İran'ın önde gelen çevre aktivistlerinden Muhammed Derviş, Urumiye Gölü'ndeki kuraklık tartışmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Eski Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani döneminde Stratejik Araştırmalar Merkezi Çevre Bölümü Başkanlığı görevini yürüten Derviş, göldeki kuraklık nedeniyle ortaya çıkan tuz tozu taşınımının Türkiye'yi olumsuz etkilemeyeceğini kaydetti.
Tuz Tozu Taşınımı Türkiye'yi Etkileyecek Mi? Türkiye Sınırındaki Dev Göl İçin Kritik İklim Uyarısı

Türkiye için risk sınırlı: Rüzgarlar doğuya esiyor
Derviş, konuya ilişkin görüşlerini şu sözlerle dile getirdi: "Urumiye Gölü'nün iklimsel değişiklikleri Türkiye'yi olumsuz yönde etkilemez çünkü hakim rüzgarlar batıdan doğuya doğru esiyor. Yani Doğu Azerbaycan eyaletlerinin olduğu tarafı, Erdebil'den Zencan'a kadar olan kısımlar etkilenir." Uzman, bu durumun komşu ülkeler için bir tehdit oluşturmadığını, tehlikenin batıdan doğuya doğru ilerlediğini belirtti.
Tehlike İran'ın batısında: Göç ve sağlık riski
Rüzgarın taşıdığı tuz tozunun ana etkisini İran'ın batısındaki şehirlerin hissedeceğini kaydeden Derviş, Şebisten, Marağa, Bonab ve Zencan başta olmak üzere Doğu Azerbaycan eyaletinin ciddi şekilde etkilenebileceğini söyledi. Bu durumun bölgede göçü tetikleyebileceğini, Tebriz'in hava kalitesini düşürebileceğini ve hastalıkları artırarak tedavi maliyetlerini yükseltebileceğini ifade etti.
Urumiye Gölü'nün normal seviyesine ulaşabilmesi için 12 milyar metreküp suya ihtiyaç duyduğunu aktaran Derviş, şu anda gölde 4 milyar metreküp su bulunduğunu kaydetti. Bu miktarın son on yılın en iyi seviyesi olduğunu vurgulayan Derviş, son yıllardaki iyi yağışların devam etmesi halinde yirmi yıl aradan sonra gölün ilk kez normal seviyesine yaklaşabileceğini belirtti.
Kurumanın nedeni: Barajlar ve köprü
Göl çevresindeki aşırı su kullanımı ve göle dökülen 14 nehir üzerine inşa edilen barajların kurumadaki en önemli etkenler olduğunu belirten Derviş, çiftçilere alternatif gelir kaynakları sağlanmadıkça durumun düzelmeyeceğini söyledi. Derviş, "Çiftçilere alternatif geçim kaynakları sunmadıkça, gölün normal bir yılda dayanma gücünü koruma ihtimali çok zayıf" ifadelerini kullandı.
Eski Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad döneminde gölün ortasına yapılan Şehit Kelanateri Köprüsü'nün de durumu kötüleştirdiğini aktaran Derviş, "Köprü maalesef gerekli standartlara uymadığı için göl suyunun kuzeyden güneye akışını durdurdu ve sedimantasyonu (tortulanmayı) artırdı. Köprü Urumiye Gölü'nün kurumasını hızlandıran etkenlerden biri olarak kabul ediliyor" diye konuştu.
Çözüm çabaları ve çiftçi direnişi
Urumiye Gölü'nü kurtarmak için 28 farklı çözüm yolunun önerildiğini ancak bunların çoğunun uygulanamadığını belirten Derviş, zirai ürün ekiminin azaltılması planının milletvekillerinin baskısıyla hayata geçirilemediğini aktardı. Derviş, "Bu planlar arasında zirai ürünlerin ekiminin azaltılması vardı ancak milletvekillerinin baskısı ile bu uygulanmadı ve bunun yerine çevreyle uyumlu ve az su tüketen birtakım türlerin yetiştirilmesi planı gündeme geldi ancak bu da gerçekleşmedi. Barajların su hakkının Urumiye Gölü için serbest bırakılması gerekiyordu, o da olmadı" dedi.
Zamanında Zap Nehri'nden 600 milyon metreküp suyun göle aktarılmaya çalışıldığını ancak bölgedeki çiftçilerin suyun göle ulaşmasına izin vermediğini kaydeden Derviş, bu nedenle canlandırma projelerinin çoğunun başarısızlıkla sonuçlandığını vurguladı. Bölgedeki tarımsal faaliyetlerin su hakları konusundaki hassasiyet, çevresel çözümlerin önündeki en büyük engellerden biri olarak öne çıkıyor.
Son yağışlar kurtarıcı oldu
Son iki yıldaki yağışlı dönemin göl için hayati önem taşıdığına dikkati çeken Derviş, "Geçen sene ve bu sene yağışlı bir dönem geçirilmemiş olsaydı Urumiye Gölü sonsuza dek kaybedilecekti" dedi. Bölgede içme suyu ihtiyacı karşılandıktan sonra göle 3 ile 4 milyar metreküp arası su verilmesi gerektiğini belirten Derviş, ancak bu şekilde gölün kalıcı olarak canlanabileceğini söyledi.



