07.11.2026 - Barış Anneleri’nin asker ve polis annelerine birlikte barışı talep etme çağrısı.
Türkan Aslan Ağaç: Aynı Savaşın Farklı Taraflarında Evlatlarını Kaybedenler Zamanla Birbirlerinin Acısına Yabancılaşabilir

Ankara’da Meclis’in kapısını çalan, Kurtuluş Parkı’nda barış nöbeti tutan Barış Anneleri’nin son çağrılarından biri, belki de bütün siyasi açıklamalardan daha fazla üzerinde durmayı hak ediyor: Asker ve polis annelerine birlikte barışı talep etme çağrısı.
Peki, gerilla anneleriyle asker anneleri aynı gün Ankara’ya gelse, aynı yerde nöbet tutsa, Meclis koridorlarında birlikte yürüse ve siyasi partilerle aynı heyet içinde görüşseydi ne değişirdi? Barış talebinin toplumsal karşılığı ve siyasetin bu talebe yaklaşımı nasıl etkilenirdi?
Bir ülkede barışın ne kadar mümkün olduğunu anlamak için bazen müzakere masalarına, siyasi açıklamalara ya da imzalanan metinlere değil, birbirinden uzak düşürülmüş insanların birbirine ne kadar yaklaşabildiğine bakmak gerekir.
Çünkü savaş yalnızca insanların hayatını kaybetmesine neden olmaz; geride kalanların ilişkilerini, birbirlerini algılama biçimlerini ve ortak bir gelecek kurma ihtimallerini de değiştirir. Aynı savaşın farklı taraflarında evlatlarını kaybeden insanlar, zamanla birbirlerinin acısına yabancılaşabilir. Birinin kaybı kamusal alanda tanınırken ötekininki görünmez kalabilir. Böylece savaş, ölümün ardından da insanların hafızasında, korkularında, öfkelerinde ve birbirlerine koydukları mesafelerde yaşamayı sürdürür.
Bu sorunun önemi, yan yana gelecek kişilerin sayısının artmasından ya da verilecek mesajın daha güçlü duyulmasından ibaret değil. Asıl mesele, barış talebinin toplumsal sınırlarının değişmesi.
Gerilla anneleriyle asker annelerinin yan yana gelebilmesi, tam da bu mesafeyi aşma ihtimali bakımından önemlidir. Başkasının acısını tanımak, onun bütün siyasi düşüncelerini benimsemek ya da kendi çocuğunun hikâyesinden vazgeçmek değildir.
Türkan Aslan Ağaç’ın yazısı
