CNN Türk
Haber akışına dön

Süreci sabote etmeye çalışıyorlar! Abdulkadir Selvi yazdı...

Süreci sabote etmeye çalışıyorlar! Abdulkadir Selvi yazdı...

Terör örgütü PKK'nın silah bırakma ve tasfiye süreci, yüzyılın en kritik projesi olarak nitelendiriliyor; ancak dış güçler ve iç sabotaj girişimleri bu hassas adımları baltalamaya çalışıyor. Peki kim neyi amaçlıyor? Hürriyet yazarı Abdulkadir Selvi köşesinde dikkat çeken bir yazı kaleme aldı.

PKK’nın silah bırakması ve tasfiye süreci yüzyılın projesi. Madem yüzyılın projesi o zaman yüzyılın özenini ve hassasiyetini göstermek gerekiyor. Bazen büyük yangınlar küçük kıvılcımlardan çıkıyor. Geçmiş dönemlerde bunları çok yaşadık. Çoğu zaman da planlı sabotajlar yapıldı.

2013-2014’teki çözüm sürecinde bir sahne yaşanıyor. PKK’nın başındaki Murat Karayılan, Kandil’e giden HDP Heyeti’ne, “Size iki faks göstereceğim” diyor. “Bunlardan biri Türkiye’deki bir gazeteciden geldi. Diğeri ise CIA’nın bizimle ilgili birimin başındaki şahıstan. Ama ikisi de aynı merkezden çıkmış, her ikisi de kelime kelime aynı şeyi söylüyor. Türkiye’deki gazeteciden gelen faksta, ‘Siz Türkiye ile bir süreç yürütüyorsunuz. ABD de devrede olsun. ABD sizin haklarınızı korur. ABD devrede olmazsa Türkiye sizi aldatır’ diyor. CIA’da bizden sorumlu olan şahsın faksı da kelime kelime aynı.”

Çözüm süreçlerini büyük güçler sabote etti. Ama kimi zaman süreç yönetiminde yaşanan küçük krizler süreci sabote etmek isteyenlerin eline fırsat verdi. Habur rezaletinde yaşandığı gibi.

Barzani’nin korumalarının Cizre’de uzun namlulu silahlarla bulunmaları, Bahçeli’nin tepkisi üzerine Barzani’nin ofisinden yapılan densiz açıklama sürece zarar verdi. Daha sonra yapılan açıklama ile durum toparlanmaya çalışıldı. Bahçeli’nin olgun tavrı ile kıvılcım bir yangına dönüşmeden söndürüldü. Ama hasar verdi. Bu tür ufak yol kazaları sürece olan güveni sarsıyor, süreci enfekte ediyor.

Bese Hozat ve Gülistan Koçyiğit terörsüz Türkiye sürecine yönelik iki sabotaj girişimine tanıklık ettik. Bese Hozat, Öcalan’ın çağrısına uyarak silahlarını ateşe atan ilk grubun başında yer almıştı. Hâlâ da kafasındaki silah duruyor. Bese Hozat, sürece yönelik ciddi soru işaretlerinin oluşmasına yol açan açıklamalar yaptı.

Hâlâ yasal düzenlemeler belli olmadan “Af değil, özgürlük yasaları istiyoruz” dedi. “Eğer Türk devleti adım atmaz, Kürt sorununu demokratik temelde çözmez, Kürtlerin varlığını ve kimliğini tanımazsa Türkiye’nin geleceği çok karanlıktır” diye konuştu.

Öcalan’ın çağrı yaptığı, Erdoğan ve Bahçeli’nin bedenini taşın altına koyduğu bir süreçte bu çıkış neye hizmet eder? Bir, süreci sabote etmek isteyenlere hizmet eder. Terörsüz Türkiye sürecini sabote etmek için Kandil’i su yoluna çeviren İsrail’e yarar.

DEM Parti Grup Başkan Vekili Gülistan Kılıç Koçyiğit ise İmralı ziyaretinin ardından süreci sabote eden açıklamalar yapmaya devam ediyor. Cumhurbaşkanı’nın Kürt sorununun demokratik yöntemlerle çözümü konusundaki tarihi duruşunu bilmesine rağmen Erdoğan’a büyük haksızlık ediyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan söz ederken, “O’nun iradesine” gibi yakışıksız bir ifade kullanıyor. Eğer bugün televizyonlarda 24 saat Kürtçe yayın varsa, istediğin yerde rahatça Kürtçe olarak konuşabiliyorsan, çözüm süreci yeniden gündeme gelebildiyse “O’nun” dediğin şahsın, yani Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sayesinde bunları yapabiliyorsun.

Gülistan Koçyiğit, “Ben iktidarın, iktidarda kalıp kalmamaktan bağımsız olarak bu süreci yürüttüğünü hiç düşünmedim. Hâlâ da düşünmüyorum” diyor. Erdoğan’ı hiç anlamamış. Erdoğan oy kaygısıyla bunu yapsa tam tersini yapardı.

Bu aşamada tarihi gerçekleri hatırlatmak istiyorum. CHP’nin tek parti yönetimi zamanında 17 Kürt isyanı oldu. Nasıl bastırıldığını biliyorsunuz. ‘Beyaz Toros’ların gezdiği, faili meçhul cinayetlerin yaşandığı 90’lı yıllarda ise CHP, iktidar ortağıydı. Ama HDP-DEM çizgisi hep CHP ile işbirliği yapmayı tercih etti.

Erdoğan, 2005 yılında Diyarbakır meydanında “Kürt sorunu benim sorunumdur” derken, PKK kepenkleri kapattırdı. 2013-2015 sürecinde “Baldıran zehiri içmeye hazırım” derken, hendek savaşlarını başlattı. Buna rağmen Erdoğan, üçüncü kez çözüm sürecini başlattı. AK Parti iktidar olduğunda Kürt sorunu adına 32 başlık vardı. Anadilde eğitim başlığı dışındaki sorunların tümü çözüldü. Siyasi olarak bedel ödedi. Erdoğan, oy kaygısıyla değil, din kardeşliği ve eşit yurttaşlık inancı nedeniyle bunları yaptı. Kafasından silahı atamayanlara rağmen Erdoğan, bir kez daha elini değil bedenini taşın altına koydu.

Okumaya devam et

Pusholder

Senin gündemin

Okuma seçenekleri

Push AIÖzet

PusholderKaynakta oku
cnnturk.comOkuma görünümü

Süreci sabote etmeye çalışıyorlar! Abdulkadir Selvi yazdı...

CNN Türk haberinin tam metni · Pusholder okuma görünümü

Süreci sabote etmeye çalışıyorlar! Abdulkadir Selvi yazdı...

Terör örgütü PKK'nın silah bırakma ve tasfiye süreci, yüzyılın en kritik projesi olarak nitelendiriliyor; ancak dış güçler ve iç sabotaj girişimleri bu hassas adımları baltalamaya çalışıyor. Peki kim neyi amaçlıyor? Hürriyet yazarı Abdulkadir Selvi köşesinde dikkat çeken bir yazı kaleme aldı.

PKK’nın silah bırakması ve tasfiye süreci yüzyılın projesi. Madem yüzyılın projesi o zaman yüzyılın özenini ve hassasiyetini göstermek gerekiyor. Bazen büyük yangınlar küçük kıvılcımlardan çıkıyor. Geçmiş dönemlerde bunları çok yaşadık. Çoğu zaman da planlı sabotajlar yapıldı.

2013-2014’teki çözüm sürecinde bir sahne yaşanıyor. PKK’nın başındaki Murat Karayılan, Kandil’e giden HDP Heyeti’ne, “Size iki faks göstereceğim” diyor. “Bunlardan biri Türkiye’deki bir gazeteciden geldi. Diğeri ise CIA’nın bizimle ilgili birimin başındaki şahıstan. Ama ikisi de aynı merkezden çıkmış, her ikisi de kelime kelime aynı şeyi söylüyor. Türkiye’deki gazeteciden gelen faksta, ‘Siz Türkiye ile bir süreç yürütüyorsunuz. ABD de devrede olsun. ABD sizin haklarınızı korur. ABD devrede olmazsa Türkiye sizi aldatır’ diyor. CIA’da bizden sorumlu olan şahsın faksı da kelime kelime aynı.”

Çözüm süreçlerini büyük güçler sabote etti. Ama kimi zaman süreç yönetiminde yaşanan küçük krizler süreci sabote etmek isteyenlerin eline fırsat verdi. Habur rezaletinde yaşandığı gibi.

Barzani’nin korumalarının Cizre’de uzun namlulu silahlarla bulunmaları, Bahçeli’nin tepkisi üzerine Barzani’nin ofisinden yapılan densiz açıklama sürece zarar verdi. Daha sonra yapılan açıklama ile durum toparlanmaya çalışıldı. Bahçeli’nin olgun tavrı ile kıvılcım bir yangına dönüşmeden söndürüldü. Ama hasar verdi. Bu tür ufak yol kazaları sürece olan güveni sarsıyor, süreci enfekte ediyor.

Bese Hozat ve Gülistan Koçyiğit terörsüz Türkiye sürecine yönelik iki sabotaj girişimine tanıklık ettik. Bese Hozat, Öcalan’ın çağrısına uyarak silahlarını ateşe atan ilk grubun başında yer almıştı. Hâlâ da kafasındaki silah duruyor. Bese Hozat, sürece yönelik ciddi soru işaretlerinin oluşmasına yol açan açıklamalar yaptı.

Hâlâ yasal düzenlemeler belli olmadan “Af değil, özgürlük yasaları istiyoruz” dedi. “Eğer Türk devleti adım atmaz, Kürt sorununu demokratik temelde çözmez, Kürtlerin varlığını ve kimliğini tanımazsa Türkiye’nin geleceği çok karanlıktır” diye konuştu.

Öcalan’ın çağrı yaptığı, Erdoğan ve Bahçeli’nin bedenini taşın altına koyduğu bir süreçte bu çıkış neye hizmet eder? Bir, süreci sabote etmek isteyenlere hizmet eder. Terörsüz Türkiye sürecini sabote etmek için Kandil’i su yoluna çeviren İsrail’e yarar.

DEM Parti Grup Başkan Vekili Gülistan Kılıç Koçyiğit ise İmralı ziyaretinin ardından süreci sabote eden açıklamalar yapmaya devam ediyor. Cumhurbaşkanı’nın Kürt sorununun demokratik yöntemlerle çözümü konusundaki tarihi duruşunu bilmesine rağmen Erdoğan’a büyük haksızlık ediyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan söz ederken, “O’nun iradesine” gibi yakışıksız bir ifade kullanıyor. Eğer bugün televizyonlarda 24 saat Kürtçe yayın varsa, istediğin yerde rahatça Kürtçe olarak konuşabiliyorsan, çözüm süreci yeniden gündeme gelebildiyse “O’nun” dediğin şahsın, yani Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sayesinde bunları yapabiliyorsun.

Gülistan Koçyiğit, “Ben iktidarın, iktidarda kalıp kalmamaktan bağımsız olarak bu süreci yürüttüğünü hiç düşünmedim. Hâlâ da düşünmüyorum” diyor. Erdoğan’ı hiç anlamamış. Erdoğan oy kaygısıyla bunu yapsa tam tersini yapardı.

Bu aşamada tarihi gerçekleri hatırlatmak istiyorum. CHP’nin tek parti yönetimi zamanında 17 Kürt isyanı oldu. Nasıl bastırıldığını biliyorsunuz. ‘Beyaz Toros’ların gezdiği, faili meçhul cinayetlerin yaşandığı 90’lı yıllarda ise CHP, iktidar ortağıydı. Ama HDP-DEM çizgisi hep CHP ile işbirliği yapmayı tercih etti.

Erdoğan, 2005 yılında Diyarbakır meydanında “Kürt sorunu benim sorunumdur” derken, PKK kepenkleri kapattırdı. 2013-2015 sürecinde “Baldıran zehiri içmeye hazırım” derken, hendek savaşlarını başlattı. Buna rağmen Erdoğan, üçüncü kez çözüm sürecini başlattı. AK Parti iktidar olduğunda Kürt sorunu adına 32 başlık vardı. Anadilde eğitim başlığı dışındaki sorunların tümü çözüldü. Siyasi olarak bedel ödedi. Erdoğan, oy kaygısıyla değil, din kardeşliği ve eşit yurttaşlık inancı nedeniyle bunları yaptı. Kafasından silahı atamayanlara rağmen Erdoğan, bir kez daha elini değil bedenini taşın altına koydu.

Kaynak adresi

https://www.cnnturk.com/turkiye/sureci-sabote-etmeye-calisiyorlar-2369295