekleniyor. Sabah alınan ifadede Melih'le ilgili havale yok, mahkemeye havale yok, hiçbir şey yok. Tek başına, Melih'i cezaevine girer girmez SEGBİS'e alıyorlar, mahkemeye çıkartıyorlar. Mahkemeye havale dahi edilmemiş Melih'e tutuklama kararı veriyorlar. Bu tesadüfün iğne deliği değil mi, Sayın Başkan, Sayın Heyet? Yedek tutuklama! Bu utanmazlık değil de nedir? Hani 15 gün sonra bir daha ifade verecekti Melih. Şu anda desem ki Melih, lütfen ayağa kalk. Utanır biliyor musunuz ayağa kalkmaya? " ifadelerini kullandı.
Mahkeme heyetine seslendi: "Sandalyenizin etrafında, bilgisayarlarınızın içinde ahtapotun kolları var"
İmamoğlu şöyle devam etti: "Omurgaları darmadağın olmuş, dans eder gibi burada ifade veren bir müptezelin, bana daire başkanlığı yapmış bir müptezelin bir ifadesi üzerine, bir ifadesi üzerine Erol Naim'in bir ifadesi üzerine, "Bu arkadaşımı dün sabah ifadesini alıyorsun, 15 gün sonra seni çağıracağım" diyorsun, akşama tutuklama veriyorsunuz. Sayın Başkan, sayın heyet bulunduğunuz kürsüde ahtapotun kolları var. Görüyorsunuz ya da göremiyorsunuz. Ahtapotun kolları var. Sandalyenizin etrafında, bilgisayarlarınızın içinde ahtapotun kolları var. Melih’i sabah tutuklamaya sevk etmemiş ki. Öyle olsa resmi evrakta yazar. Ama gün içinde hangi talimat gitmişse, hangi tuzak kurulmuşsa, hangi pusu kurulmuşsa Melih akşam tutuklandı. Yedek tutuklama yapıldı."
Güncelleniyor...
Dayanışmaya çağrı!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
📰
E-Gazete
Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar
Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim
Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
📰
E-Gazete
Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar
Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı
E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.



